11 Haziran 2010 Cuma

SOHBET DÜNYASI - 204 - ALLAH KOLAY OLSUN İSTER


Emir tutan, saadet sahibi olur, dünyası da ahreti de mâmur olur. Emir tutmayan, dünyada zahmet çeker âhirette de azaba uğrar Büyüklerimizden bir zat şöyle buyururdu.

Çok kolay geçecek bu dünyayı bu insanlar çok zahmetle geçiriyor”

Hâlbuki Cenâb-ı Hak çok kolay geçmesini istiyor ve buyuruyor ki;

“Ben sizin hakkınızda kolaylık murat ederim”

- Bunun mânâsı nedir?

Yâni siz zahmet çekmeden yaşayasınız, lâkin insanoğlu kendi kendine zahmet verir, başka yerden değil. Başka yerden görünür ama başka yerden değildir. İnsan dünyada da âhirette de kendi kendisine zahmet verir. Her kim kendi nefsinin arkasından giderse önde bir parça zevk eder gibi görünür ama sonunda zahmete düşer.

Bir kimse iki tekerlekli bir motor alır. Herhâlde çok hoşlarına gidiyor diye o motoru alıyorlar ve biniyorlar, bindikten sonra nefisleri öyle 30-40 kilometreye râzı olmuyor.

- Bas kamçıla atı,

Bastır sonra bir ufacık taşa vurur, viraj yoldan dönerken ya hayatına mâl olur ya hurdahaş olan bir vücut kalır eline. Ama o zevk ediyor zanneder. Hemen akabinde kendi amelinden cezâ gelir, dünya hayatı zahmetle berbat olur. Çok kimseler görünür dışarıda kazadan hurdahaş olmuş (Allahu mağfina, Allah bizi o gibi hallere düşmekten muhafaza buyursun) böyle kazada kimisinin boynu kopmuş vücudu felç olmuş, bel kemiğine dokunmuş hareket edemez hâle gelmiş. Kimisi belden aşağı tutmuyor, kimisinin belden yukarı tutmuyor, kimisini kalıp gibi yatıp kalıyor.

Londra’nın 40 mil kadar dışarısında bir hastaneye götürmüşlerdi beni, orası felâkete uğramış ve iyi olmalarından ümit kesilmiş kimselerle doluydu. Evine gelemez, evlenemez, döllenemez, yiyemez, içemez, kımıldayamaz. Çoğu da genç insanlardı.

- Şimdi onun hayatının bir kıymeti kaldı mı?

İnsana zahmet gene kendisinden gelir. Senin sana yaptığını âlem yapamaz. İnsan kendi nefsine uyduğu vakitte zarar verir. Nefsine uymasa zarar yoktur; buna bir örnek verelim;

- Nerdesin yahu kaç vakittir ortada yoksun?

- Kalp ameliyatı by-pass geçirdim sorma hâlimizi.

- Ne oldu yahu?

- Makineye taktılar, dediler ki birkaç damar tıkalı.

- Kapalı olsa sen nasıl gezerdin? (yarım damarı tıkalıysa üç damarı, iki damar tıkalıysa uydurup beş damarı tıkalı der)

- Hekimler baktı, sabaha kadar bu ameliyatı olmazsan akşamı kabirde ananın babanın yanında edersin dedi. mecbûri ameliyat oldum.

- Ne sebeple?

- Doktor dedi ki tütün içer misin? sigara? Ben çok içerim, üç paket günde.

- Sen delimi oldun? Bunu içmeye şeytana borçlu musun?

- İşte! Alıştık.

- Demek ki nefsin sana zûlmetti de o zulümden dolayı sen bu eziyeti çektin.

Zâten kalp ameliyatı yapılanların çoğunun şahsiyeti değişiyor. Çünkü kalp dokunulmaması gereken âzâdır. Arabanın motorunu açıp kapayan en birinci makinist olsa bile, ilk monte edildiği gibi olmaz. Nerde kaldı ki kalbin üzerine oynayasın, Oradan damar çekip öbür tarafa ilâve edesin, bu kolay mesele değildir. O insanın üzerinde illâ bir noksaniyet bırakır ve ondan sonraki hayatı ne kadar iyiyim dese de çok telâşlı olur. Kalbi açılan adama kriz çok kolay gelir.

Sen o tütünü niye içtin? Niye sigara içtin sen? Senin o amelin çekti o belâyı üzerine Cenâb-ı Hak senin hakkında bunu murat etti mi? Cenâb-ı Hak senin sigara içmeni istedi mi, beğeniyor muydu? Beğenmez, sen aksine yaptın. Cenâb-ı Hak;

“Size kolaylık murad ederim, kolay bir hayat geçiresiniz istiyorum, zahmet çekesiniz istemiyorum”

Sen; ana baba olduğunda, ana-baba şefkatiyle evlâdının hayatta eziyet çekmesini ister misin? İstemezsin.

Motora binip sürat yaparsa, tütün içip kendini berbat ederse, eli ayağı kırılıp beli koparsa bu çektiğin eziyeti senin anan baban ister mi? İstemediğin hâlde çekeceksin, seni anan baban kurtaramaz artık. Anan baban istemediği hâlde sen sebep oldun kendi kendine bu belânın içerisine düştün. (Allah uzak etsin)

- Cenâb- ı Allah aklı bize niye verdi?

Hayvan bile zehirli otu ayırt ediyor yemiyor. Zehri yerler, kötü nefisleri tatmin olsun diye zehri içerler gene pis nefisleri tatmin olsun diye ondan sonra karşına çıkar utanmaz arlanmazlar İslâm’a söver, İslâm’ın şeriatına dil uzatırlar,

- İçkiyi, domuz etini, fuhuşu ne için yasak etti?

Biz çağdaşız istediğimizi yiyip içeceğiz, istediğimizi yapacağız.

O kadar kafasız oldu şimdiki bir sürü insan kıyafetindeki hayvan. Cenâb-ı Hakk’ın bizden muradı kolay ve rahat bir hayat geçirip âhirete intikal etmek, Cenâb-ı Hakk’a dönmektir.



Not: Ş.Nazım Kıbrısi Hz.leri sohbetlerinden.

Hiç yorum yok: