Hayatını değerlendir, sana ne verildiyse değerlendir, köhne bırakma. Bizim ihtiyar bir komşu var, her mevsimde en birinci sebzeyi çıkartır. Bize bir dizi kocabaşlı sarımsak getirdi ki onun yeri halı kadar bile değil, çıkarttığı ürüne şaşırırsın. Bir karış yeri bile değerlendiriyor.Sana ne verildiyse değerlendireceksin. Dünya hayatını değerlendireceksin, karşılığında cenneti alacaksın. Dünya hayatını değerlendiren, ebedi hayatı alır. Bu muvakkat hayatta yaşadığının kıymetini takdir ettiğinden dolayı Cenâb-ı Allah sana ebedi hayat verir.
- Köhne dünyayı neyle değerlendirirsin?
Dünya, Allah’a kullukla Allah yolunda kullanarak değerlenir. Dünyanın Allah yolunda kullanana kadar bir değeri yoktur. Sen Allah yolunda dünyayı kullandığında değeri cennet olur. Züht ve takva mânâsı her asırdaki tecelliyle anlatmadır. Bu içinden çıkılamayan dâvadır.
Dünyanın aslında sivrisineğin kanadı kadar değeri yoktur ancak dünyayı Allah yolunda kullanırsan değer kazanır. Allah sana karşılığında âhireti verir. Sana verilen her şey seni yaratanın yolunda kullanman için verilmiştir.
Sen sana verildin. Sen senin için yaşamayacaksın. Kişinin kendi için yaşaması bâtıldır. Araplar “Sonunda fetis (leş) olur” der. Kendi için yaşayan sonunda leş olur, kokusundan yanına yaklaşılmaz. Allah için yaşayan kokmaz, ölmez, çürümez. Dört kitabın hülâsasıdır.
Sen kendinde bizzat Allah’ın yolunda olacaksın, sana verilen bu sûretteki varlık, Allah için kullanmak içindir. Allah için sen seni kullanırsan yani bu sûretteki varlığını kullanırsan Cenâb-ı Hak, Hakkâni varlık giydirir. Hakkâni vücut ebedidir, ebediyet içindir. Kibir ve azamet tavrı insanı düşünmeye bırakmıyor.
Not ; Ş. Nazım Kıbrısi Hz. Sohbetlerinden.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder