31 Mart 2011 Perşembe

SOHBET DÜNYASI - 351 - NE İSTEMELİ

- Ya Rabbî senin indinden ilâhi lütfunu ve ikramını istiyorum! Demelidir.

        İsteyeceğin şeyler muvakkattir, bitip gidecektir. Değmez. Allah’ın huzuruna çıkıp çer-çöp istemek, “dile benden ne dilersindiyen kudretli bir sultanın huzuruna çıkıp bir araba çakıl taşı veyâ bir çuval saman istemek gibidir. Allah’ın huzurunda bütün dünyayı istesen; bütün dünyanın hepsi bir saman çöpü kadar gelmez.

        Peki, düşün ki yüce Allah,Sana dünyanın mülkünü verdim!dese ne yapacaksın?

         * Sabahtan akşama kadar aralıksız yiyip içebilir misin?

         * Sabahtan akşama kadar aralıksız arabayla mülkünü
dolaşabilir misin?

        Bütün dünya benimdir, şimdi dolaşayım...1gün, 2 gün, 5 ay, 1 yıl, 5 yıl arabayla mülkümü göreyim..! desen, Kıbrıs’tan başlayıp dağları dolaşsan, dereleri, vâdileri, köyleri seyretsen, sonra Türkiye’yi bitirip Şam’a, oradan Kudüs, Filistin, Irak, Arabistan, Mısır...! Bütün dünya senin, gezip görsen ne olacak, tadı var mı?

        Bazen gece kalkan tayyareyle uçtuğunda altta nakış gibi işlenmiş şehirler görünür... Londra senin, hepsi senin; oturduğun sarayı göster deseler, nerde, gösteremezsin hepsi senin! Yâni dünyanın çokluğu insana bir ferah, bir zevk, lezzet veremiyor. Bir sofrayı kaldırıp öteki sofrayı önüne koyup yesen, sonra üçüncü
sofradan yesen ki; çeşit türlü nîmetlerle dolu, yine onu kaldırıp dördüncü sofrayı koysalar,

        - Bu çeşit türlü nîmetler senin, hepsini tadacaksın!

        - Çatlayacağım!

        Demek ki, Allah’ın huzurunda durup da dünyayı isteyen adama hepsi verildiğinde bir raddeye gelecek ki, dünyadan kaçmak isteyecek..!

        - Aman yukardan bir zembil inse de içine binip bu dünyadan kaçsam...!

        - Nasıl olur, dünya senin! zevk et, mâdem dünyayı istedin Allah sana hepsini verdi, niye kaçacaksın? Senin oldu bu.

        - Ne yapalım bu kadarı çok geldi.

        - Demek çok geldiğini bildin ha! o zaman niye kanaat kapısında durmazsın? Bu kapıyı tutmazsın, niye bitmez tükenmez dünyayı istersin?

        Düşün ki; bitmez tükenmez dünya sana verildiğinde,
bir gün değil, ertesi gün her şeyi bırakıp kaçmak isteyeceksin. Onun için yeryüzünde insanoğlundan akılsız mahlûk yok. Hayvan etrafındakini yer rahat olur, olduğu mıntıka ona kâfi gelir; karnı doyunca yatar ve geviş getirir.



Ş. Nazım Kıbrısi Hz. sohbetlerinden

29 Mart 2011 Salı

SOHBET DÜNYASI - 350 - İLAHİ LÜTUF

Hakk bize doğruyu söyletsin ve doğrularla bizi haşreylesin.

        Yalan: dünyada da âhirette de insanın başına belâ ve cezâ getirir. Efendimiz hz. Muhammed s.a.v. diyor ki,

        “Yalan, insanın rızkını azaltır.”

        Allah bizi yalandan ve yalancıdan uzak eylesin. Îmanımızı takviye edecek ve geleceğimizi têminat altına alacak ilâhi lütuf ve
ikrâmı özlüyoruz.

        - İlâhi ikram ve lütuf nedir?

        • Kim İlâhi lütuf ve ikramdan mahrum kalırsa her şey den
mahrum kalır.

        Kim nâil olursa dünyada ve âhirette ebedî saadeti bulur,
Allah’ın vergisi kesilmez, sonsuzdur.

        Onun için senin isteyeceğin; eşya, saman, çöp ve zibil
kabilinden şeyler olmasın.


Ş. Nazım Kıbrısi Hz. sohbetlerinden

SOHBET DÜNYASI - 349 - BİR HİKÂYE

  Hazreti Osman kölesiyle bir yerden geçerken ağacın altında herkesten uzakta yatan êbu Zerr Gıfarî hz.’lerini gördü, Ebu Zerr ashabın maddeten en fakirlerinden biriydi. Hz. Osman kölesine bir kese altın verdi,
 
        - Bunu şu ağacın altında yatan adama ver, dediğimi yaparsan seni azad edeceğim.
 
        Bu müjdeye sevinen köle, uyuyan adamın yanına koşup uyanmasını bekledi, Ebu Zerr uyandığında,
 
        - Al bu keseyi diye rica etti, ama o kabul etmiyordu.
 
        - Bu altınları alırsan kölelikten kurtulacağım..! Diye ısrar etti.
 
        - Senin kölelikten kurtulmanı isterim ama, ben onu alırsam sen hür olacaksın ben köle olacağım. Sen benim köle olmamı ister misin? Diyerek parayı kabul etmedi.
 
 
Ş. Nazım Kıbrısi Hz. sohbetlerinden

28 Mart 2011 Pazartesi

SOHBET DÜNYASI - 348 - NEFSİ KENDİ HALİNE BIRAKMA.

Nefsini bırakırsan, şeytan arkasına düşmek nefsin hoşuna gider, meselâ bir davette;
 
- Arkama düşün sizi tanrı yapacağım, erkekleri tanrı, dişileri de tanrıça! Saçlarını öyle yap ki başka tanrıçalar sana benzemesin!
 
- Elbisemin aynısını giyen biri varsa hemen değişeyim! küpelere bak uzun mu kısamı? Tuvaletleri başları nasıl?
 
- Yahu senin başına benzeyen yok, senin başın ne maymuna ne insana benziyor gel içeriye!
 
Diye şeytan kandırıyor. Böylece azgın tanrı ve tanrıçalar kuyruklu elbiseler giyip, şeytanın âleti kadar sigara içiyorlar. Hâsılı şeytan milleti tanrı, tanrıça yaptı. Tanrıçalar tanrılık iddia edenlerle hakkımızı yiyorsunuz utanmaz herifler diye kavga ediyor tâ deccal gelip bunları toplayıncaya kadar.
 
- Bana tâbi olacaksınız, sizi cennete koyacağım, tahtlar vereceğim, tanrılığınızı ve tanrıçalığınızı imzâ edeceğim, gelin önümde bir secde edin bakalım, yoksa tüketirim!
 
Deccâl yeryüzünde cümbüş yapacak. Deccalın bindiği eşeği, tanrı ve tanrıça diye aldatılanlarla beraber yürüyecek. Şeytanın aldattıkları her türden ayrı bir makamla zurna sesi çıkararak ilân edilecek.
 
- Sen nerden tanrı oldun? Git cehennem ol,
 
- Sen tanrıysan ben tanrıçayım, beni dinleyeceksin!
 
- Senle benim ne farklımız var?
 
- Sen tanrı ben tanrıça!ayrıldığın zaman ben tanrıçalığımı bırakmam!
 
- Bırakma, ben tanrılığımı bırakır mıyım?
 
İnsan nefsi böyle habistir, şeytan insanı böyle yapmıştır. Onun için ibâdet zevki ve şuuru kalmadı. İbâdet olunmak isterler. Dâirelere giden amirlerine tavırları sanki bir tanrı, tanrıça. Onlar cennete gider mi? Merasimler dışarı da, çünkü dışarı da tanrılığını tanrıçalığını gösterip ilân edecek. İnsanlarımızı bu hale getirdiler. Bu mühim hitap, nefsimizin davasını tamamıyla gösteriyor. Çünkü insanın nefsi;
 
lâilâheillallah demez lailâhe ene der. İnsan nefsi; tanrı benim der. No Got bad Allah demez no Got my self....I’m that wan!
 
Ş. Nazım Kıbrısi Hz. sohbetlerinden

24 Mart 2011 Perşembe

SOHBET DÜNYASI - 347 - SECDE EDEMEYENLER

Büyüklük gösterisi yaparlar ve camiye gelmezler. Camide kulluk yapılır, meydanlarda ise davul zurna vurulur, ama camide büyüklük şovu yapılmaz. Camide kuzu gibi durulur. Onun için 20. asrın insanının mezhebinde kulluk yoktur, şeytan onlara der ki;

 Hayır siz bu değilsiniz sizler kuvvet göstergesi kimselersiniz yeryüzünde hükmeden yer tanrılarısınız, tanrılar secde etmez, onun için sakın secde etmeyin Size büyüklük tâlim ettim, secde edip hepsini berbat edersiniz! (Estağfirullah!)


Bak bak şeytanın söylettiğine bak sen. Şeytanın tâlimi bu. Bütün peygamberler çağrısı;

- Allah’a kulluk kullara iyilik yapmaktır. Peygamber as.,

- Allah yolunda sadaka verin ve fakir fukarayı gözetin dediğinde onların cevabı;

- Allah isteseydi onlara da mal verirdi, biz onlara vermeyiz, onları doyurmak bizim vazîfemiz değil,

Tıpkı yâsin-i şerifte anlatıldığı gibi,

“Allah’ın size rızık olarak verdiklerinden hayra sarf ediniz. Denildiğinde, kâfirler müminlere dediler ki; Allah dileseydi doyuracağı kimseleri biz mi doyuralım? Siz gerçekten sapıtmış kimselersiniz Yasin/47

Aynı nemrutlar şimdi devam ediyor, iyilik için para istesen vermez.

- Yok! yemesin, niye evlenip çocuk yaptı? Der.

Bunların sıfatları aynı 1500 sene evvelki sıfat;

* Ne secde ne de iyilik yapar,

* Allah, peygamber düşmanı,

* İslâm,îman düşmanı,

* Kuran, şeriatın, tarîkatların düşmanıdır.

Onun için bu bir sohbettir, söylediğimiz uyandırmak içindir. Dikkat et, biz tabandan konuşuyoruz, yukardan ilim satmak için değil. Kur’ân-ı Kerîm’den ve hadîs-i şeriflerden, avâm-ı nâs’ın ve tabandaki her insanın anlayacağı mertebeden konuşturuyorlar bizi. Bu işi tabandaki anlar, yukarıdaki anlamaz. Çünkü yukarda ki Gelip de dinlemez bize eski mesele masal okumayın derler.



Ş. Nazım Kıbrısi Hz. sohbetlerinden

23 Mart 2011 Çarşamba

SOHBET DÜNYASI - 346 - NEFSİ KENDİ HALİNE BIRAKMA.

Nefsini bırakırsan, şeytan arkasına düşmek nefsin hoşuna gider, meselâ bir davette;

- Arkama düşün sizi tanrı yapacağım, erkekleri tanrı, dişileri de tanrıça! Saçlarını öyle yap ki başka tanrıçalar sana benzemesin!

- Elbisemin aynısını giyen biri varsa hemen değişeyim! küpelere bak uzun mu kısamı? Tuvaletleri başları nasıl?

- Yahu senin başına benzeyen yok, senin başın ne maymuna ne insana benziyor gel içeriye!

Diye şeytan kandırıyor. Böylece azgın tanrı ve tanrıçalar kuyruklu elbiseler giyip, şeytanın âleti kadar sigara içiyorlar.
Hâsılı şeytan milleti tanrı, tanrıça yaptı. Tanrıçalar tanrılık iddia edenlerle hakkımızı yiyorsunuz utanmaz herifler diye kavga ediyor tâ deccal gelip bunları toplayıncaya kadar.

- Bana tâbi olacaksınız, sizi cennete koyacağım, tahtlar vereceğim, tanrılığınızı ve tanrıçalığınızı imzâ edeceğim, gelin önümde bir secde edin bakalım, yoksa tüketirim!

Deccâl yeryüzünde cümbüş yapacak. Deccalın bindiği eşeği, tanrı ve tanrıça diye aldatılanlarla beraber yürüyecek. Şeytanın aldattıkları her türden ayrı bir makamla zurna sesi çıkararak ilân edilecek.

- Sen nerden tanrı oldun? Git cehennem ol,

- Sen tanrıysan ben tanrıçayım, beni dinleyeceksin!

- Senle benim ne farklımız var?

- Sen tanrı ben tanrıça!ayrıldığın zaman ben tanrıçalığımı bırakmam!

- Bırakma, ben tanrılığımı bırakır mıyım?

İnsan nefsi böyle habistir, şeytan insanı böyle yapmıştır. Onun için ibâdet zevki ve şuuru kalmadı. İbâdet olunmak isterler. Dâirelere giden amirlerine tavırları sanki bir tanrı, tanrıça. Onlar cennete gider mi?

Merasimler dışarı da, çünkü dışarı da tanrılığını tanrıçalığını gösterip ilân edecek. İnsanlarımızı bu hale getirdiler. Bu mühim hitap, nefsimizin davasını tamamıyla gösteriyor. Çünkü insanın nefsi;

lâilâheillallah demez lailâhe ene der. İnsan nefsi; tanrı benim der. No Got bad Allah demez no Got my self....I’m that wan!

Ş. Nazım Kıbrısi Hz. sohbetlerinden

22 Mart 2011 Salı

SOHBET DÜNYASI -345 - SECDE EDEMEYENLER

Büyüklük gösterisi yaparlar ve camiye gelmezler. Camide kulluk yapılır, meydanlarda ise davul zurna vurulur, ama camide büyüklük şovu yapılmaz. Camide kuzu gibi durulur. Onun için 20. asrın insanının mezhebinde kulluk yoktur, şeytan onlara der ki;
 
 “Hayır siz bu değilsiniz sizler kuvvet göstergesi kimselersiniz yeryüzünde hükmeden yer tanrılarısınız, tanrılar secde etmez, onun için sakın secde etmeyin Size büyüklük tâlim ettim, secde edip hepsini berbat edersiniz! (Estağfirullah!)
 
 
Bak bak şeytanın söylettiğine bak sen. Şeytanın tâlimi bu. Bütün peygamberler çağrısı;
 
- Allah’a kulluk kullara iyilik yapmaktır. Peygamber as.,
 
- Allah yolunda sadaka verin ve fakir fukarayı gözetin dediğinde onların cevabı;
 
- Allah isteseydi onlara da mal verirdi, biz onlara vermeyiz, onları doyurmak bizim vazîfemiz değil,
 
Tıpkı yâsin-i şerifte anlatıldığı gibi,
 
“Allah’ın size rızık olarak verdiklerinden hayra sarf ediniz. Denildiğinde, kâfirler müminlere dediler ki; Allah dileseydi doyuracağı kimseleri biz mi doyuralım? Siz gerçekten sapıtmış kimselersiniz Yasin/47
 
Aynı nemrutlar şimdi devam ediyor, iyilik için para istesen vermez.
 
- Yok! yemesin, niye evlenip çocuk yaptı? Der.
 
Bunların sıfatları aynı 1500 sene evvelki sıfat;
 
* Ne secde ne de iyilik yapar,
 
* Allah, peygamber düşmanı,
 
* İslâm,îman düşmanı,
 
* Kuran, şeriatın, tarîkatların düşmanıdır.
 
Onun için bu bir sohbettir, söylediğimiz uyandırmak içindir. Dikkat et, biz tabandan konuşuyoruz, yukardan ilim satmak için değil. Kur’ân-ı Kerîm’den ve hadîs-i şeriflerden, avâm-ı nâs’ın ve tabandaki her insanın anlayacağı mertebeden konuşturuyorlar bizi. Bu işi tabandaki anlar, yukarıdaki anlamaz. Çünkü yukarda ki gelip de dinlemez bize eski mesele masal okumayın derler.
 
 
 
Ş. Nazım Kıbrısi Hz. sohbetlerinden

21 Mart 2011 Pazartesi

SOHBET DÜNYASI - 344 - KULLUK VE İYİLİK YAP

Cenâb-ı hak kullara kulluğunu emrederken iyiliği de emretmiştir. Yalnız bizi kendisine kullukta bırakmamış, iyiliği de buyurmuştur. Çünkü iyilikte Cenâb-ı Hakk’ın emridir, O’nun emrini tutmak kulluktur.

Kulluk ve iyilik yap:

Bütün peygamberlerin getirdiği 2. teklif bu, değişmez. Hepsi Allah’a kulluğu ve iyiliği emreder.  Peygamberler şeytana kulluktan alıkoyuyor ve şeytana uyup kötülük yapmaktan da men ediyor. Bütün peygamberlerin şânı bu. Şeytana uydun mu kötülük hazır. Yatarken sor bakalım;

- Ruhum kudret elinde olan Allah, ruhum Senin elindedir, sen ruhumu geri gönderirsen gözümü açar kalkarım, değilse uyur giderim.

Kulluk insan hayatında ilk sırada gelecektir ve iyiliğin başı Allah’a kulluktur. Öyle ya, mezar taşında yeni moda, çok güzel tabiatlı, iyi insan yazıyor. iyi kul diye yazdıranı hiç görmedim. Allah, iyi insan yazdırıyor da iyi kul yazdırmıyor. Çoğu secdeyi guslü bilmez, camiyi, ibâdeti bilmez, lâkin kabir taşında iyi insan yazar. İyi insan olabilir ama bizim istediğimiz iyi kul olması. Onu diyemiyor. Cenâb-ı Hak dedirtmedi, akıllarına da gelmiyor. 20. asrın insanı kibrinden dolayı kendisine kul demiyor.

- Asrın insanı neden Allah’a kulum diyemiyor?

20. asrın insanı kadar kibirli, büyüklenen sümüklü yok. Sümüklü tâbiri kibirlerine çok yakıştı. Büyüklük azâmetinden nemrut kesilmiş, kul olamıyor, kendine kulum demeyi yakıştıramıyor. Çünkü terbiye yok. Her şeyi vermek istiyorlar yalnız dîni vermiyorlar.

Din,kulluğu telkin eder. Kullukta kibir yoktur, gururla kibir beraber yürümez. Bunlar meydanlarda toplanıp giyindikleri çullarla, taktıkları demirlerle-yıldızla, ayla, kartalla, kılıçla çocuk gibi göğüslerini madalyalarla doldurup kibirlenecekler.



Ş. Nazım Kıbrısi Hz. sohbetlerinden

17 Mart 2011 Perşembe

SOHBET DÜNYASI - 343 - KULLUK VE İYİLİK YAP

Cenâb-ı hak kullara kulluğunu emrederken iyiliği de emretmiştir. Yalnız bizi kendisine kullukta bırakmamış, iyiliği de buyurmuştur. Çünkü iyilikte Cenâb-ı Hakk’ın emridir, O’nun emrini tutmak kulluktur.

Kulluk ve iyilik yap:

Bütün peygamberlerin getirdiği 2. teklif bu, değişmez. Hepsi Allah’a kulluğu ve iyiliği emreder.  Peygamberler şeytana kulluktan alıkoyuyor ve şeytana uyup kötülük yapmaktan da men ediyor. Bütün peygamberlerin şânı bu. Şeytana uydun mu kötülük hazır. Yatarken sor bakalım;

- Ruhum kudret elinde olan Allah, ruhum Senin elindedir, sen ruhumu geri gönderirsen gözümü açar kalkarım, değilse uyur giderim.

Kulluk insan hayatında ilk sırada gelecektir ve iyiliğin başı Allah’a kulluktur. Öyle ya, mezar taşında yeni moda, çok güzel tabiatlı, iyi insan yazıyor. iyi kul diye yazdıranı hiç görmedim. Allah, iyi insan yazdırıyor da iyi kul yazdırmıyor. Çoğu secdeyi guslü bilmez, camiyi, ibâdeti bilmez, lâkin kabir taşında iyi insan yazar. İyi insan olabilir ama bizim istediğimiz iyi kul olması. Onu diyemiyor. Cenâb-ı Hak dedirtmedi, akıllarına da gelmiyor. 20. asrın insanı kibrinden dolayı kendisine kul demiyor.

- Asrın insanı neden Allah’a kulum diyemiyor?

20. asrın insanı kadar kibirli, büyüklenen sümüklü yok. Sümüklü tâbiri kibirlerine çok yakıştı. Büyüklük azâmetinden nemrut kesilmiş, kul olamıyor, kendine kulum demeyi yakıştıramıyor. Çünkü terbiye yok. Her şeyi vermek istiyorlar yalnız dîni vermiyorlar.

Din,kulluğu telkin eder. Kullukta kibir yoktur, gururla kibir beraber yürümez. Bunlar meydanlarda toplanıp giyindikleri çullarla, taktıkları demirlerle-yıldızla, ayla, kartalla, kılıçla çocuk gibi göğüslerini madalyalarla doldurup kibirlenecekler.



Ş. Nazım Kıbrısi Hz. sohbetlerinden

16 Mart 2011 Çarşamba

SOHBET DÜNYASI - 342 - İNSANLARA ÖĞRETİN..!

Şimdi insanlar ikiye ayrılmıştı. Siz ve ülkenizden ve  insanlarınızdan ne haber? Onlar hangi kanatta çalışıyorlar? Onlar kendilerine İlahi Projeler kurmaya çalışıyorlar ve ilahi takviye gören projenin bir temele ihtiyaçları vardır. Veya insanlar şeytani projeler peşinde koşarlar ve insanlar burada şeytani projeler kurmaya koşarlar.

Krallara ve şeyhlere ve başbakanlara;

“Ey insanlar arasında şeref verilmiş olanlar, sizin hayat projeniz nedir veya hayat şekliniz nedir"

Diyor musunuz? Hayat şeklinize,

 “Hayat şeklimiz aynıdır”

Derseniz kurtulursunuz. Ve göklerden ikram edilen şeref size gelir ve bu şerefi giyersiniz. Olmazsa şimdi doğudan batıya ve bütün Müslüman dünyasına bakıyoruz ki insanlar ve Müslümanlar da onu harekete geçirmek için şeytani projeler peşinde koşarlar. Müslüman dünyasının kurmaya ve yapmaya çalıştığı her şey inanmayanların projeleri ile aynıdır.

Şeriat Müslümanları tutmak için bu kadar hassastır. Allah dan insanlara gönderilen İlahi Projeler için. Bir kimse giderse ateşe düşer. Onun için her zaman Selefilere bağırıyorum;

“Neden ümmete, insanlara nasıl yaşamaları gerektiğini, hayatlarını nasıl kurmaları gerektiğini açıklamazsınız?”

Müslümanlar gayri-Müslümanları ve gayri-Müslüman dünyasını taklit etmesinler.

Siz yalnız Sünni insanlara, Müslümanlara, sofilere, dervişlere saldırmayı bilirsiniz. Siz yalnız tarikatlara saldırmayı bilirsiniz. Bu benim söylediğim tarikattır. Siz şeriat üzerine değilsiniz. Siz Allah’ın Şeriatını bıraktınız. Cenâb-ı Allah’dan korkun ey akılsız insanlar! 

Evet, öğretmelisiniz. Evet, sizin ağır sorumluluğunuz var. Dillerinizi tutun yoksa dilinize azap verecek bir şey gelir. Dilinizde bir şey olur ki buna doktorlar

“Bu kesilmesi gereken bir şeydir” derler. 

Ve başkası gelir onu keserler, başkası gelir ta ki diliniz kalmayana kadar. Allah’tan korkun ey insanlar!! İlahi Emirlere uyun. Müslümanlara saldırmayın, sınırlarınızı koruyun.

Hadis-i Şerifte Allah Resulü;


"Sınırlarını bilen ve haddini aşmayan bir kimseye Allah rahmet eder"  Demektedir.


Neredesiniz? Sınırlarınızı öğrenmeye çalışmalısınız. Kaçarsanız vurulabilirsiniz. Cenâb-ı Allah bizi affeylesin. Estağfurullah.


Ş. Nazım Kıbrısi Hz. sohbetlerinden

15 Mart 2011 Salı

SOHBET DÜNYASI - 341 - İLAHİ PROJE

Âdemoğlunun gözetmesi gereken en çok ihtiyaç olan nedir? Onun için konuşuruz, bu gezegende şerefli varlıklarımızı kurmak için ilahi vahiyle bir proje gelir. Bu proje Allah dan gelir.

Peygamberler gelip insanlara,

“Ey insanlar, hayatlarınızı bu İlahi Projeye göre kurun”

Diye öğrettiler. Bu İlahi Projeleri bırakırsanız hayvanların kanadı tarafına atılırsınız. Onun için bir temele ihtiyacımız olduğunu söyleriz. Ve temeli düşünmekle öğrenemezsiniz. Üstünde bulunduğumuz temel, İlahi Projemiz olan bina Allah dan bize gelen ikramdır. Ona dikkat etmeliyiz. 

İnsanlardan bazıları İlahi Projelere ilgi duyarlar. Ve başkaları da vardır hatta onlar belki çoğunluktur. Fakat onlar hayvanlar dünyasının hayatıyla aynı olan bazı projelerle meşgul olurlar. İnsanoğlunun şerefi için, Bu proje üzerinde Resuller ve Nebiler vasıtası ile hayat şekillerimiz gösterilmiştir.


Ş. Nazım Kıbrısi Hz. sohbetlerinden

14 Mart 2011 Pazartesi

SOHBET DÜNYASI - 340 - İLAHİ ŞEREF

Bu gezegende iki şekil yaradılış var derler. Bir kanadı insanoğluna aittir ve ikinci kanat hayvanlar seviyesinde olan bütün varlıklara aittir. Hayvanlar. İnsanoğlu tektir ama hayvanlar dünyasında sayısız şekil hayvanlar vardır. Ve onların mükellef olduğu şeyler yoktur. Onların sorumlulukları yoktur onun için onların temeli basittir, çok basit. Ama insanoğluna Yaratan âlemlerin Rabbi tarafından bir sorumluluk ikram edilmiştir. Onlar bu hayatta İlahi seviyelerde durumları nasıl olur diye kendilerine bakmalılar.

Evet, bilmeliyiz, öğrenmeliyiz. Hayatımızı öyle bir temele kurmaya çalışmalıyız ki o temellerde korunur ve bize ne hayvanlar tarafından ne de göklerden hiçbir zarar gelmez. Selefi ulemaları, siz insanlara bu gezegende hayatlarını kurmayı mı öğretiyorsunuz? Öğretiyor musunuz, öğretmiyor musunuz? İnsanlara öğretmeliyiz. Selefileriz diyorsanız.

İnsanoğlunun bu gezegendeki hakiki temeli nedir? Ve biliyorsanız insanlara İlahi Kimselerden inşa için ne istenildiğini öğretin. Evet, bazı güçlü kurulanlar vardır. Onlardan temelsiz olanların içinde insanlar yaşarlar.

Bu gezegende iki şekil canlı vardır. Bir tarafı âlemlerin Rabbi tarafından halife olma unvanı ikram edilen insanoğlu içindir. Söylemelisiniz, buradaki o hayat kanadında bir fark olduğunu söylemelisiniz.

Ve ikinci kanatta hiçbir şey için asla bir sorumluluk yoktur. Evet. Hayvanlar kanadına veya dünyasının yaptıklarına hiçbir suç gelmez. Kimse onları suçlayamaz. Ama bizim üstünde bulunduğumuz kanada suçlama gelir. Ve hayatımızın temeli mümkün olduğu kadar kuvvetli olmalı ki ilahi vahiyden istenildiğini getirebilesin. Onun için Peygamberler insanlara bu hayatta olmanın mühim maksadını öğretmeye geldiler. Bütün Peygamberler öğretmen olarak geldiler. İnsanlara yaşama şeklini öğrettiler çünkü biz şereflendik ve binalarımız İlahi Temeller üstüne kurulmalı.

Hayvanlar dünyasının bir temele ihtiyaçları yoktur çünkü onlara sorulmayacak. Onlar hiç bir sorumluluk taşımazlar. Şeref insanoğluna ikram edilmiştir, İlahi Şeref.  Ama varlıkların hayvanlar kanadında onlar muaftır, onlara sorumluluk yoktur. Onlara sorumluluk yok, şeref yok. Ama insanoğlunun sorumluluğu vardır ve onlar bu sorumluluğu tamamen yerine getirirlerse onlar Allah dan tam bir şeref ikram edilmiştir. Onun için şimdi bu gezegendeyiz ve bir daha 21. yüzyılda ne için yaratıldığımıza bakmalıyız. Ne için yaratıldık diye.



Ş. Nazım Kıbrısi Hz. sohbetlerinden

11 Mart 2011 Cuma

SOHBET DÜNYASI - 339 - HAYATIN TEMELİ






Gelin ve dinleyin. Hepimiz dinlemeli, takip etmeli, İlahi Emirleri tutmalıyız. Canlı kimseler olmaya çalışın, hayvanlar dünyasının üyesi gibi olmayın.

Hayatımızın bir temele ihtiyacı vardır. Temelsiz hayat bir şey olmaz. Ve biz İlahi Merkezlerden bu gezegende olmak için tayin edildik ve hayatımızı burada kurmamız gerekir. Ve hayatımız için bir temel kurmamız emredildi.

Evet, bu insanların düşünmesi gereken bir şeydir. Bu bir okyanustur, günlük açılış gelir. İnsanların bu gezegendeki hayatlarını kurmaya ihtiyaçları vardır. Onun için herkesin hayatı bir bina gibidir ve binanın bir temele ihtiyacı vardır. Temelsiz bina, bina değildir, hayır. Temel olup üstüne kurulmalı.

Bu gezegendeki insanoğlunun hayatının temelidir. Buna ihtiyacımız vardır yoksa hayatımızın anlamı olmaz. Evet, onun için İlahi Kimseler insanlara konuşurlar:

Ey insanlar, gelin ve bu hayattaki alt yapınıza temel kurun. Bu temel güçlü olmalı, çürük temel olmamalı. Biraz sallansa, huuuu, çöker.”

Bu bina değildir. Biz hayatlarımızı bu gezegende kurmalıyız. Ve baştan sona kadar hayatlarımızı kurmak için bu insanoğlunun bu gezegendeki temeli Peygamberler tarafından gönderildi. Evet, bütün Peygamberler geçici olan hayatlarında nasıl olmalarını gerektiğini insanlara öğretmek için geldiler Evet, anlamalısınız. Ve bazı temeller kurmaya çalışmalısınız ki üstünde rahat, selamet ve emniyetli ve korkusuz olasınız.

Cumanız mübarek olsun.


Ş. Nazım Kıbrısi Hz. sohbetlerinden.

10 Mart 2011 Perşembe

SOHBET DÜNYASI - 338 - NUR’U ARTIRMAK.



Allah’a giden yolu ara, oraya  gidiyoruz, öyleyse yolu sormak lâzım. Gideceğin yeri bulamadıktan sonra yanlış yolda ömrün zayi olur bir şeye yaramaz. Dünya hayatında sana bir şans verilmiştir;
1- Allah’a giden yollar var,
2- Şeytana giden yollar var,
Allah’a giden yollardan hangisine girersen Allah’a ulaşırsın, o yolları bırakıp şeytanın yoluna düşersen Allah’ı bulamazsın.
- Allah’ı bulamayan kimi bulur?
Şeytanı bulur. Doğru yolda mı, eğri yolda mıyız diye çok dikkat etmek lâzım.  İnsanın aklı fikri nerdeyse kalbide oradadır. Aklı fikri Allah’taysa kalbide oradadır. Aklı fikri dünyadaysa kalbide dünyadadır. Bu yolla evliyâlar Allah’ın kullarını Allah’a dâvet ettiler. Milyonlarca insan Allah’a giden yolları buldular.
- Allah’a giden yolu vuran kimdir?
Şeytandır. Allah’a giden yolu vurur. Muhakkak insana yalan söyler. Tâ sonuna kadar aldatır. Aldandığın vakitte o seni koy vermez, aldattı ya, arkasından 2.,3. getirir. Efendimiz (s.a.v.),

Mümin Allah’ın nuruyla bakan insandır diyor.

Elbette müminde nur var. Nursuz insan mümin olamaz. Bir kimsede nur olduğu zaman îman sahibi olduğuna delâlet eder. Onun için Efendimiz münâcatlarında ümmete tâlim için,

 

       "Ey Rabbim, benim nurumu z,yade kıl, benim nurumuartır" 


Diye dua buyurdu. Nurun arttıkça Allah yanında itibarın artar demektir. Nursuz insan mahrum insandır ve Allah yanında makbul değildir. Onun için nurumuzu ziyade etmemiz gerekir.

 

Ş. Nazım Kıbrısi Hz. sohbetlerinden


SOHBET DÜNYASI - 337 - GÜZELLİK NASIL OLUR?

- Güzellik nasıl olur?
 
Üzerine nur inen kimse elbette çirkinleşmez, güzel olur. Hülâsa budur ki, insan iyilik kapısında duracak, sabredecek, kötülük kapısına gitmemeye ayak diretecektir. Herkes câzip görünen reklâmlardan gece hayatını, gece yaşamayı istiyor. Çirkin iş güzel görünüyor, iyilik kötülük, kötülük ise iyilik görünüyor, işin berbatlığı orada (Allah’a sığındık).
 
O çirkinleştiğini göremiyor. Allah’a isyan eden âsi insan çirkinleşir. Onda bir soğukluk hasıl olur. Belki gittikçe çirkinleşerek yüzüne bakılmaz hâle gelir. Yüzün güzelliği insanın üzerine inen nur iledir. Ruhâniyeti tazelenip ondan nur zâhir olup nuru görünen kimse güzel olur, nursuz kimse çirkindir.
 
- Nuru nerden satın alalım?
 
Nur, dediğimiz gibi iyilik kapısında hayır kapısında, ibâdet kapısında durduğunda üzerine nur inecek. Nur ile insan güzel olur. Nursuz kimse adı üstünde karanlık kimsedir. Kıyâmet gününde müminler, sağ ve solundan nurlar çıkararak mahşerin zifiri karanlığının içinden önünde arkasında nurlar saçarak geçecektir. işte o nura tâlip ol, o nuru iyilik kapısında bulacaksın, iyilik kapısından ayrılma. Şeytan;
 
- Sana çok ödeyeceğim, bugün gel bana çalış!
 
Der ve insanları zulmetin denizine batırır. Allah zulmet denizlerinden bu milleti kurtarsın bizimde nurumuzu artırsın. Onu tekrar bizden almaz, o nurla mahşer gününde yürürüz, o nur mahşer gününde cennete delildir. Bir iyilikten cenneti bulacaksın çok kolay.
 
Avam-ı nas maymun iştahlıdır,  3 gün yapar 5 gün sonra bıkar bırakır, 5 gün yapar 10 gün sonra tekrar başlar. Maymun iştahlı olma devamlı ol. O kapıya girdin, neticesini almadıkça ben bu kapıdan dışarı çıkmam de, Her iyilik kapısı muhakkak seni cennete götürecektir. Öyleyse iyiliği bir defâ yapacak değilsin, iyiliğe sarıldın bırakma.
 
Şeytan noksanlığı ister. İnsanın kemâlini istemez. Kemâl sabırdadır, sabırda işi devamlı surette yürütmektedir. Yolu bırakma, yolumuz dünyadan çıkıncaya kadardır. Yâ Mevlâ, ey Rabbim, ey Allah’ım diye yürü, bulacaksın.
 
Dua: Allah’ım, bizi zulmet denizlerine düşürme ve ilâhi nurlarla bizi nurlandır, kulluğunla vazifelendir, bize ondan şerefli vazife yok. Kulluk üzerine sebat ver, kulluğu sevdir yâ Rabbî, kullukta saadet vardır, kulluktan kaçana şekavet vardır.
 
 
 
 
Ş.Nazım Kıbrısi Hz. Sohbetlerinden