5 Mart 2010 Cuma

SOHBET DÜNYASI - 144 - İNTİHAR

Hasta olan adama hekim ne derse yapması lâzımdır. Yapmadığın takdirde hastalığın geçmez derler. Bizim söylediğimiz maneviyattır. Şimdi çok insanlarda bunalım hastalığı var, çaresi yok, hekime psikiyatriye gitmeyle kurtulmaya imkân yoktur. Çeşit türlü uyuşturucu sinir sistemini kamçılayıp yatıştırır. Bir müddet geçti mi gene ayağa kalkar. Geçen gün gazete yazıyor “mâneviyatı olmayan toplum olduk, on üç kişi intihar etmiş”

- Genç insanlar nasıl intihar eder?

Moda hâline getirmişler. İntihar ettiği anda kurtuluş arar. Anında pişmanlık ve uyanıklık gelir. Lâkin şeytan düğmeye basmıştır. Kendini boşluğa bıraktığı, zehiri içtiği, tabancayı vurduğu, hançeri soktuğu, binânın üstüne çıkıp kendini koy verdiği veya hasırı ateşe verdiği anda hemen pişmanlık duyar, ama şeytan;

- Cehenneme kadar yolun var ey âdemoğlu, seni aldatmayıp da kimi aldatayım?

Diye pis bir gülüşü vardır, ona o anda işin ölümle kapanmayacağına dâir perdeler açılır.

- Keşke yapmasaydım..!

Der, ama bitti. Mâlesef işte bu belâ mâneviyata olan hücumla milleti büsbütün tedirgin etmektedir. Mâneviyatsızlık bunları getirir. Bizim asrımızın âlâmeti fârikası,yirminci asrın insanına içirtilen bu inançsız hayat prensibidir.

Bu hayattan ötede hayat yok! bu prensiple insanlar çürütülmüş, îtîkatlar söndürülmüş, dinlere saygı sıfırlanmış ve millet hesaba gelmez problemlerin içine düşmüştür. İnsanoğlu mahrumluğunu çektiği bir şeyi elde ettikten sonra elinden almak çok zordur. Üç gün eline ekmek geçmeyen aç birinin eline bir ekmek geçerse kimse o elindekini alamaz;

- Aman yeme zehirli, hasta olursun, deli olursun.

Diye beyler, paşalar, profesörler koştursa almaya imkan yoktur. Yirminci asrın insanı inanca acıkmıştır ve susamıştır. Çünkü insanı bir şeyden men edersen, acıktırırsan eline geçti mi artık hiçbir şey dinlemez.

Yirminci asrın başında millet toktu. Mâneviyatıyla çok oynadılar. Millet tok olduğu için önünden ekmeğini aldıklarını sezmedi ama aradan seksen sene geçtikten sonra müthiş acıktı hem de susadı. İnsanın tabî yaratılışı bu, insan men olunduğu şeye haristir mânâsı: aç bıraktığın bir şeye hücum edecektir.

Seksen sene önceki şartlar bugünle aynı değil. Seksen sene önceki sloganlarla bugün yürüyemezsin. Seksen senedir biz aynı yerde durmadık ki dünya yürüyor, yürüdüğün de sen nasıl aynı vakitteyim dersin? Bu insanların ruhlarında gizli olan hususlar, nefsâniyetlerinde gizli olan karakterleridir.. İnsanlar kavgayı sürdürsünler, birbirini yesinler, muharebe yapsınlar, ezsinler, tüketsinler, bir şey bırakmasınlar diye şeytan boş durmaz. Şeytanı ferah ettiren mesele budur.


Not: Ş.Nazım Kıbrısi Hz. sohbetlerinden.

Hiç yorum yok: