Cenâb- ı Allah bize rahmet kapılarını açsın. Bizim yolumuz Nakşibendi yoludur. Bütün yollar gayba îmandan geçer, gayba îman edip gayba inanan kimseler gayıb olan âlemlere yol bulur. Cenâb-ı Hak’tan kullarına gönderilen Kur’an-ı Azimüşan da, gayba inananların vasfı birinci derecedir. İlk şart gayba îmandır. Gayba inanmasan gayb âlemde olanlara muttâli olamazsın. İmkânı yok.Bir veliyullah; “Yıllar yılı maksuduma uyanıkken erişmek niyetiyle çok uyanık durdum, lâkin uykuda buldum” diyor.
İşâret odur ki; insan yüzde yüz gizli âlemlere bu vücutla bakamaz seyredemez. Ancak yolu gayb dan geçer ancak gayba îman ettikten sonra gözü açılır: O zaman işte gayb en inandıkların bunlardır! diye gösterilir. Bütün peygamberlerin uğraşması insanlara gayb âlemlerini bildirmek içindir:
“Ey insanlar! iş, yalnız bu görünenlerden ibâret zannetmeyin, bunun gerisinde görünmeyenlerde var”
Ağacın gövdesi görünürde kökleri görünmez. Yâni ağacın kökleri gizlidir, saklıdır. O ağacın varlığı o köklere bağlıdır, o kökleri sen inkâr edip: “Bu ğaca; gövdesine, dalına inanırım ondan ötede bir şeye inanmam” demek ahmaklıktır. Kâinat var, var da kâinatın birde gerisi var; ay görünür ancak bir de ayın arkası var, ama senin gördüğün ayın sana bakan tarafıdır. Görünen tarafını görüyorsun, görünmeyen tarafını göremiyorsun. Lâkin ayın görünmeyen tarafı da olduğuna inanırsın, dersin ki;
- Bunu inkâr etmeye gerek yok, evet bize görünen yüzü var birde bu yüzün gerisi var.
Demek ki gayb âlemlerini Cenâb-ı Allah bize türlü vesîlelerle bildiriyor;
- Ayın gerisi var mı?
- Var.
- Görüyor musun?
- Görmüyorum.
- Olduğuna inanır mısın?
- İnanır mısın da ne demek? İşte ay! ayın gerisi var, bu kadar basit.
Bu içinde yaşadığımız âlem var, birde bunun gerisi var.
- Bu âlemin gerisi olduğu neden bellidir?
Bu âlemin gerisi olmasa her gün binlerce insan bu dünyadan nereye sefer ediyor?
- Nereye?
Bu dünyanın ötesine. Görünmeyen bir âleme. Bugün görünüyor yarın görünmüyor.
- Bu insanlar ne oldu?
- Bir yere sefer ettiler.
- Nereye sefer ettiler?
- Bu dünyanın görünmeyen tarafına.
- Görünmeyen tarafı nasıl yahu?
- İşte be kör müsün? Kabiri eşiyorsun, içine yatırıyorsun üstünü kapatıyorsun, görünmeyeni sana ispat ediyor.. Bu insanlar görünmeyene sefer etti. Çünkü biz kapattık, onlar bu âlemden çıktılar başka bir âleme sefer ettiler. Biz baktığımızda göremiyoruz lâkin onlar oraya gömüldüler, oradan seyir ediyorlar; bu onlar sefere çıktı demektir.
İşte görünen var görünmeyen var; görünmeyen olmayacak olsaydı sözlükten ve lûgatın içinden görünmeyen sözü kalkması lâzımdı. Demek ki “görünmeyen” sözünün delâlet ettiği bir mânâsı vardır ki, her insanda görünmeyen tâbiri vardır. Görünmeyen şeylerin mevcûdiyetine dâir bu söz her insanda vardır. Görünenden görünmeyene gidilir ve görünende olan insanın görünmeyene gitmesinde birinci şart görünmeyenin mevcûdiyetine inanmasıdır.
- Görünmeyen nasıl bir şeydir?
En basitinden, o insanı kabre koyduktan sonra biz o insanı görünmeyen âleme emânet ettik demektir. Görünmeyene sefer etmiştir.
- Ya ben?
Daha sana sıra var, şimdi görünüyorsun dolaşıyorsun. Görünmeyene dâir ismin çıktığında seni de hadi bakalım sende görünmeyene sefer ettin diye yüklenirler götürürler.
Herkese görünmeyene bir sefer mecbûridir. İster istesin ister istemesin herkes görünmeyene sefer edecektir. “ben inanmam” deyip inanmazsan sefer ettiğin günde inanacaksın. Üzerine 5 araba toprağı yıkıp sağlam taşları koyup o kimseyi yatırdıkları vakitte “inanmam!” dediğinin mânâsını o vakit göreceksin.
“İnanmayız” diye ısrar edenler: peki inanma bir gün gelecek inanacaksın lâkin o gün gelmeden önce gayba inanıp ta giden adamın hâli başka, hücceten (aniden) karşısına çıkması başkadır.
Gideceği yere mâlumatı olan adamın seferi başka, mâlumatı olmadan hücceten âni olarak bir memlekete gittiği vakitte insanın hâli gene başkadır. Onun için gayba îman deniyor. Bütün peygamberler gayba îmanı bildirmiştir.
Not: Ş.Nazım Kıbrısi Hz. sohbetlerinden.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder