Cenâb-ı Hak dünyayı kullarına cehennem yapmak murad etmiş değildir. O, kullarının cehennemde yaşayanlar gibi yaşamasını murad etmez. Cenâb-ı Hak insanların dünyada rahat yaşamasını ister.
- İnsanlar ne zaman rahat yaşar?
insan gibi olduklarında yaşar. İnsan gibi yaşamayı bilen insanca yaşar, insanca yaşayan kimsenin problemi yoktur, o huzurludur. Lâkin kendi insanlığını bulamayan insanlar birbirlerini yer. Zâten aramıyor da. Vahşî hayvan hürriyetini kullanıyor. Yâni sahte hüviyetini kullanıyor. Sahte hüviyetle insanlar biri birini yiyor.
Dünya bizim fizîki yapımıza göre çok çok çok büyüktür, o kadar büyük olduğu hâlde bizim emrimize, bizim tasarrufumuza bırakıldı.
- Ne gibi?
Boğazdan belki bir milyon tonluk petrol yüklü gemi geçiren vardır, bu gemilerin boyu belki beş yüz metredir. Onun üstünde kaptan parmak kadar kalır. O koca alâmet onun emrinde, onun kontrolünde ve onun kumandasında gider. Sağ tarafa emreder sağ tarafa döner.. Koca dünyayı da Cenâb-ı Allah öyle musahhar etti
“Ben’i tanıyasınız diye dünyayı emrinize tâbi kıldım. Dünya, sizin kaderiniz neyse o kaderinize doğru götürecektir. Ben’i tanıdığınızda dünya sizi tanıyacaktır”.
Dünya insanı iki sûretle tanır;
1 - Müspet yoldan,
2 - Menfî yoldan.
Müspet yoldan tanıdığı vakit, dünya insana bütünüyle beraber hizmet eder.
“Bu Rabbimin kuludur” diye sağ gözle görür.
Menfî tanıdığında dünya, Rabbisini tanımayan kimseye hınç ile bakar hınç almak ister.
Onun için dünya müminlere itaat eder hizmet eder, fırsatını buldu mu kâfirleri kahreder. Çünkü kâfir dünyayı kendisine musahhar eden Allah’a inanmayandır. Bu yüzden dünya ona diş biler ve ezip tüketmek ister.
Sen insanlığını tanı ve insan sıfatını giyin, o zaman dünyada huzurla yaşarsın, dünya hayatı sana dünya cenneti olur. Dünyadan çıkacağın vakitte de gözünü yumarsın gözünü açtığında âhirete naklolunduğunu görürsün, dersin ki;
- Oh…! Yeni yere taşındık.
O kimseye yeni eve taşınmış gibi görünür, âhireti yadırgamaz.
Daha geniş kapsamda bir misâl verelim;
Ana karnından yeni çıkan çocuk, koca bir oda görür;
- Ne kadar büyük ne kadar geniş bir yer bu,
O odadan dışarısını görse büsbütün şaşırır,
- Aman ne kadar büyük dünya yahu, ben bu kadar vakit o daracık yerde nasıl kalmışım..
Dünyadan çıkan mümin o kadar genişlik bulur. Âhireti yadırgamaz, dünyaya geri gelmeyi arzulamaz bile, berzah âlemi için “bu âlem ne geniştir” der.
İnsan insanlığını bilsin, Cenâb-ı Allah’ın ona tecellisi başkadır, rahmetiyle lütfuyla tecellî kılar. İnsanlığını bilmeyene kahrıyla tecellî kılar, ezilir gider (Allah’a sığındık)
Allah âhiret güzelliği versin. kendimizi tanıyıp, Mevlâ’yı bilmek, Mârifetullaha yetişmeyi bize müyesser kılsın, hidâyetiyle bizi şereflendirsin, İslâm’a kapıları açsın.
Not: Ş. Nazım Kıbrısi Hz.leri sohbetlerinden.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder