İnsan dünyada sırça sarayda bile yaşasa, sonunda bu yerin altına inecektir. Dünyaya sığmayan krallar, hükümdarlar, iki arşın boyunda çukura sığdılar.İnsanın kendi küçük, hırsı büyüktür. Yâni hırsımız boyumuza
göre değil boyumuzu çok aşıp gidiyor. Kanâat olmuyor, hırs önde gidiyor, biz ona yetişemiyoruz. Dünyayı fetheden İskender bile ötesini istedi, gidemedi, geri döndü. İşte biz de hazır olan beş on cemaatle hasbıhâl ederek günümüzü hoş etmeye çalışıyoruz. Gününü hoş eden insan tâlihlidir. Gününü hoş edemeyen insan tâlihsizdir, bedbahttır.
Bu dünya kısa bir dönemdir. Âhiretin günleri de uzundur.
Peygamber Efendimiz s.a.v ;
“Benim ümmetlerimin dünyada vasati ömürleri altmış yetmiş
yıl arasındadır”
Diye hâdîsi şeriflerinde buyurmuştur. Bu zamanda yetmişin
yukarısına çıkan çok azaldı. Millet elli yaşına varmadan çürüyüp gidiyor. Eğer altmışa yetmişe kalırsa dert ile yaşıyor, uzun ömürlülüğün zevkine varamıyor.
- İbâdet eden neden çok yaşamayı arzu eder?
O mânevi zevk devam etsin diye.Uzun ömrün zevki ibâdetle çıkar. İbâdet eden insan yaşayışından zevk alır. İbâdetsiz olan insan cismâni olan zevklerinin bitmesinden sonra vücudu ona yük olur. Yediğinden içtiğinden veya oturup kalkmasından zevk alamaz. Dünyadan çıkıp gitsin
diye temenni eder.
İbâdet etmeyenin hayatı kupkurudur. İnsan hayatının zevki ibâdetle çıkar. Onun hayatında neşe vardır, ferahtır ve yaşamayı arzu eder. Öbür dünyaya intikal etmiş zâtın birisini rüyada görmüşler demiş ki;
- İki şeyin hasretindeyim, birisi ihvanların sohbeti, ikincisi gece el ayak çekildikten sonra, herkes gaflet uykusundayken gece namazı kılmak, dünyadan bu iki şeyin lezzetini burada bulamadım.
Öldükten sonra ibâdete teklif yok, dünyadaki ihvanların toplanıp sohbet etmesi yok, bulunmaz, çünkü kesilmiştir. Herkes kendi kabrinde kendisine tâyin olunanla meşguldür.
Namazların en lezzetlisi gece namazıdır. Gece namaz kılan
kişi îmanın tadını alır. İhvanların sohbeti de müminler için mühimdir. Çalışan biri namazdan çıktığında “işime gideyim?” der,
Kahvehaneler şeytan karargahları, kötü insanların toplandığı yer, tütün içilen, kötü sözler söylenen, şeytan dolabından tatsız resimler akan bir yer olmuş. Mümin olan kendini bilen kimseye oraya gitmek yakışmaz.
Eskiden dergâhlar, zâviye ve tekkeler vardı, insan oralara gider orada bulunan kimselerin ilminden, nasihatinden, sohbetinden hiç olmazsa bir parça edep öğrenir, çıkar evine giderdi. Kahvehaneler ihvan sohbeti değil şeytan sohbeti olan yerdir. Şimdi her şey tersine oldu.
Bizim gayretimiz müminlerin birbirlerini arayıp bulmalarıdır. Nerede bir namaz kılan, okumuş iyi kimse, sözü sohbeti dinlenecek kimse var diye müminleri aramak lazım. Çünkü sohbet insanlara uyanıklık verir.
Bugün Türkiye’de altı yüz bin küsur kahvehaneler var, her bir
kahvede on kişi olsa altı milyon adam eder. Bir kahvehaneye en az yirmi kişi gelmese o kahvehane işlemez, kapatırlar.
On iki milyon insanı meşgul ediyor, fuzûli yere tutuyor. Bir saat otursa, on iki milyon iş saati; yüz bin liradan olursa bir buçuk katrilyon lira eder. Bu en aşağı rakamlardır.
Biz davranalım, kalkınalım diye uğraşıyoruz. Tekkeleri kapatırlarken mûcip sebep olarak; insanları tembelliğe alıştırıyor binâenaleyh bunlar kapatılsın, millet tembel olmasın diye sebep uydurmuşlardı. Biz altı yüz bin kahvehaneden bahsettik, daha hesaba gelmeyen mahalle aralarında, köylerde, âdi kahvehâneler, çayhâneler mevcut.
Kahvehâneler tembelhânedir kapatılsın diye kanun getiremiyor. Bu
kadar milyonlarca saat boşa gidiyor. İnsanın yemek içmek kadar söze sohbete ihtiyacı vardır.
Biz mekteplerde bir şey veremiyoruz. Mekteplerden sonra insanlar hayata atılıyor ve iki maksadın arkasına düşüyor. Ya geçim derdindedir ya da köşeyi dönmek derdindedir. Çoğu insanlar bir vazife bulalım geçinelim derdinde çünkü işsiz tabakası artmaktadır. Hükümetin vazifesi milleti işsiz oturtmamaktır.
Bir kimsenin işsiz oturması şeytanla beraber olmasına sebeptir. Şeytanla buluşan adam ille bir şerrin içine düşecektir. Bir kötülük öğrenecektir ve bir fesat çıkaracaktır. Bir memleketteki âsâyiş o memleketteki işsiz oturan kimselere göredir. Avaracısı çok olan köyde vukuat çıkar. İşsizi çok olan şehirlerde hırsızlık, güçsüzlük, vurgunculuk, soygunculuk çoktur. Dışarıdan adam toplayıp içeriye atmakla memleket ıslah olmaz. İçeriye attığında içeride eksiğini tamamlar. Çünkü içerde temas ettiği insanlar çoğu daha pis.
Not ; Ş.Nazım Kıbrısi Hz.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder