
Okumak çok kişinin istediği halde zaman ve fırsat bulamadığı eylemlerden biridir. Üstelik gerçek doğru ve yararlı bilgilerin temini oldukça zordur. Ben, Allaha Hamdolsun okumaya fırsat bulan, seven şanslı biriyim. İstedim ki okuduğum eserlerden doğru olduğu, gerçek olduğu kanıtlanmış bilgileri buraya aktarırsam, zamanı ve imkanı olmayan insanlara minikte olsa bir hizmet etmiş olurum diye düşündüm.
Şu an Şeyh Nazım Kıbrisi Hz. erinin sohbetlerini inceliyorum. Mutlaka okumanızı düşündüklerimi, buraya yazmaya çalışıyorum. Allah hepimizi o büyüklerimizin feyizlerinden yararlanabilenlerden eyler inşallah.
Cenâb-ı Hak müfsit olanları sevmez. Bu bir sohbettir. Dinleyen kazanır, dinlemeyen zarar eder. Allah bize nasihati tutmayı müyesser kılsın. Nasihat nefsin hoşuna gitmez.
- Nefis neden nasihatten hoşlanmaz?
Hiç bir insan ben yanlış yoldayım, yanlış yaparım diye kabul etmez. Kabul etse düzelir. Eline nerden düştüyse bir sarı maden geçmiş, kendini avutur;
- Bak, altın sahibiyim.
- Ver bakalım bir bakalım. Bunun altın olup olmadığını mihenge vuralım.
- Yok. Ben bunun altın olduğunu biliyorum. Niye sana vereceğim?
Onun mânâsı; Her insan, yaptığının doğru olduğunu kabul eder. Yanlış olsa da, doğru olmasa da, doğru diye iddia eder. İnsanın en zor tarafı nefsidir. Nefsine söz geçirebilen, başkalarına da söz geçirebilir. Nefsine söz geçiremeyen, başkalarına zor söz geçirir. Onun için herkes ben doğruyum der ve nasihati kabul etmez. Öyle olunca müslih olanla müfsit olan karma karış oluyor. Islah edenle fesat çıkaran karışıyor. Cenâb-ı Hak’kın bildirdiği üzere;
- Kalpleri hasta olan kimseler doğruyu eğri, eğriyi de doğru görür. Helâli haram, haramı da helâl görür, iyiyi kötü, kötüyü de iyi görür.
Şu an Şeyh Nazım Kıbrisi Hz. erinin sohbetlerini inceliyorum. Mutlaka okumanızı düşündüklerimi, buraya yazmaya çalışıyorum. Allah hepimizi o büyüklerimizin feyizlerinden yararlanabilenlerden eyler inşallah.
Cenâb-ı Hak müfsit olanları sevmez. Bu bir sohbettir. Dinleyen kazanır, dinlemeyen zarar eder. Allah bize nasihati tutmayı müyesser kılsın. Nasihat nefsin hoşuna gitmez.
- Nefis neden nasihatten hoşlanmaz?
Hiç bir insan ben yanlış yoldayım, yanlış yaparım diye kabul etmez. Kabul etse düzelir. Eline nerden düştüyse bir sarı maden geçmiş, kendini avutur;
- Bak, altın sahibiyim.
- Ver bakalım bir bakalım. Bunun altın olup olmadığını mihenge vuralım.
- Yok. Ben bunun altın olduğunu biliyorum. Niye sana vereceğim?
Onun mânâsı; Her insan, yaptığının doğru olduğunu kabul eder. Yanlış olsa da, doğru olmasa da, doğru diye iddia eder. İnsanın en zor tarafı nefsidir. Nefsine söz geçirebilen, başkalarına da söz geçirebilir. Nefsine söz geçiremeyen, başkalarına zor söz geçirir. Onun için herkes ben doğruyum der ve nasihati kabul etmez. Öyle olunca müslih olanla müfsit olan karma karış oluyor. Islah edenle fesat çıkaran karışıyor. Cenâb-ı Hak’kın bildirdiği üzere;
- Kalpleri hasta olan kimseler doğruyu eğri, eğriyi de doğru görür. Helâli haram, haramı da helâl görür, iyiyi kötü, kötüyü de iyi görür.
- Kalbinde hastalık olanın iddiası nedir?
- Biz ıslah ederiz, bizden evvelkilerin bozduğunu biz düzelteceğiz.
Bu iddiayla geliyor.
- Islah edenle bozanın farkı ne olacaktır?
Bozduğu hâlde iddiası;
- Hayır biz bozmuyoruz, düzeltiyoruz.
Cenâb-ı Hak işâret bildiriyor ve buyuruyor ki;
- Fesat çıkaran, fesadı körükleyen ve işleri bozan, cemiyet nîzamını bozan, milleti bozan ve o yolda uğraşan kimselerin işini yürütmem.
Bu işarettir. Hiç şaşmaz. Başından beri bu memleketin işlerine bakıyorum, onların iddiaları başka türlü, yaptıkları başka türlü, ıslah etmek için kanunlar koyuyorlar, uğraşıyorlar, lakin baktığımızda dediklerinin aksi meydana geliyor. Hiçbir işleri bir netice vermedi. Hangi işe el attılarsa bozdular. Demek ki Cenab-ı Hak bunların işini yürütmedi. Çünkü Cenâb- Hak fesat çıkaranların işini istemez. Fesatçıları sevmez. Hak yolunu bırakıp şeytan yolunu doğru yol diyerek takdim edenlerin işlerini başlarına getirir ve rezil eder .
Orhan Gâzi ıslah eden Paşaya demiş ki;
- Oğlum; Askerime temiz para ver. Helâlinden ver ki haram ordusu olmasın. Peygamberin askeri olsun. Temiz paradan yani Harâme-i Şerifteki gânimet paramdan şanlı Mekke, şanlı Medîne de temiz kanımın parası, cihaddan aldığımdan temizini gönder temiz cihada yarasın, harâmiler sürüsü olmasın.
Bir aşîretten bir Devlet meydana geldi. Bir avuç insandan üç kıtayı tutan imparatorluk meydana geldi. Allah büyüttü. Çünkü niyet Allah rızâsı içindi;
- Küfrü yıkacağım zulmü ortadan kaldıracağım. Tevhidi dünyanın gidebildiği yere kadar götüreceğim. Cenab-ı Allah’ı tekbir ettireceğim.
İş yürüdü mü bil ki Cenâb-ı Hak râzıdır. Senin niyetin temizdir ve işin yürür. Niyetin temiz değilse belki beni aldatırsın ama Allah aldanmaz. Sana yol vermez geçemezsin. Bakarsın bitmişsin . Onun için;
- Niyet ettim Yâ Rabbi kendi nefsimi ıslah etmeye ve yetiştiğim yerde fesadı önlemeye. Yetiştiğim derecede bozuk işi önlemeye. Zûlmü kaldırmaya küfrü durdurmaya. Diye sabah kalkarsan ne kadar âlâ. Sana ne kadar yollar varsa açılır.
- İşimiz yürümüyor işler bozuk!
- Yok işler çok açık. Niyetin nedir? İşler kör nefsin içinse, tabî bozuk gider. Hiç bir kuvvet bu niyet üzerine hareket edeni önleyemez. Yıldırımın önünde durulmaz.
- Yâ Rabbi, senin kelimeni yükseltmek, küfrü yıkmak, zûlmü batırmak, mazlumları kurtarmak, dîni İslâm’a hizmet için yaşıyorum, kalktım kılıç çekiyorum senin veli kullarına, mümin kullarına verdiğin mânevi kılıcı ver bana. Diye niyet ettikten sonra işlerin hâlâ ters gidiyorsa o vakit ters sensin.
- Yâ Rabbi bizi ıslah edilir sınıfından yaz. İsmimizi ifsat edenlerden, Allah yolunu bozanlardan yazma. Diye sabah sabah söyle. Osmanlı, Dünyaya karşı koyan, İslâm’ı yükselten İslâm ile yükselen bir İmparatorluktur. İslâm yüksektir. Her kim İslâm’a tutunursa yükselir. Görelim seni ey Müslüman, sabah sabah küfrü yıkmak için niyet yap. Top tüfek istemezsin, senin niyetin yüz bin atom hidrojen bombasından daha kuvvetli gelir. Sabaha kadar yüz nişanlı ejderhanın işini bitirirsiniz. Müminin işi kesat olmaz.
Bir müminin dükkânından kimse alışveriş etmezse Cenâb-ı Allah ricâtül gaybden insan gönderir. O kimsenin işyerinde alışveriş yapar. Kapıdan girdiğini alışveriş ettiğini görürsün, kapıdan çıktığını da görürsün, ondan ötesini göremezsin. Allah bu! İlle görünenlerden olacak değil. Görünmeyenlerden de yollar. Bir müşteri beş dakika zarfında, bir sene içerisinde lüzum edeni sana bırakır ve çıkar. Rahat yol ile bütün gün orada otur zikir ve tespih çek. Bir sürü Gayb Erenler vardır. Allah’a kalbini sağlam bağla.
- Küfrü yıkacağım zulmü ortadan kaldıracağım. Tevhidi dünyanın gidebildiği yere kadar götüreceğim. Cenab-ı Allah’ı tekbir ettireceğim.
İş yürüdü mü bil ki Cenâb-ı Hak râzıdır. Senin niyetin temizdir ve işin yürür. Niyetin temiz değilse belki beni aldatırsın ama Allah aldanmaz. Sana yol vermez geçemezsin. Bakarsın bitmişsin . Onun için;
- Niyet ettim Yâ Rabbi kendi nefsimi ıslah etmeye ve yetiştiğim yerde fesadı önlemeye. Yetiştiğim derecede bozuk işi önlemeye. Zûlmü kaldırmaya küfrü durdurmaya. Diye sabah kalkarsan ne kadar âlâ. Sana ne kadar yollar varsa açılır.
- İşimiz yürümüyor işler bozuk!
- Yok işler çok açık. Niyetin nedir? İşler kör nefsin içinse, tabî bozuk gider. Hiç bir kuvvet bu niyet üzerine hareket edeni önleyemez. Yıldırımın önünde durulmaz.
- Yâ Rabbi, senin kelimeni yükseltmek, küfrü yıkmak, zûlmü batırmak, mazlumları kurtarmak, dîni İslâm’a hizmet için yaşıyorum, kalktım kılıç çekiyorum senin veli kullarına, mümin kullarına verdiğin mânevi kılıcı ver bana. Diye niyet ettikten sonra işlerin hâlâ ters gidiyorsa o vakit ters sensin.
- Yâ Rabbi bizi ıslah edilir sınıfından yaz. İsmimizi ifsat edenlerden, Allah yolunu bozanlardan yazma. Diye sabah sabah söyle. Osmanlı, Dünyaya karşı koyan, İslâm’ı yükselten İslâm ile yükselen bir İmparatorluktur. İslâm yüksektir. Her kim İslâm’a tutunursa yükselir. Görelim seni ey Müslüman, sabah sabah küfrü yıkmak için niyet yap. Top tüfek istemezsin, senin niyetin yüz bin atom hidrojen bombasından daha kuvvetli gelir. Sabaha kadar yüz nişanlı ejderhanın işini bitirirsiniz. Müminin işi kesat olmaz.
Bir müminin dükkânından kimse alışveriş etmezse Cenâb-ı Allah ricâtül gaybden insan gönderir. O kimsenin işyerinde alışveriş yapar. Kapıdan girdiğini alışveriş ettiğini görürsün, kapıdan çıktığını da görürsün, ondan ötesini göremezsin. Allah bu! İlle görünenlerden olacak değil. Görünmeyenlerden de yollar. Bir müşteri beş dakika zarfında, bir sene içerisinde lüzum edeni sana bırakır ve çıkar. Rahat yol ile bütün gün orada otur zikir ve tespih çek. Bir sürü Gayb Erenler vardır. Allah’a kalbini sağlam bağla.
Tabî biz Allah’ı tanımıyoruz. Allah’ın ismini tanırız da ondan ötede bir şey tanıdığımız yok. Peygamberleri tanı onlara bağlan. Peygamberler de sana uzaksa, Peygamber vârisinin elini tut. Hak Erenlerden bir kimse bul. Ara! Arayacaksın ki o seni terbiye eder. ihtiyacın olursa sen seslenirsin;
- Ya Rabbi!..! Dediğinde Allah işitir. Ama sen Allah’ı tanımadın.
Tanımadığın vakitte hicap vardır. Peygamber a.s. ile de aranda hicap vardır. Allah’ın ve Resulünün yanında bir kul bulduğunda ona seslendiğinde zâten Allah ile beraberdir. Allah ile beraber olan insanı bul sana yeter. ( "Ona götürecek vesileyi arayınız." (5/35))
Onu bulamayınca Niyagara Şelâlesinden su içmeye benzer. Sen o suya yaklaşamazsın su seni götürür. Niyagaranın suyunu sana muslukla yetiştirecek bir kimseyi bulduğun zaman ona seslen.
Kuran-ı Kerîm bildiriyor;
- İstediğiniz bir şey varsa onlardan sorun ve isteyin. Zikir ehlinden, zâkirden sorunuz.
Zâkir, ehli zikir ; Allah ile beraber olan kimse, Allah’tan gâfil olmayan kimselerdir.
- Nerede bulalım?
Aradın da bulmadın mı? Aramadın ki! Arayıp ta bulmayan yoktur. Allah’ı arayanların, nasıl bulduklarına dâir hikâyelerle dolu kitapları kütüphanelerde vardır.
Meşakkatle bulun. Diyor. Kâbe’ye gidecek kimse yolun meşakkatini göze alacak ki Kâbe’yi bulsun. Kâbe Mekke’de duruyor, kapıları açıktır. Kabe’nin kapılarının kapanması yasaktır. Onun gibi sen bir Veliyullah bulmalısın. Her zaman ve ne zaman çağırsan onlar lebbeyk der. Çağırsan onlar cevap vermeye emir altındadır. Elli dört farzdan birisi;
- Sizden yardım isteyene yardım edin. Dir.
Evliyâ elinde kuvvet var kuvvetsiz evliyâ olur mu? Evliyâ ölü olmaz. Diriden Evliyâ olur. Evliyâ ölmez yerde çürümez. Bulacaksın ey Abdal. Ey Mestan! Aramazsan bulamazsın. Allah ahbabında bulanlardan bizi eylesin. Allahın ahbaplarından birisine kapılandın mı, seni tanıdılar mı senin işin iştir. Korkma!
HİKÂYE
Ahmedûl Bedevî Hz.lerine bulunduğu cemaatle Cuma kılmaya çıkmadığından, İlmiyle mağrur olan bir âlim;
- Gene cumaya gitmiyor musun? Demiş.
Bu küstah soru üzerine Ahmedûl Bedevî Hz.leri cübbesinin eteğine hûû demiş ve ona çarpmış. Çarptığı gibi çok uzak bir mesafede onu atmış. Adam kendini sahrada
bulmuş. Şaşkın kalmış. Bir müddet geçtikten sonra dört nala bir atlı görmüş. Yaklaştığı zaman ona koşturmuş;
- Aman burası neresi? Sen neredensin?
- Ben filân memlekettenim. Geldiğin yere ancak altı ayda gidemezsin. Şimdi buraya cuma namazı kıldırmaya bir zat gelecek, O yaklaşınca elini öp. Ondan başkası seni memlekete döndüremez. Sonra papatya gibi beyaz sarıklı ve beyazlar giyen zatlar derya misâli dolmuş. Ezan okunup hazır olunduğunda yeşil bir bulut gelip yaklaşmış. İçerisinde bir zat görünmüş. Herkes ayağa kalkıp onu selamlayınca. O da hemen arkasında durmuş ve bakmış ki bir de kimi görsün, Ahmedûl Bedevi Hz.leri;
- Dikkat et bir daha dilini tutmadan durursan o yeri göremezsin!
Hûû demiş atmış ve adam yolun ortasında makara gibi yuvarlanmış. Onu bu hâlde görenler;
- Nerdeydin Cuma namazında uyudun mu?
- Aman yâhu hiç sorma! Rüyâ mı gördüm acaba? Êlhamdülîllah geçti!
Onun gibi kuvvet sahipleri isterse yakınlaştırır isterse atar. Onlarla beraber ol itiraz etme. İşlerine karışma teslim ol. İşin iyidir. Teslim olmazsan işin berbat olur.
- Ya Rabbi!..! Dediğinde Allah işitir. Ama sen Allah’ı tanımadın.
Tanımadığın vakitte hicap vardır. Peygamber a.s. ile de aranda hicap vardır. Allah’ın ve Resulünün yanında bir kul bulduğunda ona seslendiğinde zâten Allah ile beraberdir. Allah ile beraber olan insanı bul sana yeter. ( "Ona götürecek vesileyi arayınız." (5/35))
Onu bulamayınca Niyagara Şelâlesinden su içmeye benzer. Sen o suya yaklaşamazsın su seni götürür. Niyagaranın suyunu sana muslukla yetiştirecek bir kimseyi bulduğun zaman ona seslen.
Kuran-ı Kerîm bildiriyor;
- İstediğiniz bir şey varsa onlardan sorun ve isteyin. Zikir ehlinden, zâkirden sorunuz.
Zâkir, ehli zikir ; Allah ile beraber olan kimse, Allah’tan gâfil olmayan kimselerdir.
- Nerede bulalım?
Aradın da bulmadın mı? Aramadın ki! Arayıp ta bulmayan yoktur. Allah’ı arayanların, nasıl bulduklarına dâir hikâyelerle dolu kitapları kütüphanelerde vardır.
Meşakkatle bulun. Diyor. Kâbe’ye gidecek kimse yolun meşakkatini göze alacak ki Kâbe’yi bulsun. Kâbe Mekke’de duruyor, kapıları açıktır. Kabe’nin kapılarının kapanması yasaktır. Onun gibi sen bir Veliyullah bulmalısın. Her zaman ve ne zaman çağırsan onlar lebbeyk der. Çağırsan onlar cevap vermeye emir altındadır. Elli dört farzdan birisi;
- Sizden yardım isteyene yardım edin. Dir.
Evliyâ elinde kuvvet var kuvvetsiz evliyâ olur mu? Evliyâ ölü olmaz. Diriden Evliyâ olur. Evliyâ ölmez yerde çürümez. Bulacaksın ey Abdal. Ey Mestan! Aramazsan bulamazsın. Allah ahbabında bulanlardan bizi eylesin. Allahın ahbaplarından birisine kapılandın mı, seni tanıdılar mı senin işin iştir. Korkma!
HİKÂYE
Ahmedûl Bedevî Hz.lerine bulunduğu cemaatle Cuma kılmaya çıkmadığından, İlmiyle mağrur olan bir âlim;
- Gene cumaya gitmiyor musun? Demiş.
Bu küstah soru üzerine Ahmedûl Bedevî Hz.leri cübbesinin eteğine hûû demiş ve ona çarpmış. Çarptığı gibi çok uzak bir mesafede onu atmış. Adam kendini sahrada
bulmuş. Şaşkın kalmış. Bir müddet geçtikten sonra dört nala bir atlı görmüş. Yaklaştığı zaman ona koşturmuş;
- Aman burası neresi? Sen neredensin?
- Ben filân memlekettenim. Geldiğin yere ancak altı ayda gidemezsin. Şimdi buraya cuma namazı kıldırmaya bir zat gelecek, O yaklaşınca elini öp. Ondan başkası seni memlekete döndüremez. Sonra papatya gibi beyaz sarıklı ve beyazlar giyen zatlar derya misâli dolmuş. Ezan okunup hazır olunduğunda yeşil bir bulut gelip yaklaşmış. İçerisinde bir zat görünmüş. Herkes ayağa kalkıp onu selamlayınca. O da hemen arkasında durmuş ve bakmış ki bir de kimi görsün, Ahmedûl Bedevi Hz.leri;
- Dikkat et bir daha dilini tutmadan durursan o yeri göremezsin!
Hûû demiş atmış ve adam yolun ortasında makara gibi yuvarlanmış. Onu bu hâlde görenler;
- Nerdeydin Cuma namazında uyudun mu?
- Aman yâhu hiç sorma! Rüyâ mı gördüm acaba? Êlhamdülîllah geçti!
Onun gibi kuvvet sahipleri isterse yakınlaştırır isterse atar. Onlarla beraber ol itiraz etme. İşlerine karışma teslim ol. İşin iyidir. Teslim olmazsan işin berbat olur.
Not.; Şeyh. Nazım Kıbrısi Hz. sohbetlerinden.
