Bu bir sohbettir. Doğru yolu, hak yolu arayanlar için, Allah’ı arayanlar için yol gösteren bir sohbettir ve bir meclistir.- Kalbin doğru olması nedir?
Cenâb-ı Hak bizim hem kalbimizi hem dînimizi doğrultsun. Kalbi doğrulmayanın dînide doğrulmaz. Dîni doğrulacak kalbide doğrulsun. O vakit kalp, sultandır, bütün âzâlarımıza hükmeder. Kalbi doğru tutan kimse, âzâlarını da doğru tutabilir. Özü gibide sözü doğru olur, yaptığı iş doğru olur ve Cenâb-ı Hakk’a yakın olur, O’nun rızâlığını bulur.
Bir insanın kalbi doğrulmadan dili doğrulmaz, yâni âzâları doğrulmaz.Vücudun 360 âzâsı vardır hepsi kalbe bağlıdır ve kalpten emir alır. Kalbinde Cenâb-ı Hakk’ın emrini ve fermânını tutan bir kimse, o emir ve ferman üzerine yürür, ondan ayrılmaz. Ancak bunun aksini yaparsa, yâni Allah’ın emir ve fermânını tutmasa o kimse Allah’tan uzaklaşır, iki yakası bir araya gelmez;
1 – Dünyada da eziyet çeker,
2 - Dünyadan giderken de eziyetle ölür,
3 - Kabre indiği vakitte kabirde de azap çeker,
4 - Mahşere çıkar, mahşer gününde azap çeker, Hâsılı kalbini doğrultmayan adamın işi zordur ve ileriye doğru daha zorlaşır. Günden güne vücûdu koy verir; neşesi kaybolur, ümîdi kaybolur ve ümitsiz kalan adam Allah’tan uzak olur.
- Ümitsizliğe düşünce ne olur?
Ümitsiz olan insan küfür deryâsına düşer. Ümit, insanı yaşatan kuvvettir. Bir kimse Allah’tan ümidini kesti mi o kimse öldü demektir. Madden ve mânen o kimse ölür. Onun için Allah’tan ümîdi kesecek yere varma. Kullardan ümidini kes, Allah’tan ümidini kesme. Kullar sana bir şey yapamaz. Kulun yapacağı;
“Elden gelen öğün olmaz o da vaktinde bulunmaz” Kâbilinden olur.
İstediğini Allah’ta bulursun hatta istediğinin milyon defâ fazlasını da Allah’ın hazînesinde bulursun. Öyleyse Allah’ı bulasın ve Allah’a gidesin ki, Allah sana istediğini versin. Allah’a gitmezsen kulların vereceğiyle bir yere varamazsın. Hakka yüzünü dönen adam halktan ümîdini keser.
Halktan yüzünü dönen ve halkın peşine düşen insanda zararın içerisine düşer o da kımıldayamaz, hareketleri sıfırlanır, doğduğuna pişman olur ve yaşadığı dünlere kaçırdığı fırsatlara pişman olur. Lâkin bir defâ elinden geçip gitmiştir, başka türlüsüne imkân kalmamıştır.
- Mümin niçin kuvvetlidir?
Mümin; Allah’tan ümidini kesmediği için kuvvetlidir. Allah’a güvenen kimse, ümit etmediği vakitte Cenâb- Allah’ın bir kapı açacağına inanır;
Eskiden tarlayı kara sabanla sürerlerdi. Çok kimselerden işitilir, tarla sürerken sabanın ucu bir yere takılır, zorladığında bir delik açılır veya testi meydana çıkar veya bir küpün kapağı açılır veya bir gömünün üstündeki taş yerinden oynar. O kimse sabanı bırakır, o delikten içeriye girmek murat eder ve etrafını açar. Bazı defâ yakın yerde bir testi dolusu altın bulur veya bir dehliz bulur, kapı bulur içeriye girer. İçeride çeşit türlü altın eşya ve yâ cevâhirler bulur.
Ümit etmediği vakitte Cenâb-ı Hak o mümin kula bir hazine açar. Cenâb- Hakk’ın âdeti ilâhi âdettendir yâni kendine dönen kuluna, Mevlâ ya yüzünü dönen, kalbini gönlünü veren kimseye mevlâ;
“Umud etmediği taraftan rızık veririm” der.
Onu bulur ve karun kadar zengin olur. Bu sefer der ki;
- Bu kadar servet iyidir işimize yarar saklayalım kimse görmesin ağır ağır sarf edelim. Der.
Pintileşir. Halbuki Cenâb-ı Hak kuldan ister ki, onu alsın hem kendine, ehline, iyâline hizmet versin, hem millete, hem muhtaç olanlara hizmet versin. Kendisi ona kapatırsa Cenâb-ı Hak’ta ona kapatır. Onun için Allah (c.c.),mümin kuluna ummadığı taraftan rızkını verir. Rızkı biten adam dünyada günü bitmiş demektir, ölecektir. Mâdemki dünyadadır, daha günleri vardır, rızkı gelecektir.
- Rızık meselesi nedir?
Rızık, aylığa bakmaz, yıllığa bakmaz eve apartmana bakmaz, rızık meselesi başkadır. Rızkı Allah yollar. Sana tâyin olunan rızık Allah’tan gelir; aylıktan bekleme, işinden gücünden zannetme, rızık Allah’tandır. İsterse çalıştırır beni isterse çalıştırmadan öyle verir.
Rızık ilâhi bir sırdır ve insan ölürse rızkı kesilir, ölmeden rızkı kesilmez. Her gün rızkımız gelir; sabah namazında iki melek gelip herkesin rızkını kapısının önüne veya evinin içine koyar. Bir melek rızkını getirir, diğer melek bereket getirir.
Ölecek adamın rızkı getirilmez. Bereket getiren melek her gün kapıya gelir ama eğer Allah’ın emrettiği secdeyi yapmışsa bereketi de koyar. Rızık bereketle olduğunda; hem elinde hem cebinde olur. Eğer secdesizse elinde görür, cebinde görmez.
Şimdiki zaman insanlarının her birinin kazandığı para akıl almaz derecede çok. Bu memlekette eskiden 2 kuruş yevmiyeyle geçinilirdi, ayda altmış kuruş yani 7 şilin. Şimdi para o kadar çoğaldı ki; milyon milyarla sayıyorlar. Efendimiz(s.a.v.) 1500 sene öncesinden haber verdi;
“Ahir zamanda para çok çoğalır, zaptiye kuvveti artar”
Para artar lâkin bereket çoğalır demedi. Bereketsiz para öbür adı; kara para. Kara parayla dünya dolmuş, bende düşünüyordum;
- Nasıl kara para yâni? Kara kağıdın üstüne mi basıyorlar? Boyası mı kara?
- Yok sen bilmezsin, âdi para ama...
Hâsılı âhir zamanda para artar ve şurti denen polisler artar.
- Para artmasıyla polislerin artmasının ne münâsebeti var?
Çünkü para arttıkça insanların azgınlığı artıyor, azgınlık arttıkça suç artıyor, suçlar çoğalıyor ve o kadar artıyor ki polisleri artırmak lâzım geliyor. Polisler arttıkça yinede zor zapt ediliyor, çünkü para çok. Bu kıyâmet alâmeti olarak bize bildirilmiştir;
“Çarşılar kesat olur para çok olur”
Çarşılarda iş durgun; “ortalık kesat iş durgun” deniyor. Para çoğaldı bereket bitti ve insanlar Allah’tan uzaklaştı, işleri zorlaştı.
Allah’tan uzaklaşanın işi zorlaşır. Tabîr-i temsil yoluyla açıklayalım:
Cumhur reisinin yanında duran adamın işi zor olmaz herhalde. Cumhur reisinden uzak olanın işi zorlaşır. Sultana yakın olanın işi yolundandır, sultandan uzaklaştığı vakitte işi zordur.
- Peki Allah’tan uzaklaşanın işi kolay olur mu?
İnsanlar Allah’tan uzaklaştı ve hayatları zorlaştı, nesilleri zorlaştı. Şimdi hiçbir tedbir kâr etmiyor, bitti. Ne tedbir söylesen yüz bin kanun yapsan baş edemezsin. Çünkü Cenâb-ı Hak önlerini kesti. Allah’tan kaçtıkları için boyuna bir belâdan ötekisine, bir sıkıntıdan ötekisine uğruyorlar tâ ki Allah’a dönsünler ki rahat olsunlar.
Allah’tan kaçtıkları müddetçe rahat olamazlar. Bugün içinde bulunduğumuz hâl ve şan budur.
- Çare bulalım para bulalım da derdimize dermân olsun. Diyorlar.
Sizin derdiniz para değil, para dolu. İşsizlik de değil işte dolu, lâkin insanların üzerinde musîbetlik var çünkü Allah’tan kaçıyorlar. Allah’tan kaçtıkları için kırbaçlanıyorlar. Avrupa sı, Amerika’sı,Türk’ü, Arab’ı, Kıbrıslısı, Hintlisi, Çinlisi, Japon’u hepsi kırbaç yiyor ve bu bize Allah’tan cezâdır! demiyor. Hâbire kaçıyorlar, kaçtıkça kırbaç daha fazla geliyor. Allah kaçırtmak istemiyor, Allah kendisine döndürmek istiyor.
İnsan; Allah’a dön! Allah’a dön O’nda her şeyi bulursun. Allah’a dönmediğin vakitte hiçbir şey bulamazsın, hazînelerin üstünde otursan sana kârı olmaz.
Not Ş. Nazım Kıbrısi Hz. Sohbetlerinden.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder