23 Eylül 2010 Perşembe

SOHBET DÜNYASI - 248 - ŞEYTAN DÜNYA İLE ALDATIR.

İnsanın veya insanoğlunun müşterek düşmanı şeytandır. İnsan insana düşman olamaz. İnsan insanlığından çıkacak ki düşman olsun. İnsana düşmanlık yakışmaz lâkin insanları insanlara düşman yapan şeytandır ve düşmanlık sebebi dünyadır. Elinde dolaştırdığı şeytanın bir kızı var, sana nikâhlayım diye dolaştırır kimseye de nikâh etmez. Verdim dediği kimseler sonunda ne verdi bu bize diye bakarlar ki ellerinde bir şey yok. Her insan dünyadan giderayak aldatıldığını anlayacaktır. Bir ahh..! çekecek yerleri gökleri inletecek ama faydası yok.

Burada, Kıbrıs adasının üzerinde Türk kasabası olarak en şirîne ve en verimli yeri olan Lefke, bir Osmanlı kasabasıdır. Türk kasabası olmak hüviyetini bugüne kadar gözetmiştir. Asırlar boyunca bağları, bahçeleri, konakları buranın sahiplerine âit olmuştur. Bugün Lefke de bulunan Müslüman Türklerin en maldar olanı çok yaşlı bir hacı hanım ve bir de çok yaşlı bir bey vardır. Bununla beraber en zengin olan hacı hanımı zikirden zikire ziyâret ederim ki yaşı doksanı aşkındır. Lâkin şimdi gözleri iyi fark edemiyor kulaklıkla bile iyi işitemiyor. Defâlarca düşüp ayaklarını kırmış, koltuk değnekleriyle yürüyor. Bana diyor ki;

- Şeyh Efendi değil bahçeye inmek kapıdan bile bakamıyorum. Bağlar, bahçeler, evler, konaklar...! Bakamıyorum. Diyor.

Hacı hanım takva sahibi olan kimseydi aklını kaybetmedi, namazında niyazında ve zikrindedir. Lakin buranın en zengin erkeğini temsil eden bir bey o kadar takva sahibi değil, yaşı doksana yakındır. Geçen gün yolda geçerken gördüm, çok maldar olduğu halde hiçbir malına bakabilecek halde değildi, ne tarafa götürüler se arabada
götürebiliyorlardı. Bütün gün sandalyede oturup duruyor, ne tarladan haberi var, ne ekilenden, ne dikilenden, ne toplanandan, ne alınandan, ne verilenden haberi yok artık. Bütün malı bakımsız hale düşmüş olduğu yerde duruyor. Çünkü malını çocuklarına vâris yapmadı. Her biri mektep okudular, Her biri bir ülkeye bir mêmuriyetle gittiler. Yeri ihmâl ettiler.

Şeytan onları dünya malına teşvik etti ama hayır yaptılarsa ne âlâ yapmadılarsa şimdi sıfırlanmış haldedir. Şeytanın aldatmadığı insan yoktur, şimdi gençsiniz koşturabiliyorsunuz, kazanmak istiyorsunuz. Evet kazanırsınız. Bir çağ gelecek, ne kazandığınızın farkında olacaksınız, ne miktarını bileceksiniz, eğer ömrünüz uzarsa nerde olduğunu bileceksiniz. Uzamadan giderseniz o başka mesele. Uzamadan gidenlerin gözü arkada kalıp gidecektir. Uzayıp gidenlerin gözünde artık bir şey kalmamıştır sıfırlanmıştır. Onun için dünyanın aldatmadığı insan yok. Dünya için yaşayan aldanmıştır. Mevlâ için yaşayan kazanmıştır.

Şimdiki gençler dün sokakta oynayan çocuktu. Gençlik çağındasınız, hevesiniz, hırsınız, talêbiniz, maksadınız, maksudunuz, dilediğiniz, dileğiniz dünyadır. Hedefte tuttuğunuz, dünyadan bir şey elde edebilmektir. Dünyada rahat yaşayabilmektir.

Tabî dünyada rahat yaşamanın mânâsı yapacağı işe, tutacağı vazifeye göredir. Sizin vazifeniz bir diploma alıp, aylığı yüksek bir işe girebilmek. Uğraşırsınız, belki yaşınız yirmi beş olur, belki otuz. Tabi bu arada evleneceksiniz evlendiğinizde sizin kendinize ait olan bakışınız değişecek çünkü evlilik mesuliyeti gelecektir. Ondan sonra çocuklar olacaktır, nazarını çocuklara verecek;

- Çocukları yetiştirelim aman onlar büyüsün aman onlar bir şey elde etsin aman onları evlendirelim.

Haydi torun tutalım derken bakacaksın ömür altmışa varmış. Çok çalışmadan vücut yıpranmış, yıpranma alâmetleri görünüyor; gözler zayıflamış, bacakları titremeye başlamış, kalp çarpıntıları gelmeye başlamış. Düşüncenin zonklamasından çeşit türlü baş ağrıları gelmeye başlamış, midesi yediğini hazmedemez olmuş, insanın kalbinde olan vesveseden dolayı kalbi afakana düşmüş, ara sıra kriz korkusuyla telâşlanmaya başlıyor, çünkü artık yaşı altmışı geçmiştir.

Bu sûretle insan, hayatın sonuna doğru yol almaya başlıyor. İşte insan hayatı bu kadar. Bazı hastalıklar var; ömrü kesmez süründürür, Süründüren hastalığa uğradı mı insan her şeyi unutur aman sıhhatim demeye başlar. Şimdi çok zenginler biliyorum ki inadına zengin, sıhhati bozuk;

- Aman Şeyh Efendi doktora gidiyorum ameliyat diyor, burada mı ameliyat olsam Türkiye’de mi, Londra’da mı, Amerika’da mı olsam da bu dertten kurtulabilsem...!

Kırık çömlek artık bir olmaz, kesmeye başladı mı hayatın tadı kalmaz. İnsan hayatının başlangıcıyla bitimi budur. Onun için dünya için kim uğraştıysa âkibeti böyle gelip gitmiştir.

Burada yaşarsan Allah için yaşa. Allah için yaşayanın derdi olmaz. Dünya için, nefsi için yaşayanın derdi bitmez. Aklına koy, o zaman ne computerden fayda çıkar ne mühendislikten, ne iş adamlığından, ne çiş adamlığından hiçbir şeyden fayda yoktur.

O zaman bir parça rûhaniyetinize hizmet yapmaya dikkat edin. Ruhlar içerde büzülüp dargın durduğu vakitte, fizîki bünyenin neşesi kaçmıştır. Fizîki bünye ayakta durmak için yemeden içmeden kuvvet arar. Yirminci asrın insanı fizîki bünyesini ayakta durdurabilmek için uğraşıyor, çeşit türlü ilâç ve hormonlarla daha berbat ediyor.

Onun için size vasiyetimdir: namaza dikkat edeceksiniz, namazsız gün geçirtmeyeceksiniz ki, melekutla sılanız kesilmesin. Bu milletin melekutla arası kesildi, onun için Allah kendilerini rezîl etti. Hem namazsız hem niyazsız hem Allah’a saygısız oldular. Kendi aklına göre din tutuyorlar, kendi aklına göre din yok.

Secde etmeyen kulum değildir” diyor Allah’ı zülcelâl. Allah’ın reddettiğini kim ayakta tutabilecek? ondan sonra Allah yürü derse yürürsün. Yürüme dediği yerde seni yürütecek kimse yoktur.


Not: Ş. Nazım Kıbrısi Hz.leri sohbetlerinden.

Hiç yorum yok: