
Zahmet nefsini terbiye etmek içindir. Onun için tarîkatların hepsi nefisleri terbiye etmek içindir. Tarîkatın pîri kimse( şeyhi kimse, mêzun olan kimse) terbiye edicidir. Sulûk: o terbiyeyi kabûl eden kimsenin, şeyhin emriyle Allah’a doğru hareketi mânâsındadır. Sulûk etti, yâni yoluna girdi, yürüyor; şimdi yürümeyi biliyor.
20. asrın azgın insanlarını terbiye edecek kuvvet ve salâhiyet yalnız Nakşibendilerdedir, bu mühimdir.
- Nakşiler nasıl terbiye ediyor?
Sohbetle terbiye ediyor. Peygamber Efendimiz (a.s), Ashâb-ı kirâmı mektebe yollamadı, huzûrunda, gözlerinin içine bakarak onları terbiye etti. Sahâbe-î kiram, peygamber huzurunda pür dikkat dinliyorlardı, belki bütün vücutları kulak kesilirdi. Vücutlarının her zerresi peygamberi dinlerdi. Rabbinden işittiğini ashâbına bildirdiği için, hayırlı kulak peygamberimizin bir ismidir.
Hayırlı kulak: eksik bırakmadan noksan yapmadan, tam işiten, eksiltmeyen üzerine fazla da koymayan demektir.
Hadis dendi mi edebini takın ve edep dâiresinde dur, kabul et korkma! Hadîsi şerif, peygamber a.s. ın mübârek ağızlarından çıkmış olan hayat dolu ilâhi bir kelâmdır, dinle ve tut. Muhakkak ki o tâziminden dolayı sana Cenâb-ı Hak ilâhi feyzinden verecektir.
Çok dikkat etmek lâzımdır. Bir kişinin arkasına düşeceksin, düşmeden olmaz. İnanacaksın.
- Şeyhini geçen mürit var mı?
Var, Beyazid-î Bestâmi Hz.leri. 99 şeyh değiştirdi.
- Niçin değişti o kadar şeyhi?
Beyazid-î Bestâmi Hz.lerinin himmeti ondan çok fazla ileri doğru gittiğinde, şeyhi geri kalıp başkasına göndermeye mecbûr oluyordu. Böylelikle Câferî Sâdık(r.a.) hazretlerine yetiştiği vakitte onu geçemez oldu. Asıl ahdi oradan olduğu için ondan aldı ve yürüdü. Onun için mürşidî kâmil, müridin önünde yürüyen adamdır. Müridin himmeti şeyhi geçti mi, mürit zapt olmaz, hâl tutar ve kendisi hâllenmeye başlar, kendinden geçer, başka âleme düşer. O şeyhin kuvvetinin yetişmediğine delâlettir. Müritleri hallendirmeye bıraktığında, o onu zapt edemez, ileriye geçer. Mürit on bin tespih çeker buna mukâbil şeyh bin tespih çekerse müritler deli olur (Allah’a sığındık). Onun için şeyh, mânevi kuvvetiyle müritlerin hangi süratle seyrettiğini yâni ne kadar zikirle yürüdüğünü bilmesi lâzımdır ve de bilir.
• Mürit beş bine çıktığında, Şeyh on binde yürür,
• Mürit on binde yürürse, Şeyh yirmi dört bine çıkar,
• Mürit yirmi dört bine çıksa, Mürşit kırk sekiz binde bastırır,
• Mürit yetmiş iki bine varırsa, Şeyh yüz bin,
• Mürit yüz bine vardığında, Şeyh yüz yirmi dört bin,
• Mürit ona da varırsa, Şeyh yedi yüz bini geçer,
İllâ mürşit önde gider, o mürşidi kâmildir, kuvveti vardır. Arkasında ne kadar hoplasa da onu geçemez kalır.
Bizim oraya kadar gittiğimiz yok bizim çektiğimiz tespih yüz, beş yüz. yeter, hele birden beş yüze gidelim bakalım.
Şeyh Efendi Hz’leri elinde tespihi tutardı ve tespihin püsküllü imâmesini göstererek;
“Nakşibendî tarîkatında bu kadar evratlar vardır, bunların telleri kadar. Hepsini tutsan bu kadar kuvvet meşâyıhları onunla beraber gider, bundan bir tanesini sağlam tutarsa gene çeker götürür”
Yüz tâne de olsa tespih çekmeyi bırakmayacaksın, o zaman onların himmeti seninle beraber yükselir. Şimdi dünyada başlangıçtaki kimseye, bir hizmet verildiği vakitte şeyh isterse ona;
- Geceleyin yatmadan evvel on defâ Allahû Allahû Allahû Hak, Allahû Allahû Allahû Hak, Allahû Allahû Allahû Hak Diyeceksin, senin dersin budur.
Derse, kancayı ona taktı demektir. Onun kancasından kurtulacak adam yoktur. Geceleyin on defâ bu zikri yapsa ona da Nakşibendi’nin aşı kuvveti verilir, onlara da o kuvvet yetişir, bırakmaz toplar.
Men zâdelillâh zâdehûllah: Her kim Allah için artırıyorsa Allah onu da artırır:
Allah’ın artırması bî gayrihisaptır. Sen artırdıkça Allah’ta artırır sana verir. Hudûdu yok. Bugün Nakşibendiler bütün dünyada hükmeden tarikattır. Bütün dinlerin içerisinde yaşayan din İslâm dır, İslâm da ki mânevi feyizi insanlara veren de Nakşibendi yoludur. Onu aşacak tarîkat bugün yoktur. Bütün dünyaya mânevi feyiz Nakşibendi tarîkatından yayılır ve onu geçecek başka tarîkat yoktur. Nakşibendilerin sohbetine yetişen, seven ve berâber olanlar şükretmelidir. Peygamber a.s.’dan;
“Kişi sevdiğiyle beraber olacaktır” müjdesi var.
Ümidimiz odur ki; Cenâb-ı Mevlâ bizi Nakşibendilerle beraber haşreylesin ve onların mükâfakatından bizi mahrum bırakmasın.
Not; Ş. Nazım Kıbrısi Hz.leri sohbetlerinden

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder