3 Eylül 2010 Cuma

SOHBET DÜNYASI - 236 - BİR HİKÂYE

Allah mekânlarını cennet eylesin, sultanlardan birisi, vezirine
demiş ki;

- Alimlerle şeyhler ne sıfattadır görmek isterim.

- Bu gece âlimlerin, ulêmâların, meşâyıhların bir toplantısı var, orada anlarız.

Akşamdan sonra onların toplantı yerine gitmiş bir tarafta durmuşlar. Vezir, âlim bir zat geldiğini görünce onu selâmlamış.

- Üstadımız, bu geceki mecliste sadrı tutan kimdir? Meclisin başı kim olur?

- Ben olduğumu daha tanımadın mı sen? Benden başka mecliste kim olabilir?

Biraz sonara bir âlim daha gelmiş. O zamanın âlimleri bu zamanın doktorları ile menş olunur hep doktor ya! Bir tâne daha yaklaşmış vezir onu da eteklemiş.

- Bu gece meclisin reisi kim olur?

O boyun bükmüş demiş ki,

- Bizi söylüyorlar herhâlde.

Bir başkası gelip ona da sorunca o,

- Lâ havle vêlâ kuvvete, bu sual sorulur mu? Ben meclisteyim ya!

O geçmiş bir başkası gelip, onu da eteklemiş, heybetliymiş, ona da sorunca,

- Okkamda ilmimde yerinde, mecliste reislik bendedir.

Demiş, kaç tâne geldiyse teker teker ifâde aldıklarında ne münâsebet diye cevap almışlar. Bu şekilde âlimlerden kırk zat geçmiş, hepsinin ifadesi böyle olmuş. Bu sefer başları önüne eğik yürüyen dervişler gelmiş, cübbelerini tutup geçerken vezir tekrar sormuş;

- Ey Şeyh Efendi, bu mecliste kim var? Bu tarîkat ehlinde ileri kimdir?

- Sultanımız bizden sonra gelendir,

İkincisini yakalamış yine sorduğunda;

- İleride geliyor.

O da geçmiş, geride gelenlerin hepside büyük zat benden
sonra geliyor demişler. En son bir tâne elinde antika bir değnek, sarık dersen perîşan, Hacı Mestân gibi gelen nâif birini tutmuş, demiş ki;

- Bu mecliste tarîkat erbâbı olan kimse kimdir?

- Ne beklersiniz yâhu onlar geçip gittiler, biz geride kaldık, bana ne sorarsınız? Biz kapı eşiğinde oturan adamlarız, Sultanlar ileride gitti.

Demiş. Pâdişah vezirine bakmış,vezirde pâdişahına bakmış.

- Anladık’ demişler.

Bu hikâye ham kişiyle olgun kişilerin temsîlidir . Onun için eskiden her kim mektep medrese bitirirse hamlıktan kurtulsun diye muhakkak onları bir mürşid-i kâmilin hizmetine gönderirlerdi . Onun için Yunus çiğdik piştik Elhamdüllah diye boşuna demedi.

Not Ş. Nazım Kıbrısi Hz. Sohbetlerinden.

Hiç yorum yok: