- Ya Rabbî senin indinden ilâhi lütfunu ve ikramını istiyorum! Demelidir.
İsteyeceğin şeyler muvakkattir, bitip gidecektir. Değmez. Allah’ın huzuruna çıkıp çer-çöp istemek, “dile benden ne dilersin” diyen kudretli bir sultanın huzuruna çıkıp bir araba çakıl taşı veyâ bir çuval saman istemek gibidir. Allah’ın huzurunda bütün dünyayı istesen; bütün dünyanın hepsi bir saman çöpü kadar gelmez.
Peki, düşün ki yüce Allah,“Sana dünyanın mülkünü verdim!” dese ne yapacaksın?
* Sabahtan akşama kadar aralıksız yiyip içebilir misin?
* Sabahtan akşama kadar aralıksız arabayla mülkünü
dolaşabilir misin?
Bütün dünya benimdir, şimdi dolaşayım...1gün, 2 gün, 5 ay, 1 yıl, 5 yıl arabayla mülkümü göreyim..! desen, Kıbrıs’tan başlayıp dağları dolaşsan, dereleri, vâdileri, köyleri seyretsen, sonra Türkiye’yi bitirip Şam’a, oradan Kudüs, Filistin, Irak, Arabistan, Mısır...! Bütün dünya senin, gezip görsen ne olacak, tadı var mı?
Bazen gece kalkan tayyareyle uçtuğunda altta nakış gibi işlenmiş şehirler görünür... Londra senin, hepsi senin; oturduğun sarayı göster deseler, nerde, gösteremezsin hepsi senin! Yâni dünyanın çokluğu insana bir ferah, bir zevk, lezzet veremiyor. Bir sofrayı kaldırıp öteki sofrayı önüne koyup yesen, sonra üçüncü
sofradan yesen ki; çeşit türlü nîmetlerle dolu, yine onu kaldırıp dördüncü sofrayı koysalar,
- Bu çeşit türlü nîmetler senin, hepsini tadacaksın!
- Çatlayacağım!
Demek ki, Allah’ın huzurunda durup da dünyayı isteyen adama hepsi verildiğinde bir raddeye gelecek ki, dünyadan kaçmak isteyecek..!
- Aman yukardan bir zembil inse de içine binip bu dünyadan kaçsam...!
- Nasıl olur, dünya senin! zevk et, mâdem dünyayı istedin Allah sana hepsini verdi, niye kaçacaksın? Senin oldu bu.
- Ne yapalım bu kadarı çok geldi.
- Demek çok geldiğini bildin ha! o zaman niye kanaat kapısında durmazsın? Bu kapıyı tutmazsın, niye bitmez tükenmez dünyayı istersin?
Düşün ki; bitmez tükenmez dünya sana verildiğinde,
bir gün değil, ertesi gün her şeyi bırakıp kaçmak isteyeceksin. Onun için yeryüzünde insanoğlundan akılsız mahlûk yok. Hayvan etrafındakini yer rahat olur, olduğu mıntıka ona kâfi gelir; karnı doyunca yatar ve geviş getirir.
Ş. Nazım Kıbrısi Hz. sohbetlerinden












