
Allah şeytanı meclisimizden uzak etsin. Umûmi inen ve husûsi inen rahmet vardır. Husûsi olan rahmet bazı münasebetle iner. İki mümin Allah için muhabbet edip bir araya gelirse rahmet iner. Meclis uzarsa rahmetin inmesi de uzar, kısa tutulsa yine rahmet o miktarda iner.
Sohbetle insanlar terbiye olur, sohbet olmasa insan odun gibi kalır. Sohbet; hayra doğru delil olur veya şerden seni sakındırır. Hayır yolundan bir yol açılmazsa o sohbet malayânidir. Kahvehanede de sohbet olur, oradaki sohbetle bizim sohbetimiz ayrılmalıdır.
- Kahvehanedeki sohbetle hakiki sohbet arasındaki fark nedir?
Sana hayra doğru bir yol açabilirse o sohbet hakiki sohbettir. Bu gibi meclisler Allah’a ve Peygamberine yaklaştırır. Eğer o meclis bir hayır yolu açıp şer yolunu tıkayamazsa meclis değildir.
Bizim meclisimizde her dâim sohbet için izin talep edilir, oturduğumuz vakitten itibaren o(izin talep ettiğimiz) Evliyânın tasarrufu altına gireriz. Onlar neyi söylerse veya neyi anlatmak isterse onu söyleriz. Onlar bize mânevi muhabbeti ve aşkı şevklerinden vermeselerdi buraya mağripten ve maşrıktan bu kadar insan toplanıp gelmezdi.
Dâima hayırlı meclislerde olalım çünkü hayırlı meclisler seni hayra götürür, hayırsız olanlar cehenneme götürür.
Dün ana karnındaydık, bu gün dünya üzerindeyiz, yarın toprağın altındayız. Dünyanın kânunudur; önce yeryüzünde mekân tutarsın sonra toprağın altında mekân tutarsın. Sonra senin amelin neyse ameline uğrarsın. Defnolunduğun vakitte kapıyı açarlar ;
- Buyurun.! Derler.
Kapın sağ tarafından açıldıysa işin iyidir;
- Kalk bakalım yukarı, kalk!
Evet kalkıp oturduğunda sağdan veya soldan bir kapı açılacaktır ve içeri bakarsın, iyi şeyler gönderirsen iyi şeyler bulursun. İyi şeyler gönderemezsen bir şey bulamazsın. Kendi amelinle ve hizmetinle kabre gönderip hazır ettiklerin mühimdir. Arkadan gelen dualar ancak çiçeğin üzerine serpilen sular gibidir.
- Kabre indiğinde ne bulacaksın?
Gönderdiğini bulacaksın. Komşudan bir şey almaya orada sıra yoktur. İyi ameldeysen kapın açılır, seni içeri buyur ederler, hûri ve gılmanlar karşılar. Bu kün fe yekûn ile âletsiz edevatsız hazır olandır.
Eğer (hafazan Allah) kapı sol taraftan açılıp kul içeri baktığında, içeride yılan, çıyan veya akrepten ne kadar insana ürküntü veren haşarat varsa hepsinin ıslık çalarak dolaştığını görür. İster zengin ol ister fakir, ister âlim ol, ister zâlim, ister bey, ister paşa ol, ister işçi ister patron ol, iki taraftan birisine girecektir. Kapı sağ taraftan açılırsa görür ya ferah edersin veya sol taraftan bakarsın;
- Aman ne yapacağız?
Zaten dünya sarhoşluğuyla bütün vakit onun içerisinde olduğunun farkında değildin.
- kimdir bu adam tanıdın mı?
- Tanır gibi oluyorum ama daha kestiremedik (o vakit kendi fotoğrafı gösterilir),o benim!
- Sensen bu hâl senindir.
Mühürlü ağzınla hayır benim değildir diyemezsin. İşte orada yalnızsın, ne kadar zengin olsan da, sultan olsan da yalnızsın. Kabre yalnız yatarsın ve kabirdeki melâikeler orada hatır bilmez. Sağ taraftakiler hoş geldin diye karşılanacaktır, sol taraftakilere bu kadar zaman dünyada durdun bir yere yaramadın mı? Bir şey getiremedin mi? Denir ve demirden gürzlerle güm! diye kafasına vurulur.!
Bunun üzerine Şeyh Abdullah Dağistani Hz.;
“insan bir sabah, bir de akşam tefekkür etsin. Sabah kalktığı vakitte ben neyim? Kimim? Kim içinim? Ne yapmam gerekir? Neye mükellefim diye düşünsün, orada gerekir”
- Ben kimim?
- Ben Hasan oğlu Hüseyin’im, anamın adı şu.
- Senin aslî hüviyetini tanıdın mı?
Tanışabildin mi aslınla, yâni âlemi ervahta duran ve arşı tavaf edip duran has kullardan bir kimse misin? Sen kimsin, necisin ne işteydin? Biz buraya Allah’ın emriyle bir kul geldi diyerek yoklamaya, sınamaya geldik. Sen kimsin?
Temiz nesef sahibi soruları cevaplandıracaktır. Soyunu yediye kadar saysa gene kurtarır ki, kendisinin kimin sulbün den geldiğini, Adem a.s.’a kadar sayabilen Evliyâlar vardır.
- Sen kimsin?
- Ben Allah’ın kuluyum.
- Rabbin kimdir?
- Rabbim Celle ve Âlâdır.
Ya tevvif sürdürülür veya, şimdi sen serbestsin denir.
Çoğu tutulur ve cevap veremez. İçeride kalır. Tahkikat alınıp ceza verilir.
Onun için ey mümin; O mahşer gününde apışıp kalmamak için aklını bir parça kullanın, hareketlerinize çeki düzen verin. Çünkü ansızdan hücceten zuhur eden, hiç işitmediğiniz ve görmediğiniz büyük bir hâdise meydana gelebilir.
İşte Efendimizin vârisleri olan Evliyâlar, ümmeti Muhammed’in kullarına zâhirde ve bâtında hizmet ederek onları kurtarmak için mücâdele ederler. Sen de bir mukâbele arasan, sana da buldurur. İster mağripte isterse maşrıkta buldurur. Sana takviye verir.
Aklın genç ve dinç olduğu takdirde bedenin başına tâbidir. Bedenin başının emrinde yürür. Onun için dikkat et sağlam dur, şeytana teslim olmamak ve şeytanın hizmetinde olmamak saadettir. Bizi bu aczin içerisinde bırakma Yâ Rabbi...!
Not; Ş.Nazım Kıbrısi Hz. sohbetlerinden.













