18 Şubat 2010 Perşembe

SOHBET DÜNYASI - 133 - HAKİKATİN YOLU

Şâh-ı Nakşibendi Hz.leri, Nakşibendi Allah sırrını takdis etsin, derecâtını âli eylesin, himmetleri hazır olsun. Mühim olan himmetlerinin devamıdır. Cereyan yürümese bu ışık yanmaz, makine dönmez, araba yürümez, bu enerjidir. Enerji mânâsı; işi gören güçtür. Soruyorum;

- Cereyan tellerin üzerinde mi, içinde mi yürür? isim mi cisim mi? telin üstünde mi gider, aksine içinden tünel gibi yol yapıp öyle mi yürür?

O bilinemiyor. Cereyanda, bu ampulde başka sırlar vardır, o olmadan bu elektrik nur veremez. Bizim söylediğimiz hakikate dâir olan bir sözdür. Zâhirde yürürsen hakikati bulursun. Bir kimse tayyâreye binip uçmasa, gemiye binip geminin üzerinde yüzüp gitmese, otobüse binip çöllerin içerisine akıp gitmese Kâbe-i Muazzamayı bulamaz. Aslında istenen ne tâyyare, ne vapur, ne otobüstür. İstenen Kâbe-i Muazzamadır.

Şeriat hakikate çıkan bir yoldur. Şeriat bir vasıtadır. Tarîkat şeriatın üzerinde yürüyeceği yoldur. Hakikat, tarîkat yoluyla yürüyenlerin varacağı noktadır. Şeriat senin üzerine bineceğin vasıta, meselâ; tayyâre, at,eşek, gemi gibidir. Ata binersen yol olmadan yürüyemezsin, gemiye bindiğinde deniz gerekir. Tayyâreye bindiğinde gökyüzü gerekir ki her biri seni Kâbe-i Muazzamanın ve müşerrefenin hakikatine yetiştirsin.

Şeriatı inkâr eden tarîkatı da inkâr eder. Tarîkatı inkâr eden Hakikati inkâr eder. Hakikati inkâr eden ise kâfir olur.

- Dünyaya gelmekten gaye ve maksat nedir? insanların öğrendikleri nedir? okuyup öğrenmekten bilinecek nedir?

Dünyaya gelmenin maksadı yemek içmek içinse değeri yoktur, çünkü hayvanlarda yiyip içer.

- Temsil yoluyla insanın kıymeti ve hayvanın kıymeti nedir?

Hayvanın kıymeti okkasına göre taşıdığı et kadardır, meselâ on bin baş koyun kesseler kimse gelip de davacılık etmez. Bir kimsenin başını kesseler ortalık kalkar oturur; “Nasıl? Kim? Niçin kesti?” diye hükümet, adliye, hâkimler, polisler seferber olur.

Bu ufak misâl, hayvanla insanın arasındaki farkı anlatır. Sen kendini hayvan sûretine düşürürsen kıymetin kalmaz. Dünyaya geliş amacın yemekten içmekten ibaret ise, seninle hayvanın arasında bir fark kalmaz yâni kıymet farkı yoktur. O kimse hayvan sınıfına yazılır.

İnsanın işi yemek içmek değildir, bu gâye olamaz. Yemek içmek vâsıtadır ama gâye değildir. Yemek içmek maksat ve maksut da değildir çünkü insan hayvan değil. Hayvanlar her gün yiyeceğini içeceğini düşünür; gündüz bütün gün yaş veya kuru ot toplar, alêl acele içeriye istifler kendi midesinde onu saklayacak yere depolar, meradan başını kaldırmaz. Gece olduğunda, gündüz topladıklarını kemâli zevk ile tekrar ağzına getirir ve çiğnemekten keyif eder. Bu hayvanın sıfatıdır.

- İnsan yemek içmekle niçin hayvan sınıfına girer?

Yemek içmekten başka bir merakı, hissi olmayanlar hayvan sınıfına girer. Halbukî senden istenen: hayvan sınıfından geçip, sana tâyin olan sınıfa gelmendir. Oraya yetişmeye gayret etmen ve hazırlanmandır. İnsan yemek içmekle insanı kamîl olamaz. Çok yemek çok içmekle bir kimse kemâl bulacak olsaydı ot yiyen dört ayaklı hayvanat, birinci sırada olacaktı. Çünkü onlar bizden çok yer.

İşte bizim dâvâmız budur. Biz isteriz ki insan kendi kadrini ve kıymetini takdir etsin. İnsan neyle insan olur onu tahkik etsin ve anlasın.



Not; Ş.Nazım Kıbrısi Hz. sohbetlerinden.

Hiç yorum yok: