Nakşibendi tarîkatının pîri olan şâh-ı Bahaüddin Muhammed şâh-ı Nakşibendî Hz.leri (Allah sırrını takdîs etsin ve onların yolunda sulûk etmeyi bize müyesser kılsın). Yolları güzel demek iyide, o yolda yürümek mühimdir.- Acaba o mübâreklerin yolları dünyaya doğrumu yoksa Mevlâ ya doğrumu?
Mevlâ ya doğru olduğu için güzel zâten, dünyaya doğru olursa güzel değil. Her kimin maksadı Mevlâ ise o kimse kurtulmuştur ve Allah’ın indinde makbûldür. Her kimde dünyayı kendisine hedef kurmuşsa o hedefe vardığında serap bulacaktır.
Serap, çöllerde bilhassa uzak mesâfeden ufukta su dalgalanıyor gibi görünür. Çölün ortasında susuz kalan insana en kıymetli şey sudur; su görmek için dört bir tarafına bakar, su işâreti gördüğünde gider bakar ki;
- Acâyip, orada su vardı ne oldu bu su? Dalgalanan su gördüm burada, işte..!
O seraptır; var gibi görünür ama yoktur.
- Dünya?
Dünya da var gibi görünür yâni insan dünyaya sahip olacak zanneder, sonunda birde bakar;
- Nerde bizim yığdığımız, biriktirdiğimiz nerde? bu kadar mal yığdım, her türlü bankada her türlü paradan biriktirdim ben, hani benim varlığım?
Ellerini sokacak bakacak cepsiz kefen var cebi olmayan kefen. Hâsılı, okuyanlar, okumayanlar, dünyayı toplamak isteyenler, dünyaya sahiplik iddia eden milyonlar milyarlar geçti gitti, dünyadan bir şey alamadan çekip o tarafa gittiler.
Hedef, bu hayatta dünya ise bilesin ki, dünya hakîki varlık değildir ve kimsenin olmamıştır.
Dünyaya, dünyayı yaratandan başka sâhiplik yapacak benimdir diyecek kimse olamaz. Gaflet budur.
- Gâfil kimdir?
Hakîkati bilmeyen adam gâfildir veyâ işin hakîkatini bilmeyen adam gâfildir. Milyarlarca insan gelip gidiyor, dünyanın hakîkatini öldüğü zaman biliyor,
- Hay Allah! Biz ne yaptık? Bütün ömrümüzü yok yere hebâ ettik, bitirdik. Hâlbuki biz zannediyorduk ki, dünyada epey iş görmüşüz, epey bir şeye sahip olmuşuz. Vay canına! Yâhu ne hanlar kaldı, ne hamamlar, ne apartmanlar kaldı, ne kadillaklar, ne tayyâreler, ne vapurlar, ne sandıklar, çiftler, çubuklar, bağlar ne bahçeler ...! Bizde bu kadar mal, para, mücevherat bizim elimizde zannettik..!.
Dünyayı tanımadı o, dünyayı tanımadan dünyadan gitti. Otobanlara girerken bir yazı var:
“Bu yolda durulmaz, geri dönülmez.”
Yâni; dikkat et ey şoför, ey bu yola girmek isteyen kimse; bilesin ki bu yola girdikten sonra bu yolda durulmaz, geri dönülmez. Şimdi hepimiz ağır ağır o durulmaz ve geri dönülmez yola doğru gidiyoruz. Girdin mi tuttu mu seni artık geri dönmesi yok, durmada yok.
- Nereye?
Âhirete.. Ahiretin adını kimse anmıyor.....dünya, dünya, dünya, para, para, ekonomi, ekonomi ne be? bıktık usandık bu lâflardan. Âhireti ağzına alan yok. Cumhurbaşkanı demez, başbakan demez, kurmaylar demez, asker demez, yasak! sivil aklına getirmez. Mekteplerde gericiliktir katiyen söylemez, evde söylemez keyfi kaçar. Keyfi kaçmasın kimsenin.
Rüyada görsen rüyayı tabir etmezsin, ansızdan akılsız birine söylesen herif yarın öleceksin derse herif o tâbir üzerine ölür de, onu da söylemez. Âhiret lâfı bu cemaatin arasından kalkmış kimse âhiret demez. Âhireti yok hesap ediyorlar, nasıl yok hesap edersin? Her gün giden var. Giden var da gelen yok.
- Nereye gidiyor?
Mezarlığa gidiyor, mezarlığa ne oluyor? mezarlığa ekiyorlar diyor. Mezarlığa ekiliyor ama bir gün her ekilen çıkacaktır. Gün gelecek mezarlıktan kalkacaklardır.
Hâsılı kelâm 20. asrın insanı sarhoş doğuyor, sarhoş yaşıyor, sarhoş ölüyor. Hakîkaten haberi olmadan dünyası bitiyor. Sağdan sola dönünceye kadar işi bitiyor, Karşısında ölüm meleğini görüyor şaşırıp
apışıp kalıyor.
İnsan için kendisini birden bire boşlukta ve birdenbire yapayalnız bulması dayanılmaz bir azaptır ve onun çâresi de bulunmaz. Onun için insanlar âhireti tanıyacaklardır ve bilecekler ki âhireti hedef alan insan pişman olmayacaktır. Çünkü âhiret bâkidir; tükenmesi yok ebediyettir.
Lâkin biz fenâ mülkündeyiz yâni biz fâniyiz. Fâni, bu dünyadan bir gün çıkacak kimse mânâsındadır. Bu dünya üzerinde debelenen ne mahlûk varsa bir gün dünyadan çıkacaktır. Sende çıkacaksın bende çıkacağım. Karşı konulmaz, öyleyse çıkmadan evvel aklınla âhiretin yolunu ara, sonra apışıp kalmayasın korkup tükenmeyesin.
Not; Ş. Nazım Kıbrısi Hz.leri sohbetlerinden

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder