Bizim sohbetlerimiz dâim hayırda, cemiyetle beraberdir. Onun için iki satır söz söylense bizim rûhaniyetimize kuvvet olur. Rûhani destek alamayan vücut yıkılır ve göçer. Yalnız yemeye içmeye ihtiyacı olup, ondan ötede ihtiyacı olmayan insanlar birdenbire ezilir gider.Cenâb-ı Allah rûhaniyetimizi cismâni hayatımıza destek vermiştir. Nasihati ruhâniyetimizin kuvvetlenmesi için tâlim etti. Mâneviyatı olmayan kimsede fizîki bünye, bir yaşa kadar hizmet verir ondan sonra dökülmeye başlar.
Sohbet müminlerin mâneviyatını yükseltmek ve rûhaniyetini kuvvetlendirmek içindir. Rûhaniyetimizi düşünmeyecek olursak işe yaramaz hale geliriz. Kötü nefis olmasa Hicaza gidenler birbirleriyle güzel muhabbet ederler lâkin insanın nefsi başına belâdır.
- Nefis ne zaman insanın başına belâ olur?
İnsan nefsine uyduğu vakitte belâyı satın alır. Nefsine uymasa hicaza giden herkes birbiriyle güzel geçinir, muhabbet eder ve hak rızasını bulur. Bütün hacılar tanışmak ister, hepsinin hedefi bir Beytullâhı ziyarettir. Gâye ve hedefleri değişen insanlar orada buluşamaz. Maksut ve matlupları hak olan kimseler birbiriyle buluşur ve aralarında muhabbet olur.
Maksudu dünya olan kimseler buğzlaşır ve muharebe eder. Gayesi Allah olan tâifenin hayatları tatlı geçer. İnsanın hayatına tat veren hak sevgisidir. Hak sevgisinden mahrum olan adamın hayatının anlamı yoktur. Hak sevgisi kalbe sefâ verir. Bu sevgiden mahrum olan kalpler kurumuş bitmiştir. Hak sevgisine götüren her şey makbûldür. Haktan uzaklaştıran her şey lânetlenmiştir. Dünyanın mel’un oluşunun sebebi insanı hak muhabbetinden yâni Hakk’a doğru yürümesinden alıkoyduğu içindir.
- Bu dünyada hak muhabbetinden başka neyin muhabbeti geçerlidir?
Hakkın muhabbetinden ötede olan muhabbet dünyaya dâirdir ve kıymetsizdir. Belki dünyaya olan muhabbet azar azar tükenir, nihayetinde o kişi ne Allah’ın muhabbetine ulaşmış olur ne de dünyadan bir şey alabilmiş olur. Ömrü heder olur ve dünyadan nasıl çıkacağını bilmez. Dünyadan çıktıktan sonra apışıp kalır. Bir şey arar, ister ama aradığı geride kalmıştır. Cenâb-ı Hak’tan niyaz eder;
- Geri döndür de alayım, tedârik edeyim.
Onlara denir ki;
- Yüz defa döndürsek, yüz defa gene böyle geleceksiniz.
Nefsine uyan kimse üstüne belâ almıştır, hayatını mahvetmiştir. Bugün dünya meclisleri çok ama âhiret meclisleri kalmamıştır. Bu gece Kıbrıs’ı dolaşsanız hak ile oturan bir meclis bulamazsınız. Demek ki bu memleketin içerisinde haktan ünsiyet alan ve o meclisi arayan kimse kalmamıştır.
Dünyada her zaman için kavga vardır. Dünya kuruldu kurulalı kavga da beraber inmiştir ve hiç bir zaman kavgasız kalmamıştır. Kim kavgayı bitirelim diye uğraştıysa baş edememiştir. Onun için kavga devam edecektir. Kavgayı durduralım diye araya girersen ara değneği yersin. Kim kimle kavga ederse bırak birbirlerinin işini halletsinler. Üçüncü şahıs araya girdi mi ara sopası yer. Bazı defa hasımlar birbirine silâhla saldırırken araya giren adam ölür, hasımlar ayakta kalır. Kavga devam edecektir. Hacdan gelenler:
- Hacıların birbirleriyle elleşmelerine, cenkleşmelerine, kavga etmelerine üzülüyoruz.
Dediler. Kâbeye giden melâike değil. Halbûki Cenâb-ı Allah;
“Kâbeye giden kimse melek sıfatlı olsun” Diye emrediyor,
Hicaza giden kimsede kavga olmasın, kötü söz söylemesin, birbirleriyle elleşmesin, taat yolundan çıkmasın, Allah’a şeriatına, Resulüne ve sünnetine karşı olmasın. Allah böyle söylüyor. Şeytan diyor ki;
- Yok, siz burada yalnız kendinize bakacaksınız, kendinizi tatmin etmeye, rütbe sahibi olmaya gayret edeceksiniz, beğenmediğinizi söyleyecek, çatışacak, kavga edeceksiniz, aksi bir şey görürseniz doğrultacaksınız.
Beytulllah’a gelen kimseye, kimsenin karışmaya hakkı yoktur çünkü onlar Allah’ın dâvetlileridir. Allah bizi kusurlarımızla beraber çağırıyor. Hicaza geldikten sonrada orada elde ettiğiniz melek sıfatını gözeteceksiniz. Değilse şeytan size musallat olur ve hicazda kavga edersiniz. Vuruşur, dövüşür, sövüşürsünüz.
Not Ş. Nazım Kıbrısi Hz. sohbetlerinden.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder