17 Haziran 2010 Perşembe

SOHBET DÜNYASI - 207 - NEFİS TERBİYESİ.


- Nefsin ne zaman terbiye olur?

Ne zaman emrine boyun eğerse, ne zaman emrine girerse nefsin o zaman terbiye olmuştur. Bir kimsenin nefsi, kendine hükmettiğinde o nefis terbiyesizdir. Sana hükmeden nefis terbiyesizdir.

- Terbiyeli nefis hangisidir?

Kendisine hükmedilendir. Kim kendi nefsine hükmederse demek kendi nefsini terbiye etmiştir. Onun için nefsini terbiye etmek isteyen adam mürebbîye muhtaçtır. Aslanları, atları terbiye edenlere mürebbî ederler.

- Aslan terbiye olur mu?

- O hayvanı mürebbî terbiye eder..

- Neyle terbiye ediyor?

- Elindeki kırbaçla.

O hayvan kırbaçtan korkuyor, ürküyor ve terbiye oluyor. Demek ki kırbacın terbiyede büyük bir rolü vardır.

Nefis; dayaktan ürker. İnsan nefsini terbiye etmek isterse elbette ki bir mürebbîye teslim olacaktır. Olmadığı takdirde, kimse kendi kendisini terbiye edemez. Şimdiye kadar bir kimse kendi kendini terbiye etti diye duyulmamıştır. Öyle bir şey yoktur, belki görülür ama bir anda nefis kendisini bozar, bir anda o kimseyi berbat eder.

Nefis, öyle kolay kolay terbiye edilecek cinsten değil, terbiyesizliği temsîl eden mahlûktur. Kendisini yaratana karşı bile edepsizce hareket edip duran nefisten sen neyi beklersin?. Cenâb- ı Hak onu yarattığında;

- Sen kim? Ben kim?

- Sen sen, ben benim, dedi.

Sen Rabbim Allah, ben senin yarattığın zayıf kulunum” demedi, diyemedi.

Allah’a karşı sen sen, ben ben dedi ve terbiyesizliği sâbit oldu. Yâni nefis terbiye ister.

- Ya “ben kendi kendimi terbiye ederim” diyenler?

Evde kitaplar var, vitrine kitap koymakla sen kendi kendini terbiye edemezsin . Bu şuna benzer: Eczâcılar hasta olduğu vakitte hekime gitmez mi? Eczâcı hasta olduğunda hekime gitmeden kendine ilâç verdiği hiç duyuldu mu?

- Bütün âlem sana gelir, ilâç verirsin sen niye doktora gidiyorsun? Zâten bütün ilâçlar sende. Doktorun yazacağı ilâçta sana gelecek. Diye soran olmaz.

- Onun mânâsı nedir?

Sen kendi kendini tedâvi edemezsin veya kendi kendini terbiye edemezsin. Eczâcıda ilâçların her çeşidi vardır ama hangi ilâcı nasıl ve ne miktarda kullanacağından haberi yoktur.

- Bende kitaplar var; bu şeyhlerin söylediğinin bin defâ fazlasını yazarlar ve bizim ihtiyacımız yoktur!

Öyle mi? O zaman çık, kendi nefsini terbiye et. O söz zâten terbiyesizliktir;

Bende kütüphâneler dolusu kitaplar var, belki bin kitap var” dediği zâten edepsizliktir. İsterse on bin kitap olsun sen kitaplarınla adam olacak değilsin. Cenâb-ı Hak, Peygamberi dinlemeyen ben-î İsrâil ulemâsı için kitap yüklü eşek dedi. O kadar kitapların içinde Efendimizi göremediler ve

- Bizde ilim var, bizde bu kadar kitaplar var! diye iddia ettiler.

Peygamberin peygamberliğini tasdik etmediler. Onun için sen nefsini terbiye etmekle mükellefsin. Gelen bütün şeriatlar:

1 - Asi nefisleri itaate getirmek içindir,

2 - Terbiyesiz nefisleri terbiye etmek içindir,

3 - Arsız nefisleri arlandırmak içindir,

4 - Câhil nefislere öğretmek içindir,

5 - Azgın nefisleri yatıştırmak içindir,

6 - Şerefsiz nefisleri şereflendirmek içindir,

7 - Kâfir nefisleri îmana getirmek içindir.

Bütün şeriatlar bunu için geldi. Şeriatın başında peygamber a.s. vardır; peygamber mürebbîdir ve terbiye edicilik sıfatı vardır. Nasıl terbiye edeceğini o bilir, o bilerek terbiye etti. Öyle bir terbiye etti ki, kim sahâbelere bakarsa;

- Sizi terbiye edene Mâşallah! der.

Onlar dünya ve âhirette sultan oldu. Başına taç giyen sultan değil de, dünyada ve âhirette ilâhi divanda, ilâhi saltanatı temsîl eden kimseler oldular.

Tüm İslam aleminin mübarek Regaip gecesinin feyzinden yararlanabilmesi dileğiyle.





Not:Ş.Nazım Kıbrısi Hz.leri sohbetlerinden

Hiç yorum yok: