13 Eylül 2010 Pazartesi

SOHBET DÜNYASI - 240 - EZELİYET EBEDİYET

Ezelî ebedî mânâsını kimse bilemez, hiç bir mahlûka o sır açılamaz, nasıldır ve ne demektir bilinmez.

- Okyanusun içindeki bir balık, okyanusun evveli nedir okyanusun sonu nedir bilir mi? Yüzdüğü okyanusun içinde evvelini ve sonunu bulmaya balığa imkân var mı? Evveli nerde âhiri nerde diye balık okyanusu bilir mi?

Cenâb-ı Hakk’ın varlığının ezeli ve ebedi oluşunu cüretle soran ne kadar câhil kimsedir. Onun varlığının evveli yoktur. Onun varlığının sonu yoktur. Bunu akıl çekmez. Sen noktanın içinde nokta olamazsın. Bütün azâmetiyle fezânın içinde dolaşanlar kadar büyük olsan gene noktanın içindeki noktadan ileri gidemezsin. Sen sonsuzluğun içerisinde ne söz sahibisin ki soruyorsun?

- Ezeliyet nedir ebediyet nedir?

Kalıbın meydanda, sana verilen akıl miktarı meydandadır. Sorduğun mesele, bütün kâinat içinde kileriyle beraber akıl olup sana verilse gene onun sırrına ermeye imkân ve ihtimal yoktur. Terziler parmaklarına yüksük takarlar. Yüksüğün içerisine okyanus girer mi? Yüksük bir gram su alır. Büyük okyanustan bir damla koyup okyanusu bildim, okyanusu anladım mı diyeceksin sen? Nasıl iş bu?

Yâ ezeliyyu yâ ebediyyu; insan acayiptir. El câhilu cesûru derler yani câhil olan cesur olur. Cesaret mânâsı cüret mânâsındadır. Hakkından gelemediği şeye cüret eder.

Allah’ı anlayayım diyor:Allah tektir. Tek oluşundan dolayı ikincisi olamaz. İkincisi olmadığına göre tek kendi şahsındadır. Ne varsa ezeliyyeti ebediyetinden kendi anlar, onu kendi bilmiştir. Onun dışında onu anlayabilmesi için (haşa) ikinci bir Allah olması lâzımdır ona imkân yoktur. Çünkü Allah tektir, birdir. İkincisi olamaz. Anlatılmak istenen sayının başındaki bir değildir, bir oluşu; Allah’ın tek oluşudur. İnsan kâinatın büyüklüğü içerisinde noktanın içinde nokta kadardır. Bir noktayı, bir okyanus diye tasavvur et ve kendini onun içerisinde bir nokta hesap eyle. O kadar.

- Peygamberlerin insanlara tâlimi nedir?

Haddini bildirmektir, haddini bilmektir.

- Haddimiz nedir?

Haddimiz kulluktur, kulluğu aşayım deme. Tırpan seni keser atar. Vurup kestiği vakitte tekrar varlığa dönmen olamaz. Bir kimse haddini bilmese ilâhi kahır kılıcı onu keser atar. Haddin kulluktur. Kulluğu tecâvüze kalktın mı yâni hiçliğinle beraber sen varlık iddiasına kalktın mı, seni ilâhi kahır kılıcı vurduğu gibi bitirir. Bir kere daha varlığa gelmezsin. Allah’ın kahır kılıcı, herkim haddini geçerse vurur.

Büyüklenme. Niye büyükleniyorsun? Akılsız olanlar parayla büyüklük satar. Câhil insanlar rütbe ile, makam ile, elbiselerle, çul ile büyüklük iddia ediyor. Elbiseyle gelen büyüklük bir şey getirmez. Eşeğe altın semer vursalar eşeklikten kurtulmaz, gene anırmaya sıra geldiğinde
eşekliği icra eder.

- Sana altın giydirdik bu anırma ne?

- Bu eşekliğin icâbıdır.

- Demek sen değişmedin, biz değiştin zannetmiştik.

Mısırlılar firavun alçağına çeşit türlü ipekli elbiseler, altınlar, gümüşler, başına taçlar giydirdiğinde o kendini başka türlü oldu zannetti. Giydiği esvap ile oturduğu taht ile büyük oldu zannetti. Nemrut elinin altında derya misal asker var diye o da kendini başka türlü oldu zannetti. Ahmak insanlar böyle düşünür. Elbiseyle büyüklük, büyüklük değildir. Elbisenin içindeki adam gene o dur. Onun için eşek temsilini bize söylettiler ki; altından semer giydirsen, altından palan giydirsen, başına taç da giydirsen gene eşeklik yapmak îcap ettiğinde hiç çekinmeksizin hem anırır hem arkadan savurur.

- Ne yapıyorsun yahu? Üstünde altın semer utanmaz mısın?

- Ne utanması yahu, eşekliğin îcabını yapıyoruz.

Gafiller elbisesini değiştirdiğinde başka türlü oluyor zannediyor. Başka oluyor dediği mânâ: kulluktan çıkıp tanrılık dava ediyor. Eşek o elbiseyle büyüklük satanlara ders veriyor.

İşte yirminci asrın insanı böyle oldu, giydiği elbiselerle büyüklük taslıyor, kendini unutuyor. İşte Peygamberlerin tâlimi:

“Haddinizi biliniz ne olduğunuzu unutmayınız”

- Dünyaya nasıl geldiniz?

Çıplak geldiniz. Hemen sizi bir bez parçasının içerisine sarıverdiler, yatırdılar unutma ki dünyadan çıkarken başka bir bez parçasına sarıp çıkaracaklar. Üstünde kilerini çekip alacaklar. İşte hikâyemiz budur. Allah bizi affeylesin. Cenâb-ı Hak elbiseyle Sultan değil, zâtıyla Sultandır!

Ş.Nazım Kıbrısi Hz.leri sohbetlerinden.

Hiç yorum yok: