
Her kuvvet Allah’ındır. Nihâyetsiz kudret, Allah’ındır. Biz zayıf kullarız, çok küçüğüz. Bizim kuvvetimiz mahduttur yâni bir hudut içerisindedir. Cenâb-ı Hakk’ın kudreti hudutsuzdur. Bizim yapabileceğimiz iş çok ufaktır. Cenâb-ı Hakk’ın iktidârı yâni muktedir oluşu sonsuzdur.
- Ahmak kimdir?
Allah ile karşılaşandır, yâni Allah’ın helâl ettiğini kendine haram eden, haram ettiğini de kendine helâl eden akılsızdır.
- İnsan nedir?
İnsan; Kendi hakkında kendi kendisine bir fayda vermeye veya kendi kendisine bir zarar vermeye kendisinden şerri def etmeye kadir değildir. Ne dünyaya gelmesinde ne dünyada durmasında ne de öldükten sonra bilinmesinde onun hiçbir salâhiyeti ve irâdesi yoktur. Yaşasın yaşamasın diye ondan sorulmaz;
1 - Yaşatan Allah!
2 - Dünyadan çıkartan Allah!
3 - Kabirlerin içerisinde toprak olduktan sonra tekrar hayata döndürecek olan Allah!
Onu için Allah’a teslim ol rahat olursun. Allah senin benim gibi değildir. Allah’la muharebe veya kavga etme. Allah’la sûlh üzerine ol, Allah’la barış. Allah’la zıtlaşma. Allah’a teslim ol. Allah’a teslim olan kurtulmuştur. İnsan zayıftır ve zayıf kimse bir dayanak arar. Genç adam baston taşımaz, yaşlandığı vakitte ayaklar gidemez, eline dayanacak değnek arar. Değnek olmasa düşer. Meselâ ben değneksiz yürüyemiyorum, değneksiz yürüyenlerin nasıl yürüdüğüne taaccüp ediyorum, çünkü evin içinde de değnekle yürüyorum. Şimdi kendime soruyorum;
- Acâyip, insanlar değneksiz nasıl yürür?
Bir vakit değneksiz yürüdüğümü unuttum. Değneksiz yürünebileceğini şimdi düşünemiyorum. Gerçi mâzîde yürümüştüm ama o şimdi bir hâtıra gibi kaldı. Bakıyorum fiiliyatta değnek nerde? diye bağırırken değnek olmadığında duvarı veya ağacı tutarak yürüyorum.
İnsan, zayıftır ve dayanacak bir yer ister. İnsan,gökyüzünden yeryüzüne indirildi, yeryüzünde Her şey vardı ama yeryüzüne ilk indiğinde korktu. Önce karanlıktan korktu, sonra güneş çıktı, güneşten ürktü. Güneş battı diye koktu, ay çıktı yine korktu. Yeryüzünü yadırgadı. Yâni yeryüzü ona yabancı bir yurt geldi. Çünkü insanoğlu, Hz. Adem cennette yaratıldı. Havva anamızda cennette yaratıldı ve onun için cennetten yeryüzüne indirildiğinde bir ürperti ve bir ürküntü geldi. Yalnızlıktan ve karanlıktan ürktü, etrafında dolaşan çeşit türlü mahlûkatı kendinden kuvvetli görüp korktu. O zaman Cenâb-ı Hak Cebrâil a.s.’ı Hz. Adem’e gönderdi. Dedi ki;
“Korkma! Yâ Adem, Ben seninleyim, evlâdına söyle; onlar da dünyadan korkacaktır onlara da bildir, Ben’imle berâber olsunlar ve korkmasınlar. Çünkü Ben’imle beraber olan korkmaz, Ben’imle beraber olmayan korkar”
Onun için Allahsızlar korkar. Cenâb-ı Allah yeryüzündeki insanlara ünsiyet olmak için Cebrâil a.s.’ ı gönderdi ve peygamberler de kendi ümmetlerine bildirdiler ki;
“Bizi buraya indiren Allah var, bir sıkıntıda bir darlıkta kalırsanız sizi yaratıp yeryüzünde iskân eden Allah’a kaçınız., korkunuz gider. Korktuğunuz vakitte “hasbunallhu venimelvekil” deyiniz dara düşerseniz, darda kalırsanız beni çağırınız, Beni vekil olarak kabul ediniz ve ilâhi nimetlerimle imdâdınıza yetişeyim çünkü sizi kurtarmaya muktedirim.. Korktuğunuzdan sizi emin edeyim umduğunuz ne varsa umduğunuza da ulaştırayım”
De ki:
“Hasbunallahu venimelvekil”: “Allah bana yetişir hem de ne güzel bir vekildir”
Allah’ı bil. Allah’ı bildiğinde Allah sizi korktuğunuzdan gözetir.
- Ya zayıf insanın korkusu?
Zayıf insan zâten korkuda olduğu için şaşkın kalıyor. Bu durumda Cenâb-ı Hakk’a kaç, O korkuyu üzerinizden alır ve nîmetini size gönderir. Korkudan emin olmak ve Allah’ın nîmetine ulaşmaktan başka ne istenir ki?
- Şimdi insanların yanlışları ve hataları nedir?
İnsanoğlunun hataları: bu dünyada şimdi ne sıkıntıları varsa üzerinden gitmesini ister ama âhiret hayatındakini istemez. Dünyada olanı ister, âhireti düşünmez.
- Dünyada yardım ister âhirette istemez, neden?
Âhirete inanmazlar, inanmadıkları vakit Cenâb-ı Allah onları;
“Hadi bakalım koşturun” diye bırakır..
Allah’ı tanı veya tanımaya çalış, çünkü sonra O’nu bulup da görürsen şaşırmayasın! Şaşırma hâli yok, ama dünyadaki hâlinden dolayı perdelenir. Allah’ı görse de gördüm diyemez. Târif yap? denirse, târifini yapamaz. Allah’ı tanı, çünkü ilk sorulacak sual O’dur:
1 - Rabbin kimdir?
2 - Niye bu kadar dünyada durdun? Yaratanın kimdir?
3 - Eğer kendi kendimi idâre ederim dersen ne için sen düşündüğün kadar yaşamıyorsun?
4 - Plânladığın kadar niçin iş yapamıyorsun?
5 - İstediğin yerde istediğin kadar niye duramıyorsun?
6 - Niçin istediğini almıyorsun?
7 - Niçin istediğin gibi yaşayamıyorsun?
Arkasında bu suâllerde var. Demek ki: senin üstünde sana hükmeden bir güç var ki, istediğin gibi giyinemiyorsun, istediğin gibi düşünemiyorsun, istediğini yapamıyorsun. Bu demek oluyor ki, senin üstünde Her şeye hükmeden ve görünmeyen gücün sâhibi olan bir zat ve celli âlâ hazretlerinin olması lâzım. Çünkü senin dediğin olmuyor, hükmünde geçmiyor. Mâdemki dediğin olmuyor ve hükmünde geçmiyor, o zaman ben istediğimi yaparım! diye ne zırlanıp durursun? Yapamazsın ve yapamayacaksın. Onun için Cenâb-ı Allah bildiriyor:
“Hüküm Allah’ındır. İleri gitmeyiniz, istediğimizi yaparız veya yapmayız diye kavgaya düşmeyiniz, ne istediğinizi yapabilirsiniz, ne istemediğinizden kaçabilirsiniz”
İstediğini yapabilen ve istemediğinden de kendini tamâmıyla kurtarabilmiş olan hiç kimse yoktur. Demek senin üstünde seni mahkûm eden bir kudret sâhibi vardır ki, sana istediğini yaptırıyor, istemediğini de yaptırmıyor.
Zayıfız, bütün dünya sana ne kuvvet ne de güç veremez.
Fakiriz, bütün dünyanın hazîneleri sana aksa bir şey yapamaz. Aklını başına al. Boşu boşuna hindi gibi kabarma. İğneyi uzattığı vakitte havası kaçar vaziyeti bozulur. Allah’ın huzurunda başına bir değnek vurduklarında kabarması kaybolur. Sopalanmadan akıllı dur, başına sopa vurulup ta yola girinceye kadar adam gibi dur ve haddini bil. Çok güçsüzüz çok zayıfız lâkin onun idrâkinin içerisine girmeyince insanlar şaşkın oluyor, yolunu kaybediyor.
Hâsılı kelâm; Allah(c.c.) ile beraber oldun mu Allah seni gözetir. Allah ile beraber olmadın mı şeytan onu üfürür kabartır sonra kafasına bir sopa yer, hacmine döner. Hacmi küçüktür.
Not; Ş.Nazım Kıbrısi Hz.leri sohbetlerinden.
- Ahmak kimdir?
Allah ile karşılaşandır, yâni Allah’ın helâl ettiğini kendine haram eden, haram ettiğini de kendine helâl eden akılsızdır.
- İnsan nedir?
İnsan; Kendi hakkında kendi kendisine bir fayda vermeye veya kendi kendisine bir zarar vermeye kendisinden şerri def etmeye kadir değildir. Ne dünyaya gelmesinde ne dünyada durmasında ne de öldükten sonra bilinmesinde onun hiçbir salâhiyeti ve irâdesi yoktur. Yaşasın yaşamasın diye ondan sorulmaz;
1 - Yaşatan Allah!
2 - Dünyadan çıkartan Allah!
3 - Kabirlerin içerisinde toprak olduktan sonra tekrar hayata döndürecek olan Allah!
Onu için Allah’a teslim ol rahat olursun. Allah senin benim gibi değildir. Allah’la muharebe veya kavga etme. Allah’la sûlh üzerine ol, Allah’la barış. Allah’la zıtlaşma. Allah’a teslim ol. Allah’a teslim olan kurtulmuştur. İnsan zayıftır ve zayıf kimse bir dayanak arar. Genç adam baston taşımaz, yaşlandığı vakitte ayaklar gidemez, eline dayanacak değnek arar. Değnek olmasa düşer. Meselâ ben değneksiz yürüyemiyorum, değneksiz yürüyenlerin nasıl yürüdüğüne taaccüp ediyorum, çünkü evin içinde de değnekle yürüyorum. Şimdi kendime soruyorum;
- Acâyip, insanlar değneksiz nasıl yürür?
Bir vakit değneksiz yürüdüğümü unuttum. Değneksiz yürünebileceğini şimdi düşünemiyorum. Gerçi mâzîde yürümüştüm ama o şimdi bir hâtıra gibi kaldı. Bakıyorum fiiliyatta değnek nerde? diye bağırırken değnek olmadığında duvarı veya ağacı tutarak yürüyorum.
İnsan, zayıftır ve dayanacak bir yer ister. İnsan,gökyüzünden yeryüzüne indirildi, yeryüzünde Her şey vardı ama yeryüzüne ilk indiğinde korktu. Önce karanlıktan korktu, sonra güneş çıktı, güneşten ürktü. Güneş battı diye koktu, ay çıktı yine korktu. Yeryüzünü yadırgadı. Yâni yeryüzü ona yabancı bir yurt geldi. Çünkü insanoğlu, Hz. Adem cennette yaratıldı. Havva anamızda cennette yaratıldı ve onun için cennetten yeryüzüne indirildiğinde bir ürperti ve bir ürküntü geldi. Yalnızlıktan ve karanlıktan ürktü, etrafında dolaşan çeşit türlü mahlûkatı kendinden kuvvetli görüp korktu. O zaman Cenâb-ı Hak Cebrâil a.s.’ı Hz. Adem’e gönderdi. Dedi ki;
“Korkma! Yâ Adem, Ben seninleyim, evlâdına söyle; onlar da dünyadan korkacaktır onlara da bildir, Ben’imle berâber olsunlar ve korkmasınlar. Çünkü Ben’imle beraber olan korkmaz, Ben’imle beraber olmayan korkar”
Onun için Allahsızlar korkar. Cenâb-ı Allah yeryüzündeki insanlara ünsiyet olmak için Cebrâil a.s.’ ı gönderdi ve peygamberler de kendi ümmetlerine bildirdiler ki;
“Bizi buraya indiren Allah var, bir sıkıntıda bir darlıkta kalırsanız sizi yaratıp yeryüzünde iskân eden Allah’a kaçınız., korkunuz gider. Korktuğunuz vakitte “hasbunallhu venimelvekil” deyiniz dara düşerseniz, darda kalırsanız beni çağırınız, Beni vekil olarak kabul ediniz ve ilâhi nimetlerimle imdâdınıza yetişeyim çünkü sizi kurtarmaya muktedirim.. Korktuğunuzdan sizi emin edeyim umduğunuz ne varsa umduğunuza da ulaştırayım”
De ki:
“Hasbunallahu venimelvekil”: “Allah bana yetişir hem de ne güzel bir vekildir”
Allah’ı bil. Allah’ı bildiğinde Allah sizi korktuğunuzdan gözetir.
- Ya zayıf insanın korkusu?
Zayıf insan zâten korkuda olduğu için şaşkın kalıyor. Bu durumda Cenâb-ı Hakk’a kaç, O korkuyu üzerinizden alır ve nîmetini size gönderir. Korkudan emin olmak ve Allah’ın nîmetine ulaşmaktan başka ne istenir ki?
- Şimdi insanların yanlışları ve hataları nedir?
İnsanoğlunun hataları: bu dünyada şimdi ne sıkıntıları varsa üzerinden gitmesini ister ama âhiret hayatındakini istemez. Dünyada olanı ister, âhireti düşünmez.
- Dünyada yardım ister âhirette istemez, neden?
Âhirete inanmazlar, inanmadıkları vakit Cenâb-ı Allah onları;
“Hadi bakalım koşturun” diye bırakır..
Allah’ı tanı veya tanımaya çalış, çünkü sonra O’nu bulup da görürsen şaşırmayasın! Şaşırma hâli yok, ama dünyadaki hâlinden dolayı perdelenir. Allah’ı görse de gördüm diyemez. Târif yap? denirse, târifini yapamaz. Allah’ı tanı, çünkü ilk sorulacak sual O’dur:
1 - Rabbin kimdir?
2 - Niye bu kadar dünyada durdun? Yaratanın kimdir?
3 - Eğer kendi kendimi idâre ederim dersen ne için sen düşündüğün kadar yaşamıyorsun?
4 - Plânladığın kadar niçin iş yapamıyorsun?
5 - İstediğin yerde istediğin kadar niye duramıyorsun?
6 - Niçin istediğini almıyorsun?
7 - Niçin istediğin gibi yaşayamıyorsun?
Arkasında bu suâllerde var. Demek ki: senin üstünde sana hükmeden bir güç var ki, istediğin gibi giyinemiyorsun, istediğin gibi düşünemiyorsun, istediğini yapamıyorsun. Bu demek oluyor ki, senin üstünde Her şeye hükmeden ve görünmeyen gücün sâhibi olan bir zat ve celli âlâ hazretlerinin olması lâzım. Çünkü senin dediğin olmuyor, hükmünde geçmiyor. Mâdemki dediğin olmuyor ve hükmünde geçmiyor, o zaman ben istediğimi yaparım! diye ne zırlanıp durursun? Yapamazsın ve yapamayacaksın. Onun için Cenâb-ı Allah bildiriyor:
“Hüküm Allah’ındır. İleri gitmeyiniz, istediğimizi yaparız veya yapmayız diye kavgaya düşmeyiniz, ne istediğinizi yapabilirsiniz, ne istemediğinizden kaçabilirsiniz”
İstediğini yapabilen ve istemediğinden de kendini tamâmıyla kurtarabilmiş olan hiç kimse yoktur. Demek senin üstünde seni mahkûm eden bir kudret sâhibi vardır ki, sana istediğini yaptırıyor, istemediğini de yaptırmıyor.
Zayıfız, bütün dünya sana ne kuvvet ne de güç veremez.
Fakiriz, bütün dünyanın hazîneleri sana aksa bir şey yapamaz. Aklını başına al. Boşu boşuna hindi gibi kabarma. İğneyi uzattığı vakitte havası kaçar vaziyeti bozulur. Allah’ın huzurunda başına bir değnek vurduklarında kabarması kaybolur. Sopalanmadan akıllı dur, başına sopa vurulup ta yola girinceye kadar adam gibi dur ve haddini bil. Çok güçsüzüz çok zayıfız lâkin onun idrâkinin içerisine girmeyince insanlar şaşkın oluyor, yolunu kaybediyor.
Hâsılı kelâm; Allah(c.c.) ile beraber oldun mu Allah seni gözetir. Allah ile beraber olmadın mı şeytan onu üfürür kabartır sonra kafasına bir sopa yer, hacmine döner. Hacmi küçüktür.
Not; Ş.Nazım Kıbrısi Hz.leri sohbetlerinden.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder