1 Eylül 2010 Çarşamba

SOBET DÜNYASI - 235 - KUVVET VE CAZİBE

Îman, inanmak meselesinin ötesindedir. Tabî bu kuvvet, kudret ve câzibeye zaten akıl şehâdet etmektedir. Kuvvet ve câzibeyi herkes kabul eder lâkin düşünemiyor ki maddenin çeşit türlü değişimi ve hareketi dıştan bir kuvvetin üzerine musallat edilmesiyle mümkündür. Maddenin bir hâlden bir hâle dönmesinin kendi kendine olamayacağını biliyor. Bir kuvvetin dıştan ve içten hareket üzere olduğunu müşahede ediyor sonra tutamadığı için inkâr ediyor.

Dünyadaki maddeyi harekete getiren veya maddeyi mahkûm eden kudreti dünya için kabul ediyor, âhiret için kabul etmiyor. Dünyada her hareketin, her işin kudretin bir neticesi olduğunu müspet ilim dedikleri her şey kabul eder. Ama bunun başka türlüsünün zuhûrunu, meselâ: ölünün dirilmesi meselesini, yeni bir âlemin meydana gelişini inkâr ediyor. Hazır olanı görüyor, ana karnındaki bir cenin, ana ve atanın
sularının ana rahmindeki mevcûdiyetini onlar görüyor. Lâkin nasıl teşekkül ettiğini düşünmüyorlar çünkü zekâları sıfır noktadadır.

- Ana babanın suyunun rahmin içerisinde buluşmasından sonra ne oluyor? Orada kim var? O nutfeyi büyüten şekillendiren insan sureti veren her şeyini hazırladıktan sonra dışarıya koyuveren nedir?

Yirminci asrın kof profesörleri, kof kafaları bunları düşünmüyor. Îman edeceksin ki kurtulabilesin, değilse bunalım hastalığı çiğneye çiğneye, eze eze bitirecektir onların işini. Îmansızlar düşünmedikleri için dünyadan çıkıncaya kadar ezilecek, çiğnenecek, değirmenden geçirip
bir değirmenden başka bir değirmene gide gide ta sonuna kadar ezile ezile bitecektir.


Not Ş. Nazım Kıbrısi Hz. leri sohbetlerinden

Hiç yorum yok: