17 Mart 2010 Çarşamba

SOHBET DÜNYASI - 152 - KÖTÜ ARKADAŞ

Kıyâmet gününde çok kimseler;

- Keşke filân kimseyle arkadaşlık etmeseydim,

Diyecektir. Kişi arkadaşından azar. Âhir zaman hakkında Efendimiz a.s. buyurdular;

“Ahir zamanda insanların evlâtları ana babalarıyla değil de arkadaşlarıyla ünsiyet edecektir. Ana babalarını saymayacak, sevmeyecek, onlara kıymet vermeyecekler. Arkadaşım diye yedi kat garip yabancı insana yakınlık gösterecek, canciğer olacak, ana baba deyince eteğinden silkip atacak. Ana babasını yaklaştırmayacak.. Yakınlık göstermesi gereken insanları bırakıp, yakınlık göstermemesi gereken insanlara yanaşacak”

Cemiyet nîzamının alt-üst olmasının işâretidir. İnsanın en yakın olması gereken, en çok kendisine fedakârlık eden, en çok kendisini seven, en çok kendisine iyilik isteyen ve îkram eden insanların ana babalarıdır. Sana ana babadan daha sevgi gösteren kimse yoktur. Hele bu zamanda insanlara Allah için değil, menfaat için yakınlık gösterirler. Canciğer tavır takınır, içeriden değil dışarıdan gösterirler. Bu zaman evlâtlarının çoğu Efendimiz s.a.v.’in kıyâmet alâmeti olarak bildirdiği sûrettedir. Sonrada kıyâmet gününde;

- Keşke filân kimseyle görüşmeseydim, arkadaşlık yapmasaydım ki beni şaşırttı, hak yolundan beni saptırdı.

Bu zaman işte o zamanın temsîlidir. Şeytan gençleri toplamak ister. Şeytan nasıl toplar;

Şeytanın insanlar arasında kolları vardır. Gözünü aç, yapıştı mı bırakması yoktur. İhtiyarlara ara sıra musallat olur ama ihtiyarların atılıp kakılacak hali kalmadı artık iki ayağı çukurdadır. Şeytan ajanları genç insanların arkasına düşer ve onları ayartır. Hak yolundan çekip, delâlet yoluna sürer. Şimdi hesâba gelmeyecek kadar çoktur.

- Keşke o filânla yürümeseydim, ne ettiyse o melun bana etti. Yâ Rabbi bana verdiğin azabın on kat fazlasını buna ver!,

Hitap gelecek;


“Azap hem ona hem sana katlansın gelsin!”

Azap kolay mesele değildir, insanın aklının, hafızasının sığamayacağı bir iştir. Allah’ın azabından sakınmak lazımdır. İnsan çok nâziktir, en ufak bir ağrıya sızıya dayanamaz. Hemen o ağrısını yensin, kurtulsun diye bir avuç hap yutar. lakin Cenab-ı Hakk’ın âsi, nankör, saygısız, küfürbaz, edepsiz, zâlim, habis kulları için hazır ettiği azap, akıl ve hayâl hududunu zorlar.

- Bu azaba insan nasıl dayanır?

Dayansın, dayanmasın. Cehennem ehli diyecekler ki;

“Feryat edelim, belki azabımız hafifler” diye bağırırlar, bitap kalırlar, ne feryat ediyorsunuz diye soran olmaz. Bir iki saatlik mesele değil aradan kaç bin yıl geçer, dişleri kenetlenir ve ses veremez olur. “Acaba bu sabrımızdan dolayı bir fayda olur mu?” hitabı izzet gelir ki;

- Ey ehlin nar, ey ateşin sâkinleri, cehennem ehli! Sabretseniz de etmeseniz de fark etmez. Dünyada azıcık sabretseydiniz bu gün bunlar başınıza gelmezdi. Burası sabretmenin yeri değildir. Sabretmeniz veya feryat etmeniz bir fayda getirmez, çünkü cehennemdeki zebânilerin kulakları işitmez.

Cehennem müthiştir. Su yerine kaynamış en keskin asitten daha beter şeyler vardır. Dünyaya bir kepçe dökülse her yeri asit yapar. Dağ, toprak, deniz diye bir şey kalmaz, hepsini aside döndürür. (Allah Muhafaza).

Gençlerin arkasında yetmiş şeytan, yaşlıların arkasında yedi şeytan dolaşır. Yaşlılardan ümit kesmiştir, çukur bir yer olursa çelme taksın diye arkasında dolaşır. Ancak iki iyi arkadaş olursa, onlara bakar sağlam olduklarını görünce;

- Bunlara yaklaşma, ikisi de Peygamber yolunda giden ümmettir, tepelerse altı aylık mesafeden atar, işe yaramazsınız.

Diye öbür şeytana bildirir. Arkadaşlık edecek insan azaldı. Uyuz kimselerin yanına yaklaşma. Uyuz derken; zâhirdeki uyuz hastalığı değildir, lâmba suyu (gaz yağı) dökersin, uyuzluğu temizlersin . Mânevi uyuz tutarsa kurtulması zordur. Pis, edepsiz, hırsız, yalancı, sarhoş, utanmaz, mezhep tanımaz, kumarbaz hastalığı ve uyuzluğu çeşit türlüdür.

Not.; Ş. Nazım Kıbrısi hz. sohbetlerinden.

Hiç yorum yok: