Herkes dünya işinden yapacağını bilir. Yalnız bizim söyleyeceğimiz kolay yol, selâmet yol, şerefli yol, taat ve ibâdet yolunu göstermek içindir. Bu yollar tarîkatlardır yâni dünyaya giden değil Allah’a giden yollardır. Onun için her kim tarîkatla dünya arasa yolunu şaşırtmış demektir. Yanlış yoldadır ve onun yolunda feyiz olamaz. Onların nefislerini terbiye etmesi güçtür.Dünyaya çağıran adam, insanların nefislerini azdıran kimsedir. Biz ise azgın nefsin elinden kurtulmak isteriz. Bir kimse azgın nefse mahkûm olursa dünyadan doymaz, âhireti unutur. Âhireti unutan Allah’a hizmeti unutur, Allah’a hizmeti unutan, kulluğu bırakmış olur. Allah’a kulluğu bırakan şeytan kulu olur. Bu Nakşibendi yoludur, Allah’a çağıran yoldur.
Yol; sefer, sakar cehenneminden bir parçadır. Yâni seferde zahmet vardır. Evdeki rahat seferde bulunmaz. Beş yıldızlı bir otelde olsa insan gene evini arar. Âdi seferde bile zahmet vardır.
- Allah’a giden yolda zahmet olmaz mı? Olur.
Bir defa Allah’a ilk karşı gelen senin nefsindir. Allah yolunda gitmek istersen;
“Ne yapacaksın? Niçin tarîkata gireceksin? Niçin fazla ibâdet edeceksin?” diye sana karşı çıkar.
Zâten fazla ibâdet için yaratıldık. İbâdetten daha üstün bir şeref ve daha üstün bir hizmet yoktur. Dünyadaki hiç bir iş ibâdet kadar kıymetli olamaz. Çünkü ibâdet Allah’adır. Öteki yaptığın işler nefsinedir ki bu kıyas kabul etmez. Allah için çalıştığınla nefsin için çalıştığın müsâvi olmaz.
Tarîkatlar insanları Allah’a kulluğa ve Allah’ın dâvetine hazırlar. Allah’ın kullarını temizler. Hak divanına çıkmak için tahâret farzdır. Temizlenip çıkmak için nasıl temizleneceğini bilmelisin. Cenâb-ı Allah;
“Eflehamen tazzukka” ;
Temizler kurtulmuştur. Temiz olan yâni kendi nefsini temizleyen kimse kurtulur. Temizlenemeyen kişi temizleninceye kadar kurtulamaz. İstersen dünyada kendin temizlen, istersen bırak.
Yaptığın her ibâdet seni bir yere vardıracak zannetme ama bu ibâdet seni temizlemek içindir. Allah’ın huzuruna takdim olunacak bir ibâdet sahibi değiliz lâkin o ibâdeti yaptığımız vakitte aslında kendi nefsimizi temize çıkarırız. Nefsimiz tâhir (temiz) olunca, Cenâb-ı Hakk’ın ilâhi huzuruna girebiliriz.
- Câmiye bile abdestsiz giremezken, Allah dîvanına nasıl girebiliriz?
Oraya temiz olanlardan başkası çıkamaz. Biz bunu hep tekrarlarız çünkü insan mânevi pislikle sürekli pislenir. Gâfil olursan tepene iner ve pisletmediği taraf bırakmaz. Temizlenmen lâzım çünkü kurtuluş temizlenenler içindir. En büyük pislik nefsimizden ve dünyadan gelir.
Not: Ş.Nazım Kıbrısi Hz. sohbetlerinden.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder