12 Mart 2010 Cuma

SOHBET DÜNYASI - 149 - İRADE VE NEFSİ KONTROL ETMEK

Geçen haftadan bu haftaya âhirete doğru bir haftalık daha yol aldık. Dünya da son durağa doğru hızlandı. Dünyanın günleri de bizim günlerimiz de eksiliyor. Sayılı nefeslerimizde azalıyor. Nefeslerimiz bitince olduğumuz yerde kalırız. Hakikatimiz,rûhumuz, cismâni yetimizi bırakır ve çıkar. Vücudun îtibârı kalmaz. Mezara gömmekten başka işe yaramaz olur. Filân kimse öldü, nereden geldiyse oraya gitti.

“Înna lîllâhi ve înnailêyhi râciûn.”

(Biz Allah'tan geldik ve O'na döneceğiz.)

Bir îtibarla dönüş bir de horlanarak dönüş vardır. Geldiğinde selâmlanıp hürmet edilerek karşılanan var, bir de sürüklenerek getirilen vardır. O kapıya nasıl geleceğini düşünmelisin,

- Acaba bize îtibar mı gösterilecek yoksa horlanacak mıyız?

Kapıdaki karşılanma merâsimi herkese ayrı olur. Bu dünyada da; Bakan derecesinde olan birinin karşılanması başka, başbakan gelirse başka, Cumhur reisi gelirse karşılanması başkadır. Üçü de insan ama taşıdığı sıfata ve rütbesine göre orada farklı karşılanır.

Sen de îmanın derecesine göre orada karşılanacaksın. Dün filân kimse vefât etti diye bir haber geldi;

- Ya adam hasta mı?

- Yoo hasta değil,

- Yaşlı mı?

- Yaşlıda değil.

- Aç mı susuz mu yattı, arabamı tepti? Nesi vardı?

- Sağlam yattı, sabah sağlam kalktı, lâkin sonra rahatsızlandım dedi, hekimi çağırıncaya kadar, hekim dedi ki;

- Bu kimse kalp krizi geçirmekte yâni Azrâîl a.s. pençesini atmış, bir şey yapamayız bekleyeceğiz,

Hâsılı bizim dünürün kardeşi, yarım saat içinde dünyadan göçtü. Belli değil sağlamım deme. Sebepli veya sebepsiz durduğu yerde kalbim sıkışıyor dedi ve gitti.

Hiç kimseye emniyet yoktur.Yirminci asrın insanı ateş üstünde koşturur (araba üstünde gider), ateş şeytandandır. Deli gibi araba sürmek tehlikelidir, şeytan;

- Daha kırbaçla daha bastır korkma, gece değil gündüz, sür! Der,

Araba beş takla atar. O gibi kazalar gençleri kovalar. Çünkü gençlik irâdesine sahip olarak yetiştirilmiyor. İrâdesiz gençler keyfine göre hareket ederler. Arzularına ve isteklerine hükmedemezler. İrâdesiz kimse frensiz arabaya benzer.

Ecel insanı gölge gibi takip eder bırakmaz ve bir gün yakalar. Kimse bu hayata dâimi kalmakla gelmemiştir. Kavgayı bırak işine bak. Kavga etmek iyi tabiat değildir. Efendi insan kavga etmez. Efendilik bize yakışır, onu kendine de yakıştır. Cenâb-ı Hak her kulunu görür, hâlini de bilir.

Güzel ahlâk insanlığın ölçüsüdür. Ahlâksızlık insanı insanlıktan çıkarır. İnsan güzel ahlâkla insandır, güzel ahlâkı olmayan hayvan sıfatındadır. İrâdesine hükmeden kimse nefsine hükmeder. Nefsine hükmedemeyen kendi bindiği hayvana hükmedemeyen zavallıdan ibârettir. Bindiği hayvana hükmedemeyen, hayvanın götürdüğü yere gider. Hayvan onu dağa taşa sürer, dağda taşta kurda kuşa yem
olur.

Bu zamanın insanı maalesef kendi bineğine hükmedemiyor. Bineğimiz dediğimiz nefsimizdir. Nefsimiz bizi iyi yere sevk etmez. Nefsine uyan kendini ya mezarlıkta, ya hastanede,ya tımarhanede bulur. Nefsine uyup ta selâmet bulan insan yoktur. Git bak hapishaneleri dolaş, sor;

- Niçin hapse düştün sen?

- Filân şeyi yaptım.

- Sana kim dedi bunu yap diye?

- Ne yapalım şeytana uyduk

Uymakta uymamakta senin elindedir. Demek ki seni bu kötülüğe sevk eden şeytandır. Nefsinde ona uydu şimdi şey içerisine girdin. Bekle orda, aylar yıllar ve ya ömür boyu içerde(Allah muhafaza).

Akıl insanlara selâmet yolunu gösterir, akıllı davranmaya bak, aklınla iş gör ve aklına danış. Aklına danışıp da pişman olan insan yoktur. Aklına danışmazsan işin bitiktir, kıyâmet gününde Allah sorar;

- Ey kulum, senin bu perîşan hâlin ne? Ben sana akıl vermedim mi? bu senin yaptığın akılsız iş, aklını nereye bıraktın?

Aklın evet derse yap, yapma derse yapma. Allah c.c., aklı vermiş hem kitap indirmiş, hem Peygamber göndermiştir. Böyle olduğu hâlde rezil bir hayatla günlerini doldurup Allah’ın huzuruna çıkan adamın hükmü ne olur? Nasıl kendi kendini müdafaa eder? O zaman ya insanlığı ya da hayvanlığı tercih edecektir. Ağır ağır kendimize çeki düzen vermeye, bir günahımız hatamız varsa, o günahı da bitirmeye gayret edip, Cenab-ı Hakk’ın huzuruna temiz çıkalım.


Not; Ş.Nazım Kıbrısi Hz. sohbetlerinden.

Hiç yorum yok: