- Kaç çeşit defter vardır?İki defter var, sâidler, şâkiler.
Sâidler defteri saadet sahiplerinin isimlerinin, şâkiler defteri eşkıyânın adlarının yazıldığı defterdir.
- Allahın muhlis kullarını korkutan mesele nedir?
İsimlerinin eşkıyâlarla beraber yazılmasıdır.
- Şâki kimdir, eşkıyâ kimdir?
Allah’ı unutandır, Allah’ı unuttu mu, o eşkıyâdandır. Zaten
ilk şer ve fesadın başlangıcı Allah’ ı unutmaktır. Sana deli
deseler de Allah de. Efendimiz s.a.v;
“Allah deyiniz, o derecede deyiniz ki görenler filân kimse deli olmuş desinler”
Allah’ı zikirde o kadar coşun, kendinizden geçin ki herif
çıldırdı, gitti işte! Desinler. Allah deyiniz çünkü Allah diyen gâfillerden sayılmaz, uyanıklardan sayılır. Allah dediğin vakit yanında Allah var. Binde bir faydası da olsa, o bir faydadır. Hiç demeyen yüz binde bir de alamaz. Allah diyen adam gâfiller listesinden silinir. Gâfillerden olmayan saadet sahibi olur. Allah’ı unutmayan saadet sahibidir. Allah’ı unutan gâfil kişidir. Gâfil insan ne ettiğini ne yaptığını bilemez.Yanlış mıyım, doğru muyum, kestiremez. Cehennem yolunda mı cennet yolunda mı ayırt edemez.
Mühim olan kendini iyilerin ve saadet sahiplerinin defterinde ispat ettirmektir. İsmin iyiler dîvanından silinip te kötülerle beraber yazılmasın diye gayret et. Bütün dünyanın altınlarının, gümüşlerinin, hazînelerin sahibi olsa adı kötülerden yazıldıktan sonra ona hiç kârı yoktur. Çünkü adı kötüye çıkmıştır. Kötü kimsenin yeri cehennemdir. Fenâ, âsi, edepsiz, eşkıyâ,kötü tabiatlı, kötülere hizmet veren, onlarla fikir birliği yapan insan cennete giremez. Nitekim iyilerle düşüp kalkan cehenneme giremez. Çünkü iyilerin durağı cennettir. Aklı olan birine başka bir nasihat gerekmez.
HİKÂYE
Cenâb-ı Peygamber a.s., yeni îmana gelip, İslâm ile şereflenen, Müslüman olan bir Sahabeye, Kuran-ı Kerîm öğretmek için Ashâbı Kiramdan başka bir zâtı tâyin etmiş;
- Buna Kuran-ı Kerîm öğret. Diye buyurmuş.
Aradan bir zaman geçtikten sonra Efendimiz s.a.v.;
- Nasıl, sana gönderdiğim sahabe Kuran-ı Kerîm öğreniyor mu?
- Yâ Resullûllah, bir kaç gün derse geldi, sonra vazgeçti gelmiyor.
Efendimiz a.s.,o sahabeyi çağırtmış,
- Niçin o derse devam etmedin?
- Yâ Resullûllah, Kuran-ı Kerîm öğrendim, başka şey istemem.
- Nasıl öğrendin? Nedir öğrendiğin?
- Cenâb-ı Hak azametle buyurur ki, “miskal zerre iyilik yapan kimse yaptığı iyiliğin karşısında iyilik alacaktır” Yâ Resullûllah, bunu öğrendikten sonra ben hatmeyledim, başka bir şey lâzım değil. (Yâni: Şimdi işin tatbîkatı bana kaldı, öğrendim ama öğrendiğimi nefsime alıştırmak şimdi benim irâdemde. Mâdem zerre miktarı iyilik ve zerre miktarı kötülük mîzana konacak, kendimi zerre kadar iyiliği kaçırtmış olmamak için zorlayacağım. Kötülüklerden de zerre kadar sakınmak lâzım. Öyleyse Cenâb-ı Hakk’ın emri fermânını öğrendim. Başka okumaya gerek duymuyorum.)
Bunun üzerine Efendimiz s.a.v;
- Arabî fâkih oldu! (yâni mânâdaki hikmeti anladı)
Not; Ş. Nazım Kıbrısi hz. sohbetlerinden

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder