Dünya ısındıkça tansiyonu artıyor, kafası bozuldu mu ne yaptığını bilemiyor. Bu asrın insanları her şeyi biliyor yalnız iyiliğine veya fenalığına olanı bilmiyor. Ne şey iyiliğine ne şey fenalığınadır onu ayırt edemiyor. Hayvan bile otladığı zaman zehirli olanı, faydalı olanı ayırt edebiliyor. Koskoca insanlar okumuş yazmışlar, burunları Kaf dağında, gururlarından, kibirlerinden yanlarından geçilmiyor.Bununla beraber kârları nerde zararları nerde ondan haberleri yok. Hep zarara uğraşıyorlar. Faydalarına bir şey düşünemiyorlar. İnsanların üzerlerinde öyle bir sarhoşluk var ki, içip sarhoş olan insan, içkinin têsiri geçince ayılır ama gafletle sarhoş olan kendine gelemiyor ve yaptığını fark edemiyor.
Bu dünya dâimi bir dünya değildir. Bu dünyanın bir başlangıcı olmuştur. Her başlangıcı olanın bir sona gitmesi muhakkaktır. Hiç bir yol sonsuz yol olarak tarif edilmez. Yol bir yere vardırmak içindir. Dünya: o da bir yola koşulmuştur, koşturuyor. Bir yere gitmekle emr olunmuştur o yere geldi mi duracaktır.
- İnsan kaç bin seneden beri dünyanın üzerindedir?
İlk insanın ne gün ayak bastığını Allah bilir, Peygamber a.s bilir, Evliyalârdan kendilerine bildirilenler bilir. Bu günün kaçıncı gün olduğunu şimdiki bilim ve teknik tâyin edemez ve bilemez. Lâkin mânevi ilim sahipleri onu bilir. İsterse yüz bin sene olsun, isterse yüz milyon sene olsun bu günler sayılı günlerdir ve bitecektir. Sayının büyüklüğünün bir têsiri olmaz sonuna gelecektir. Rakam ne kadar büyük olsa madem ki bir hudut içerisindedir eksile eksile sonunu bulacaktır.
- Ahir zamanda kurtuluş kimlerin olur?
Bir gün bu dünyanın üzerindeki insanlarda bir sona varacaklardır. İçinde göründüğümüz yaşadığımız bu günler, dünyanın sona yaklaştığının nişanlarını veriyor. Nasıl ki bir memleketten diğer memlekete insan giderken, dağı taşı geçer, ormanları geçer yollar boştur. Yetişeceği memlekete yakınlaşmaya başladığında tabelâlar, filân hotel, filân gazino diye görünmeye başladı mı, artık şehre yakınlaşmaya başladığına işârettir. Ovanın ortasına kimse tabelâ koymaz. Şehirlere yaklaşıldığı vakitte nişanlar başlıyor. Anlarsın ki; gideceğimiz yere yaklaşılıyor.
Şimdi dünyanın son durağına yaklaştığına işâretler, bu görünen alâmetler o nişanlardır. Günden güne ortalık hareketleniyor, insanlar, milletler hareketleniyor. Bunlar son durağa yaklaşmanın işaretleridir. Âhir zaman kıyâmet alâmetlerinin önce küçükleri başlar, sonra büyükleri. Hiç akılda fikirde olmayan keşfedilemeyen haberler çıkıyor. Keşif sahibi olacak ki keşfetsin. Sen sayfayı açmadan sayfanın içinde ne olduğunu göremezsin yâni gün gelmeden, senin gelen günün içindeki vukuattan haberin olamaz. Ancak keşif sahibi olan adamın haberi olur.
Dünya günden güne ısınıyor dünyanın tansiyonu artıyor. Tansiyon arta arta patlama noktasına bir gün gelecektir. Patladığında artık içinde olanda patlayıp gidecektir. Fiiliyle ve niyetiyle kendisini fitneye kaptırmayan kenarda duran kimse selâmettedir. Fitneye karıştıran bir fiil, kalbinde o fitneye karşı meyil olan kimseler fitneyle beraber çatlayıp gidecektir. Selâmet kenarda kıyıda olup kendini Allah’a verip, Allah’ın istediği gibi olmaya gayret eden kimseler içindir.
Not Ş.Nazım Kıbrısi Hz.leri sohbetlerinden.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder