- Süphaneke subhansın, Bize ne öğretirsen biz onu biliriz, senin öğretmediğin şeyi biz bilmeyiz. Dedi melekler. Büyüklerin yolunu tut, büyüklerin yolu selâmettir. Cenâb-ı Hak şerefli kullarıyla bizi beraber etsin. Aklında bulunsun, kulağında olsun ki; arkadaşlık yaptığın insan şerefli, namuslu, doğru bir kimse olsun ve arkadaşlık yaptığın kimse Allah’a sevgili bir kul olsun. Çünkü Allah’ın sevdiği kulu seveni Allah sever. Allah’ın sevmediği kulu seveni Allah sevmez. Bak, bu bütün hayatın boyunca seni her türlü tehlikeden saklar. Dünyada güzel geçer, ahireti de güzel olur.
Bir tek mesele: Allah’ın sevdiği kimseleri sev. Tabî Allah’ın sevdiği kul çok. En sevdiği kul Efendimiz s.a.v’ dir, onun için Efendimiz s.a.v i sevmek vaciptir.
- Allah’tan sonra seveceğimiz kim olmalıdır? Efendimiz s.a.v.’ dir.
Allah’ı biz bilemeyiz, yâni Allah nasıldır diye düşünemeyiz. Onun için Allah’a doğrudan sevgini vermek kolay mesele değildir. Peygamberi tasavvur edebilirsin; Belki rüyâda görebilirsin, belki uyanıkken. Efendimiz s.a.v.’i uyanıkken de gören çoktur. Fakat Cenâb-ı Allah’ı düşünebilmek, hayâline getirebilmek imkânsızdır, lâkin Allah’a muhabbet farzdır.
Peygamberi sevdiğin derecede Allah’a muhabbetin artar. Onun için Allah, habîbini tek yaratmıştır. Bir ikincisi yoktur ve ona ilâhi muhabbetini vermiştir. Bu ilâhi muhabbetle kullar Efendimize koşar. Efendimizin muhabbeti onların kalplerine akmıştır. Cenâb-ı Hak’kın azıcık muhabbeti ummân olur yâni okyanuslar olur. Cenâb-ı Hakk’ın lütfettiği ufak muhabbeti bütün insanlığı kaplar. Efendimizin hakîki muhabbeti ortaya çıksa, insanoğlu her şeyi bırakır ve dünyada bakıp ta ferah edeceği ve sevineceği bir şey artık kalmaz, hepsi biter. Buna örnek olarak Yusuf a.s.’ın mükemmel güzelliğini örnek verebiliriz.
Yusuf a.s.’ın cemâli öyle güzeldi ki; Bir gün, Zülêyha Mısırın kadınlarını evine dâvet edip ellerine bıçak ve elmaları verdi. Yusuf a.s.’ı gören kadınlar tabaktaki elmaları kesecekleri yerde parmaklarını doğradılar. Cenâb-ı Hakk’ın Yusuf Peygambere verdiği olağanüstü güzellik, Efendimiz s.a.v.’in güzelliğinden yalnız ca bir noktadır.
- Niçin Efendimiz s.a.v.’i gören ondan ayrılamaz?
O muhabbet Allah’ın muhabbetini temsil eder. Allah araya vâsıta sokmadan, Efendimiz s.a.v.’e doğrudan muhabbetinden ve sevgisinden vermiştir. Binlerce senedir Efendimiz s.a.v.’in muhabbetinden müminlerin kalpleri kaynamaktadır. Onu görmek isterler ve onu gören ondan ayrılmak istemez.
Allah’ın sevdiğiyle beraber ol. Allah’ın en sevdiğini sev. Peki,Efendimiz s.a.v.’i hayâlinde canlandıramazsan,Yusuf peygamberi düşün. Onun güzelliği bizim anlayışımıza daha yakındır. Yusuf peygamberin kalpleri çekici güzelliği, Efendimiz s.a.v.’in ilâhi güzelliğine rehber olur.
Allah’ın sevmediğini sevmezsen başına iş açarsın ve çeşit türlü şikâyet mevzuları olur. Sıkıntının sebebi Allah’ın sevmediğinin kalbinde yer etmiş olmasıdır. Bir kimsenin kalbinde Allah’ın sevmediğini yeri varsa bitti. Kimileri sıkıntılarının sebebi olarak büyüler yapılmış zanneder ama kalbi Allah’la değil putladır. Allah’ın sevmediğinin sûreti cepte, muhabbeti kalpte ve övgüsü dillerde oldukça bu zindandan kurtulmanın imkânı yoktur.
Bu dava; Allah için sevmek ve Allah için sevmemektir. Bu dînin esaslarındandır. O vakit;
“Benim kulum sevdiğimi sevdi, sevmediğimi de sevmedi”
Diye Cenâb-ı Allah âhiret elbisesi giydirir. Bu saadet elbisesi belki dünyada zâhir olmaz ama âhirette olacaktır. Bu genç kimselere ve hayatını yeni têsis etmek isteyenlere nasihattir. Gencin yaşama ümîdiyle yaşlının yaşama ümîdi bir değildir. Allah’ın sevdiği bir kimseyi bul da onunla beraber yürü. Allah’ın sevmediğini sakın seveyim deme kınanırsın. Yaşama ümîdi olan kimseler için hayatta en gerek duyulacak meseledir;
- Kimi seveyim, kimi sevmeyeyim?
Allah’ı seveni sev, Allah’ı sevmeyeni sevme. Bir de Allah’ın sevdiğini sev, sevmediğini sakın sevme. Saadet libâsını giydir, rahmet kapılarını aç Yâ Rabbi.
Not: Ş.Nazım Kıbrısi hz. Sohbetlerinden.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder