Hakîki îman sahiplerinin himmetleri yücedir ve yerden göğe direktir. Bir Peygamber haberi, Efendimiz s.a.v. buyurur;“Senenin son günüyle yeni senenin ilk günü her kim oruç tutarsa bütün seneyi oruçla kapatmış gibi olur”
Gün kâfirlerin takviminde gece yarısından başlar. İslâm takviminde gün, akşam namazında başlar.
İslâm takvimi yanılmaz. Allah’ı ve Resulünü dinleyen kimse rahat yaşar, hayat problemi yoktur. Dünyadan giderken de problemli gitmez, kabrinde de problemli yatmaz. Mahşer gününde problemli kalkmaz. Dikkat et bazı ufak tefek işler olur, onu bir kimse bilmezse Müslümanlığı yaşayamaz. Müslüman olarak yaşayan problemsiz hayat yaşar. İslami yaşamayanın karşısına bir değil on problem çıkar. Düşünebildiği veya düşünemediği, aklına geldiği ve ya gelmediği yerde bir sürü problem olur.
İslâmi yaşamayan insanların, milletlerin ve toplumların bitmez tükenmez sorunları vardır. Cenâb-ı Allah mümin kuluna problem verip kaygıya düşürmez. Mümin kulun aklı ve fikri Allah’a hizmet olduğundan, Cenâb-ı Hak o kulun önünden problemleri kaldırır. Mümin Allah için yaşar. Allah için yer, içer ve çalışır. Müminin her hareketi Allah içindir. Eline çekiç alsa; kul eline çekici niye aldı diye melekler yazar. Bir de Cenâb-ı Mevlâ’nın yazdırdığı var, evet eline çekici aldı, Cenâb-ı Allah emreder ve sordurur;
- Bu kulum bu çekici eline nefsi için aldıysa onu kendi nefsine bırakın, kendi başına geleni çeksin. Çekici Benim için eline aldıysa ona yardım edin.
Her şey ona yardın eder: eline çekici Allah için alıp sabahtan akşama kadar demir dövse pazıları kuvvet bulur, yıpranması kesilip köselmesi yoktur. Ona demir dövmek idman olur, lakin eline çekici kendi nefsi için alan sanki o çekiçle kendi kafasını dövüyor gibi güm! güm! her çekiçte bir problem meydana gelir.
Müslümanların bu günkü zâfiyetleri, zayıflıkları ve işe yaramaz topluluklar halinde oluşunun sebebi budur. Müslümanlar bugün Allah için çalışmıyorlar bilâkis kendi nefislerinin zevkini tatmin etmek için çalışıyorlar.
“Sayıca pek çok olacaksınız lâkin itibarınız olmayacak”
Diye Peygamber a.s. bin dört yüz sene evvel haber verdi:
- Bir buçuk milyar Müslüman var, bunların kıymeti nedir?
Kâfir Avrupa’nın yanında kıymetleri sıfırdır. Yahudi Amerikanın altında sıfırın altındadır. Öküze veya budaya tapan Hindûların bile Hıristiyanların yanında kıymeti var lâkin Müslümanlar Avrupalıların yanında bir kıymet taşımaz. Onun için İslâm âlemindeki Müslümanlar Avrupa ya gittiklerinde Müslümanlıklarını gizlemek ihtiyacı duyarlar. Zîra Müslüman olduğunu bilirlerse başka türlü muamele yaparlar. Olacak işlerini oldurmamak, yürüyecek işlerini yürütmemek için, yapılacak işlerini bozdurmak için ters yol yaparlar. Onun için giden çok sakallı sakalını yontar.
İslâm âlemi ahmakça hareket edip, Müslüman oldukları halde Avrupalı, batılı olmak isterler. Sen kırk sene batılıyım desen, onlar gibi yesen, giyinsen ve konuşsan, Avrupalı seni Müslüman bilir ve derler ki;
- Bunlar Müslüman kimselerdir, batı ülkelerini elleri altına almak isterler ve bizim dînimizi de söndürmek isterler.
Efendimiz geldiği andan itibaren kâfirlerin dinleri zaten sönmüştür. Îsa Peygamberin ve Mûsa Peygamberin peygamberliği kalmadı, bitti ve durdu. Onlar artık berzah âlemine geçtiler. Meydanda duran sancağı dikili olan İslâm’dır. Başka sancak yok, ötekileri bangeradır.
Bangera: Kâfirin bayrağına derler.
İslâm sancağı: İslâm bayrağına derler. Avrupalının İslâm hayatı düşüncesi onları çıldırtıyor, ne yapacaklarını şaşırıyorlar, diyorlar ki;
- Müslümanları kendi içlerinden yıkalım.
- Ne yapalım?
- Kuran-ı Kerîm okutmayalım, medreseleri kapatalım, kendi memleketlerinde İslâm kıyafetini kaldıralım, Müslüman’a benzer bir tarafları kalmasın.
Bunlar oldu mu, yoksa olmadı mı? Kavgamız nedir? Gâfil insanımızın Avrupalıya teslim oluşundan dolayı belâ yağıyor.
- Bu Türkleri Müslümanlıktan nasıl uzaklaştıracağız, uzaklaştırmasak bunlar tehlikedir, başka tehlike yok!
Bizdeki diyor ki;
- Müslümanlar PKK’dan daha tehlikelidir, PKK bir tehlikeyse Müslümanlar on defa daha tehlikelidir, PKK Müslümanların elinde olursa işimiz tamam!
PKK’nın içinde İslâm sancağını kaldıran pek azı var da çoğu kavmiyet davası yapar, çoğu biz Kürdüm der, öbürleri de biz Türküm der. Sen Türk ben Kürt dediği vakitte Müslümanları parçaladı. Selâhaddin Eyyûbî H.z.’leri İslâm padişahıydı, Kürt padişahı değil, Türk padişahı da değil. Kürt diyenin de kafasını vururdu.
- Alman mı Müslüman mı? Bunlar yabancı mı?
İşte İslâm insanı kardeş yapıyor. Ne Türklüğün, ne Kürtlüğün, ne Araplığın seni kardeş yapar.
Aklınızı değiştireceksiniz siz gençler! Şeytanın propagandalarına kanacak değilsiniz. İnsâniyet İslâm’dadır. Şeref Müslümanlıktadır, ne Kürtlüktedir, ne Türklükte, ne Araplıktadır. Onun için her kim kavmiyet davası yaparsa Peygamber Efendimiz lânet etmiştir. Lânet gelen kimse de hayır etmez.
Bu kimse Uygur Türkü, ta Orta Asya dan Çin’den geliyor. Çin kâfiri bu fakir fukarânın memleketini zapt etmiş, bir buçuk milyarlık İslâm âlemi ses çıkartmıyor. İslam âleminin başında tek adam olacaktı. O adam yalnız şeriata boyun eğecekti. Kimseden korkusu olmayacaktı. İslam dünyasına tek adam hükmedecek, tek sultan olacak. Sultansız İslâm devleti olmaz. Size öğretmedikleri nokta budur. Sizden gizledikleri budur.
İslâm pâdişahı, sonra Şeyhülislam gelir, üç kıtaya hükmeden Osmanlı ecdâdıdır. Osmanlı dediği vakitte Kürtte Osmanlıydı, Türk’te, Arap ta. Pomak, Çerkez, Çeçen, Gürcü, Dağıstanlı, Tatar, sâir Avrupa’da ne kadar millet varsa Osmanlıydı ve İslâm pâdişahı hepsine hükmederdi.
Protokolde pâdişâhın önünde sarayda ilk gelen sırmalı yeşil sarığıyla Nâkîbul Eşraf Efendi, yâni Efendimiz s.a.v.’in sülâlesinin başı olan zat gelirdi. Pâdişah onun elini öper oda ilk tâzimi yapar onun ardından Şeyhülislam gelirdi. Sadrazam üçüncü olarak gelirdi, sonra vezirler, beylerbeyleri, paşalar gelirdi. Usul buydu. Sadrazam Osmanlıydı,Türk, Kürt, Acem olsun Osmanlıydı. Osmanlı pâdişahı, İslâm halîfesi . Oraya gelinceye kadar Avrupalılar bizim o şeref ve saltanatımızın kaybolması için uğraştılar ve içimizde Islama düşmân ettiler. Kuran-ı Kerîm okutma, memleketin içinde Kuran kursu bırakma... câmide okutamasın... diye engeller koydular.
Peygamber a.s., sancağının altında bütün ümmetlerinin toplanmasını istemektedir, oraya buraya çeken kimseler kıyâmet gününde hesap veremeyecektir. Haksız yere bir kimseden bir damla kan yere dökülse o kimse bir damla kanında hesabını veremez, zâlim olur. Zâlim olan kimse, cehennem durduğu müddetçe cehennem gediklisidir. Cehennemde yalnız zâlimler kalacaktır. Zâlim olma, Peygamberini tanı, Islâma hizmet ver. İslâm la iftihar et, selâmetin için bunu iste buna gayret et. Allah bizi İslâm’ın sancağının altından ayırmasın.
Not; Ş.Nazım Kıbrısi Hz. sohbetlerinden.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder