29 Haziran 2010 Salı

SOHBET DÜNYASI - 212 - KİMLİĞİNİ BİLMEK

Çok büyük bir dünyanın üzerinde çok küçük varlıklar var. Büyük dünya, diğer dünyaların yanında çok küçüktür. Bütün fezâda dolaşan azametli yıldızlar ve kerşekanlar (Galaksi) Cenâb-ı Hakk’ın azâmetinin önünde çok küçük noktalardır. Yüce Allah’ın yaratmış olduğu bunca mahlûkatın içerisinde en saltanatlısı insandır.Cenâb-ı Hakk’ın yine azâmet ve kudretini temsîl eden insanların kendileri çok küçük lâkin çok kıymetlidir. Cenâb-ı Hak insanı halk eyledi, insanları yarattı ve yeryüzünü onlara mesken kıldı.

Yaşasınlar ve beni bilsinler” Dedi.

1 - Sâhiplerini bilsinler,

2 - Kimin olduklarını bilsinler,

3 - Kimin için yaratıldıklarını bilsinler,

4 - Ne için yaratıldıklarını da bilsinler.

Yâni insanlar bir mârifet elde etmek için yaratılmış ve yeryüzüne indirilmiştir.

Gökyüzünü araştıran dev teleskoplar vardır. Yeryüzünün büyüklüğünün yanında en muazzam teleskoplar dahi bir kibrit çöpü gibi küçük kalır. O kibrit çöpü kadar teleskopun aynalı gözü vardır. O ayna gökyüzünün derinliklerinde gezen alâmetlerin resmini görüp avuç içi kadar yere toplar. O gökyüzünün derinliklerinde dolaşan ki, yeryüzünden baktığında göremezsin, ama sana verdiği aklın sayesinde gören bir alet yapabilirsin. Sana Cenâb-ı Allah o sanatı öğretti ki, ayna yapıp o aynanın içinde gökyüzünü seyredesin.

Normal çıplak gözle bakıldığında seyredilemez, görüntü ayna içine düşer ve aynanın içinde resmini alır. Teleskopun aynasına çıplak gözle bakmak yasaktır, çünkü oradan o aynada bile görünen o kadar azâmetlidir ki, aynasız doğrudan baktığında insan tahammül edemez. Ölür veya aklını yitirir.

- Bize anlatılmak istenen nedir?

Gökyüzü, bize görünen çok yakın olandır, ondan ötede açılır, açılır. Cenâb-ı Allah kâh gökyüzünü açık gösteriyor kâh önüne bulut geçirip göstermiyor. Güneş parlarken gökyüzündeki alâmetlerin hiçbirisi görünemez, karanlıkta gizler kâh aydınlıkta gizler ve anlatılmak istenen şudur;

Ey yeryüzünde yaşayan insan! Bunlar Ben’imdir. Demeyesin ki benim! Senin değildir, sende Ben’imsin.

Sen gördüklerine bu benim, şu benim! diye iddia edersin, senin değil, sana görünen hepsi Ben’imdir. Görünmeyenler de Ben’imdir.

Dünya üzerinde kavga eder kendinin zannedersin, ne kadar insanlar geçti kendinin olmadı, biriktirdi biriktirdiği yerde bıraktı ve gitti Bana kaldı, sâhibi Ben’im, çünkü Ben yarattım, Ben’im yarattığıma kimse sâhiplik yapamaz. Senide Ben yarattım sana da kimse sâhiplik yapamaz, ama Ben sâhiplik yaparım”

İnsanlar gaflet içerisinde ve sarhoş hâlindeler, onun için çok insanlar bunalıyor.

- İnsanlar neden bunalıma düşer?

Kendisine âit olan bir şeyi bırakıp kendisine âit olmayanın arkasına düşüyor.

- Kendisine âit olan nedir?

Kendisinin kimliğini bilmektir. Kendi kimliğini pasaportta veya herhangi bir kart üzerinde bilmek gibi bilmek değildir. İnsanın kendi kimliği; Allah’ın sana bildirdiği kimliktir. Yoksa senin kafa kağıdında (nüfusta) yazılı olan senin adın, ananın, babanın adı, doğduğun ve yaşadığın yer yazılıdır ki bu oyuncak kimliktir. Hakîki kimliği aramalısın. Bilmediysen arayacaksın. ben kimim? Diye soracaksın. Sen kim
olduğunu tanımadan dünyadan çıkarsan başına gelecek çok şey var.

Kendi kimliğini bilmeden, kendini tanımadan giden adamın, öbür tarafta çok çekeceği var, o adam sopaya hazır olsun. Kendini tanıyan Mevlâ’yı tanır. Senin kimliğin o derecede mühimdir. Kimliğini bileceksin ki Cenâb-ı Hakk’ı bileceksin

- Kimliğin nedir?

Ben kulum dediğin vakit sorulur;

- Kimin kulusun?

- Allah’ın kuluyum.

Kulluğu bilmeden Allah’ı bilmesi yoktur, kulluğunu bilen kimse kendisini tanıdı demektir. O zaman sorulduğunda;

- Ben kulum diye cevap verirsin. O zaman;

- Tamam, sen kendini tanıdın da, peki sen kimin kulusun?

Bên ârife nefse tâkat ârife Rabbe” “Her kim kendisini tanıdıysa Rabbini tanır” demektir.

Ben kulum demeyen adam nerden soracak kimin kuluyum diye. Kulluğu bildiğinde ve Allah’ın kulu olduğunda o vakit kapı açılacak,


- Allah kim?

- Benim Rabbimdir!

- Ben kimim kuluyum?

- Allah’ın kuluyum.

- Allah kimdir?

- Rabbimdir.


Onun için kabirde sana ilk sorulacak:

- Rabbin kimdir?

- Rabbim Allah!


Uzun boylu istemez hemen âşikâre meydana çıkıyor. Kendini tanıdığında Rabbini tanırsın. Mühim olan mesele işte bu. Bunu bir kimse gerçekleştiremezse o kimse erik gelip koruk giden adama benzer, eşek geldi eşek gitti. Hiçbir şey anlamadan gitti. O adam dünyadaki hayatını yele vermiş, rüzgar almış götürmüş. Hiç bir şeye sâhip olamadan dünyadan çıkmış demektir.

20.asrın insanlarına yazıklar olsun ki, insanlığa hürriyeti öğretemiyor. Karıncanın, kedinin, köpeğin hakkını sorar. Hatta bazı sivri akıllılar köpeği önüne alır sorar;

- Sen benim babamın ruhu musun yoksa anamın ruhu musun?

O da dilini çıkarır (fakirin o taraftan haberi yok). İşte kendinin hürriyetini kedide köpekte arayan 20. asrın insanı!

İnsanoğlu kendi hüviyetini tanısa, bu dünya huzur dünyası olurdu, âhirete gidinceye kadar rahat ve hoş günler geçirirdi. Dünya onlara dünya cenneti olurdu. Lâkin kulluk hüviyetini tanımadığı için dünya, birbirlerine kızan ezen öldüren insanoğluna cehennem oldu.



Not: Ş.Nazım Kıbrısi Hz.leri sohbetlerinden

Hiç yorum yok: