16 Haziran 2010 Çarşamba

SOHBET DÜNYASI - 206 - RAHAT YAŞAMAK


- Rahat yaşamanın esâsı nedir?

Basit yaşamaktır. İhtiyaç çokluğu insanları berbat ediyor. Bundan elli sene önce yaşayan insanların ihtiyaçlarını 8-10 tane sayabilirdin. Şimdi onun önüne en azından 1-2 sıfır koyacaksın ki; ihtiyaçları o derecede arttı. Modern hayat! Çağdaş hayatın getirdiği ıvır zıvır, ihtiyaçlar kalemine yazılıyor. Yüzlerce, insan hayatını tâtil eden ve karıştıran teknolojinin bir sürü âlet edevâtı var,

- Hepsine ihtiyaç vardır! deniyor.

Geçmişte iki yorgan, bir döşek, iki yastık bir takımda misafir için, mutfak için üç boy tence, bir düzine tabak çanak, birkaç bardak, leğen, güğüm, el değirmeni, tel kafesi, su küpü olurdu, başka bir şey yoktu. Şimdi bütün çarşı eve geldi.

Çağdaş hayat, insanın belini bükmüştür. Zengin her şeyin yenisini almak her şeyi yenilemek sevdasında, öteki orta geçinen insanlar onlara yetişmek için arkasına düşmüşler ki, ömründe yetişemez. Hâsılı kelâm bu zamanın insanı iş hayvanı olmuş, hayvan gibi durmamacasına çalışıyor. Borca almış olduğu arabasından, evindeki eşyasından, ıvır zıvırı tamamlamak için koşturur. Bütün ağırlığı çeker altından kalkamaz.

Tabîdir ki bu asrın insanı dış görünüşe çok ihtimam gösteriyor. Eskiden ayakkabılarımıza pençe vurdururduk ve boyatırdık. Şimdi modası geçti diye yepyeni ayakkabı atılıyor. Elbise; herkes yamalı da giyerdi, şimdi modası geçti mi giymiyorlar yoksa çağın gerisindeki adam diyorlar.

Bu asırdaki deliliği dünya idrak etmedi. Gelecekte de delilik son raddesine ulaşıyor. Böyle bir asır ne geçti ne de geleceği var. Rahat huzur yok, kanaat diye bir şey kalmadı ve zahmetin içerisinde yoğruluyorlar. Sultânül Evliyâ demişti;

“Çok kolay geçecek bir hayat çok zahmetle geçiyor”

Hâlbuki hayatta esas, rahat yaşamaktır. Bütün ilâhi nizam insanları rahat yaşatmak içindir.. Bu zahmetli yaşam Cenâb-ı Hakk’ın murad- ı ilâhiyesi değildir,O;

“Rahat yaşayınız” diyor.

Bu asrın teknolojisinin getirdiği bir atâlet vardır. Atâlet:insanın kendi kuvvetlerini kullanamamadan dolayı meydana gelen vücuttaki tembelliktir. Vücut kâfi derecede hareketini yapmasa atâlet gelir yâni âza tembelleşir. Birikinti yapmaya başlar, o zaman rejim yapalım derler. Vücut sarf edemediğin de,vücudun âzâları altta kaldığından ister ki arabayı evinin önüne yaklaştırsın ve asansörü olsun ve araba asansörün içerisine girsin, asansörle yukarıya çıksın ve yatak odasının kapısı açılsın içine girsin. Bazı yerlerde çok zenginlerin asansörü dışarıda kilitlidir, oraya gider, açar, yukarı çıkar ve salona girer. O kadar atâlet var.

Her şey makineleşti. Her şeyin makineleşmesi insanoğlunun başına hesapsız belâ getirdi, hastalıkların artmasına sebep bu makinelerdir. Çünkü vücut âtıl, hareketsiz olduğunda lâzım gelen karşılığı veremiyor. Vücuda giren sâir mikroplar, vücutta hâsıl olacak olan rahatsızlıklar ve bilhassa bu kanser illeti bu âtıl vücutlarda meydana geliyor; atâletten meydana geliyor âzâlar çürüyor, yedikleri içtikleri de zaten hepsi uydurmaca. Vücut ondanda zarar görüyor.

- Dünya ne hâle geldi?

Dünya öyle bir hâle geldi ki, zahmetin içerisinde kaynayıp duruyor. Bunlara kimsenin baktığı yok.

Kriz! ekonomik kriz var diyorlar.. Nefsâni ve ruhâni cihetinden teknoloji batırdı, müthiş tahrip eden, ürküten korkutan, ezen eleyen bitiren teknolojidir.

“Yürîdulikumullahûlyusur” (Sizin hakkınızda Allah kolaylık murad eder.)

Bunu için size ilâhi nizam gönderdi ve ilâhi nizam size bu rahat yaşamayı temin etmek için gönderildi. Siz teptiniz. Teptiniz ha sizin başınıza öyle bir şey sarayım ki

“Yebkal halimu hayran” (aklı başında olan adamlar hayret denizine düşecek hayran kalacak ne yapacağı ne tedbir yapacağını bulamayacak!)

Hadi bakalım akıllılar! krizleri durdurun nerde Almanın akıllıları? Nerde Amerikanın, Japon un akıllıları? Nerdesiniz İngilizler? Ekonomik krizleri durdursanıza? Hâsılı kelâm bu insanlık Allah’ın nizamına dönmediği müddetçe rahat ve huzura erişmeyecektir. Dünyada zahmet cenderesinden sıkılacak. Bu sözü kıracak yoktur. Bu budur.



Not: Ş.Nazım Kıbrısi Hz.leri sohbetlerinden.

Hiç yorum yok: