Zorla hiçbir şey olmaz. Zorla yapılan iş geri döner. Onun için su derinden yukarı çıkmak için motor ister. Motor olmasa su yukarıya çıkmaz. Basma kuvveti bittimi su kendi yolunda devam eder. İnsanlarda baskıyla bir yere kadar; baskının devam ettiği yere kadar gider.Dünya işinde insan nerde zorlanırsa zor devam ettiği müddetçe o baskının neticesinde o baskıyla durur. Baskı kalkınca eski haline döner. Onun için kim baskıyla iş yapmaya kalktıysa sonunda işi berbat olmuştur. Hatta sustaya çok bastırıp bıraktığında kendisini devirmiştir.
Baskı sistemleri sonunda insanları kendilerinin istemediği yere döndürür. İş, baskıyı yapanların istemedikleri yere dönecektir. Bunu câhiller bilmiyor, zannediyorlar ki baskı yaptığımız takdirde bizim istediğimiz olacak veya devam edecek. Düşünemiyorlar ki, baskı kalktığı zaman her şey geri tepecek eski hâline gelecektir.
Evet, bir şeyin devamı kendi hâline bırakıldığı sûrettedir. Kendi hâline bırakılmadığı takdirde kesilip durur. İnsan tabiatı acâyiptir, onun için Cenâb-ı Allah hiçbir peygambere, zorla inandırınız diye emretmedi. Hayır, zorla inandırmanın bir netîcesi yoktur. Bu büyük bir hikmettir. Zorla inandıramazsın, inandım görünür, baskı kalktığı vakitte eski hâline döner.
Bizim bir eski tâbirimiz vardır;
“Domuzun kuyruğunu 40 yıl mengeneye koymuşlar..”:
Domuzun kuyruğu çok kıvrıktır. Biri bu canavarın kuyruğunu ben doğrultayım diye 40 yıl mengeneye koymuş, sonra bırakmış çıktığında o kuyruk gene kıvrık dururmuş. Mengenenin baskısı onu doğrultamamış.Yâni insanın yaratılış hikmetine karşı gelinmez.
İnsanları elbette ki baskıyla düzeltmek olmaz. Kendi tabiatına doğru yürütürse muvaffak olur, ama zor kullandığı takdirde olamaz. Şimdi bütün dünyada insanlar bu hikmeti bilmiyor. Zorla bir şey yaptıracağız diye uğraşıyor ve muvaffak olamıyorlar. Bu hikmetten dolayı Cenâb-ı Allah peygamberimize buyurdu ki;
“Dinde zorlama yoktur; isteyen îman etsin isteyen îman etmesin”,
Açıklaması:
“Yâni eline topuz alda başlarına vur demedim, isteyen inansın, isteyen inanmasın. İnananda Bana dönecektir inanmayanda Bana dönecektir, başka gidecekleri yer yok. Siz onları zorlayıp uğraşmayın, çünkü zorla onları inandıramazsınız”
Bu büyük bir hikmettir; bugün 20. asırda kendi inançlarını bıraksınlar ve kendilerince uydurma bir inanç bulup oraya bağlansınlar diye milletle bir asırdır uğraştılar. Bir parça serbest bıraktılar ve millet gene eskisine dönüyor. Bizim bu kadar sene yaptığımız uğraş işe yaramadı dediler...
Bu fıtrattır.. İnsanlar Müslüman doğar ve Müslümanlıktan onları ayırmak için ne kadar uğraşsalar İslâm’ın boyasını değiştiremezler. Bir yağmur yağdığında uydurma olan boyayı götürür, altından eskisi meydana çıkar. İşte böyle. Siz bu hikmeti gözetiniz. İnsanın vicdânı ve içindeki hisleri doğruya akar da, nefis karşı gelir. Nefis, kendisinin boyasını alsın diye zorlar ve ister. Sürekli boyasını sürer sürer, en sonunda bakar ki; “Bu bizim sürdüğümüz boya çıktı, üzerinde gene eski boyası kaldı.” Çünkü her insan doğuştan doğru yoldadır, Allah(c.c.) doğrudur;
- Doğumda anne neden sancı çeker?
Çocuk dünyaya gelirken ana karnındaki hareketinden ana sancılanır. Bu iş için iki melâike gönderilir; bir melek bir taraftan tutup çıkarmak ister, o öbür tarafa kaçar. Bu taraftaki melek tutmak ister, o başka tarafa kaçar. O ana karnındaki yerinden dışarı çıkmayı istemez. Orada çok rahattır, dışarıda kim bilir başıma neler gelir diye çıkmak istemez. Melâikeler Allah’ın emriyle gelir onu almak ister veya doğdurmak isterler. Ne zaman ki onlar uğraşır ana sancılanmaya başlar. Netîcede melâikeler der ki;
“Ey Rabbim, bu senin kulun itaat etmiyor, biz bunu dışarı alamıyoruz”.
O zaman Cenâb-ı Hakk’ın tecellisi olur, tecellisi olduğunda çocuk secdeye kapanır. Doğan çocuk secde halinde doğar.
Dünyada her ne kadar başka yere secde ettirmek İstese de insanın vicdanı râzı olmaz. Belki zorla eder lâkin vicdan ile secde etmez. Ve en sonunda yine insanın rûhu secde edecektir. Nasıl ana karnında secde edip çıkmışsa yine sonunda Rabbisine secde edip çıkacaktır. Onun için secdeyi gözet, secde mühimdir, secdesiz durma. secdesiz olan şeytan yolundadır, ondan sakın.
Asıl olan insanın Allah’a olan kulluğudur. Şeytana köleliği bırak. Şeytana secde eden Rahmana secde etmez. Lâkin en sonunda rûhaniyeti ona vuracak, nefse diyecek ki;
“Geri dur sen şeytana secde edersin, geri dur ben Rabbime secde edeyim!”
Ve insanın rûhaniyeti secde ederek dünyadan çıkar. Tek sultan Allah(c.c.), ikincisi olmayan Allah, mutlak sultan Allah’tır.
Not Ş.Nazım Kıbrısi Hz. sohbetlerinden

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder