26 Nisan 2010 Pazartesi

SOHBET DÜNYASI - 177 - GÖRÜNMEYENE İNANMAK

*Hayata başladın bitireceksin, bitirmem diyemezsin bitireceksin,

*Mektebe başladın, bitireceksin,

*Yemeğe başladın, bitireceksin,

*Uyumaya başladın, bitireceksin
.

Hâsılı kelâm bu hayatın her safhası bir başlangıca ve bir neticeye bağlıdır. Lâkin bazen insan talep etmiş olduğu neticeye değil başka bir neticeye de uğrayabilir. Ya istediği neticeye varmadan sonu bulur veya yetişmesini arzu ettiği noktada durmaz, onu da geçer. Lâkin bu öyle bir âlemdir ki; her başlangıcın bir bitirimi olacaktır. Dünyanın da bir bitirimi olacaktır

- Hayat ne zaman başladı?

Her hâl başladı. Kim başlattıysa bitirimini o getirecektir. Hayatını sen başlatmadın ki, onun için ister iste, ister isteme. Her varlıkta görünen nesne için kendisi bilemeyen lâkin kendisini varlıkta durduran ve gösteren kim ise onun hükmü galiptir. Onun hükmüyle onun sonunu getirecektir. Onun için hiç kimse kendi âkıbetine hükmedemez. akıbetine hükmedecek olsa istediği hayatı yaşayacaktır. Hükmetmediği için mahkûmdur. Herhangi bir vakitte seni mahkûm eden kuvvet, seni çekip alacaktır.

- Dün aramızda dolaşıyordu bugün alındı.

Çünkü mahkûmdur yâni kendi varlığı üzerinde hüküm sâhibi kimse yoktur. İnsan görünen mahlûkatın arasında en kudretlisidir. Kudretli oluşta fizîki bünyesi itibariyle değildir. Her hayvan fizîki bünyesi dolayısıyla bizden kuvvetlidir.

- Neden insanoğlu hepsinden kuvvetlidir?

Allah(c.c.) insanoğluna akıl vermiştir. Sâir mahlûkatta akıl yoktur. Sana verdiği akılla sen hem kendine hükmedersin hem de güçlü kuvvetli ve tehlikeli hayvanata da hükmedersin. Cenâb-ı âdeme akıl verildi diye ilân olunduğunda ki; Âdem peygamber yeryüzüne indiğinde yeryüzünde, karada koşturan, denizlerde yüzen, gökyüzünde uçan çeşit türlü mahlûkat vardı;

- Bu ne gibi bir mahlûkattır? sıfatı ne?

- Bu mahluka akıl verildi, işimiz berbattır, ne denizin dibindekiler, ne havada uçanlarımız ne yeryüzün de seğirtip kaçanlarımız bu mahlûkun elinden kurtulacak.

İnsan, aklıyla gökyüzündekini düşürür, aklıyla denizdekilerin deryâların dibindekileri çıkarır, süratle belki kendisinden on defa hızlı koşan mahlûkata yetişir ve tutar. Ormanlara hükmeden aslanları mahkûm eder, zelîl eder, kafese tıkar yüzüne bakar!! Ejderhaları tutar kafese koyar, emrine mahkûm eder. İnsan akılla mücehhez olunmuştur. Hiç bir mahlûk insanoğluna yetişemez, çünkü hiç bir mahlûka irâde ve akıl verilmiş değildir. Güçlü olan, cebbar olan, kudretli olan insandır,
Öyleyken mahkûm olur.

- Daha dün adam yolda dolaştı,

- Dün dolaştı ama bugün yerin altındadır.

Dün çarşıda pazarda dolaşır, ahkâm keser büyüklenirdi. Bugün ne oldu? Mahkûm oldu.

- Onu mahkûm eden görünen mi görünmeyen mi?

Görünen değil, görünmeyen mahkûm eder. Görünmeyene inanmayan hayvanlıklarına doymasın. Öyle ya insanoğlunu mahkûm eden, sonuna getiren, insanoğlunun hayatına son veren görünen değil
görünmeyendir. İşte seni mahkûm ediyor. Demek görünmeyen senin üzerinde söz sahibidir, sen görünmeyen üzerinde söz sahibi değilsin. Söz sahibiysen çık meydana!

Demek görünmeyen birileri seni mahkûm ediyor, seni hükmü altında tutuyor, istediği vakitte seni tutuyor,istediği vakitte seni dolaştırıyor, her âzan tamam olduğu vakitte de çekip alıyor. Görülmeyen yetişti ve teslim aldı. Eskiden öldü demezlerdi, hastaydı da öğleden sonra teslim oldu derlerdi.

Görünmeyene teslim oldu, Cenabı-ı Hakk’a teslim oldu. Nereye kaçacaksın gel buraya teslim ol dediği vakitte geliyor teslim oluyor. Ne kadar koşturacaksın? Kendine hükmedemezsin, O sana hükmeder.

- Bize kim hükmeder?

Hasan-Hüseyin değil, Ali-Veli değil, görünmeyen sana hükmeder. İşte dava bu. Milletin çektiği dert bundan. Görünmeyeni bir türlü kabûle yaklaşmıyor. Görüneni kabul ediyor “evet” diyor görünmeyene “yoktur!” diyor: Görünen var görünmeyen yok. Allah Allah...!

- Hava var mı?

- Var.

- Görünür mü?

- Görünmez.

- Görünmezse yok!

- Aklın var mı?

- Var.

- Görünür mü?

- Görünmez.

- Demek yok.

Görünmeyene yok demek eşek mantığıdır, görünene var demek, görünmeyeni kabul etmemek eşek mantığıdır.

Şimdiki bütün üniversiteler Yahudi tertibi: “bu üniversiteden içeri görünmeyene yer yok!”

Çağdaşlık, görünene evet görünmeyene hayır!

Görünmeyeni kabul edinceye kadar insanoğlunun başından belâ eksik olmaz. Görünmeyeni kabul edeceksin ki, seni teyit etsin, ayakta durasın. Başka şeyle ayakta duramıyorlar, parayla teknikle de ayakta duramıyorlar, ayakta neyle duracağız? Diye şaşırıyorlar. Ayakta, görünmeyenin sırrıyla duracaksın. Görünmeyenin sırrı sendedir. Görünmeyeni temsîl eden sensin. Görünür âlemlerde görülmeyenin temsilcisi insan olduğu için rütbesi yüksektir.



Not; Ş. Nazım Kıbrısi Hz. sohbetlerinden.

Hiç yorum yok: