Allah dert verip derman peşinden koşturtmasın. Şeytan insana dokundu mu bir hastalık getirir. Şeytanın dokunmasıyla ona fırsat verildi mi dokunduğu yerde zarar verir, onun için şeytanın sana dokunmasına fırsat verme.Ya görünüşte bir zarar yapar veya îmanını yaralar.Ya büsbütün îmansız yapar veya inancını sarsar. Kalbine dokunduğunda hastalık verir. Zâhirde de, mâneviyatta da kalbine zayıflık verir. İnançta eksiklik olur, îman sallanır. O an ecel gelse o insan îmanını zor kurtarır.“Euzûbillâhimineşşeytanirracîm“ demelisin,
İstersen yüz defa istersen bin defa de insana zarar gelmez, fayda gelir. Cenâb-ı Hak’tan inâyet gelir ve şeytan sana dokunmak isterken elini çeker sanki elektirik çarpmışa döner.
İsviçre dağlarında öküzler inekler yayılır, herkesin otlakları, meraları vardır. Oradaki hayvanlar serbestçe gezdiğinden bazı hayvanlar hudut tanımaz başkasının otlağına da girmek ister. Bütün gün başlarında çoban beklemez onun için onların olduğu bölgeye hafif ceryan verilmiş teller çevrilir. O öküz oraya dokundu mu ceryan teper ve hayvan ürker öbür tarafa kaçar. Onun gibi kul şeytana yaklaşırken;
“Euzûbillâhimineşşeytanirracîm“
Dediğinde o ceyerana tutulmuş öküz gibi olur, kaçar. O ceryan mânevi ceryandır. Onu unutma, her seferinde baktın şeytan ağır bastırıyor seni azdıracak ve günaha sokacaksa o enerjiyi kullan.
- Euzûbillâhimineşşeytanirracîm, aman yâ Rabbi ben baş edemiyorum, bu beni sürüklüyor. De.
Hemen ceryan gelir teper, şeytan geriler. Şeytana dikkat etmeyen adamın dini îmanı tamam olmaz, çünkü şeytana tâbi olan adam belki son nefesi gelirse, o anda şeytanla elele tutmuş halde dünyadan çıkar. Şeytanla elele verirsen tehlikedesin.
Euzû...de, uyuzluğu gelmesin veya seni ısırmasın, çünkü kuduzdur. Çok insanların kudurması ve uyuz olması şeytan ile elele verdiklerinden dolayıdır ve yirminci asrın insanı şeytan ile elele vermiştir. Onun için hemen hemen hepsi uyuz ve ya kuduz olmuştur.
Kuduz olduğunun delîli; birbirlerini yemek ister, öldürmek, tüketmek, yok etmek ister. Başkalarına yaşam hakkı tanımak istemez. Hak yolunda olmayan muharebeler, harpler hepsi insanlarda kuduzluk âlâmetidir (Allah uzak etsin).
Allah emrinin dışında olan muharebeler insanların kudurmasından ileri gelir. Allah için muharebe eden temizdir, lakin nefsi için, dünya için muharebe eden şeytan için muharebe etmiş olur ve o da kudurduklarına delalettir.
- Kudurmasa insan insanı yer mi? Isırır mı? Eziyet edermi?
Eziyet etmek, ısırmak, öldürmek, Allah yolunun dışında olan bu fiillerin hepsi o insanın kudurmasına delâlettir.
Şeytana yol verdin mi şeytan ısırmak ister. Nasıl ki kuduran bir hayvan saldırırsa, kuduran insan da saldırmak ister. Onun için onları parmaklıkların arasında bırakırlar ve kendi kendilerine telef olur gider. Asrımız çok tehlikeli olan bir asırdır, Allah için iş yapan çok çok azalmıştır. Şüpheye düşersen ki şüpheye mahalliyet yoktur, bilesin ki şeytan amelilere gülerler ve ahmak kimse derler.
- Ahmaklığı kabul et, varsın uyuzlar sana ahmak desinler. Allah için hizmeti bırakma işin selâmettir.
Uyuzlar ne kadar çoğalırsa çoğalsın, uyuzlar çoğaldı diye illâ sende mi o uyuzlarla beraber olacaksın. Ahâlinin yüzde doksan dokuzu uyuzdur diye bizde onlarla mı olalım?
Allah seni selâmet, temiz gözetmişken, onların yoluna girip uyuz olmak akıl kârı değildir. Lâkin aklını kullanmayanlar çoğalmış, akıl köhne dünyanın muhabbetiyle dolmuş, zevki sefâ peşine düşmüş.
Her gece sokağa çıkan, kahvehaneye giden, gazinoya, tiyatroya, sinemalara, operaya giden insanlar çok zevk-i sefâ yapıyor zannetme. Çünkü bir gece gitti hevesinin yüzde yüzü ikinci geceye kalmaz, bir parça düşer. Üçüncü gece bir parça daha düşer, belki sıfıra doğru yaklaşır, ama şeytana bağlandığı için de çıkmadan yapamaz. Lezzet alacak yeri bulamaz, kanıksamış olur. Evde temiz yolunda da duramaz illâ çıkacak. Geceden geceye insanın aldığı lezzet aynı kalmaz, aşağıya düşer; Misal;
- Sana bir çanak bal vereyim.
- Ver bir kaşık.
Alırsın kaşığı hızla yemeye başlarsın, yarısına yetiştin mi iştahın kesilmeye başlar.
- Baldır yesene.
- Yedik, çok yedik.
- Abi, yesene bal bu.
- Kardeşim yedik ya!
- Ye canım, bu bal bulunmaz bir daha.
- Bir kaşık daha alayım ama yiyemiyorum.
- Abi buyur ye, daha çanakta çok var, bu balı sana hususi getirttim, bunu yemeden seni bırakmam.
- Sen beni ille bu çanak bitecek diye zorlarsan, kusacağım, çanağı doldurup başından aşağı dökeceğim, al karşımdan git hiç olmazsa yediğimiz canımız da kalsın.
- Olamaz bu baldır nasıl yemezsin?
- Balın lezzeti kalmadı da onun için.
Gece hayatına alışan adam, zannetme ki her gece zevk ediyor, şeytan bir defa alıştırdı sonra kamçılıyor, diyor ki;
- Bırakma.
- Artık lezzet alamıyorum bana sıkıntı veriyor.
- Kardeşim çıkacaksın, bu çağdaşlıktır, istemesende gideceksin, görünmen lâzım.
- Bıktık artık usandık bu yoldan.
- Olamaz, evde ne var, evde ne yapacaksın, karılarla beraber mi oturacaksın? Çık dışarı dolaş. Hadi geç kaldık.
Şeytanın sana değmesine fırsat verme. Bir iki gün zevkine vardırır, üçüncü dördünccü gün biter, çeşmeler kurur, değirmen dönmez, yirmi yaşında suyu kesilmiş değirmene döner.
Aldanma. Bir testi balı ben yerim bitiririm diye iddia etme, yook. O testi baldan senin alacağın üç beş kaşıktır, sonra iştahın kalmaz, kafana vursalar da yiyemezsin. Yediklerinide kusarsın. Dünyadaki şeytanın aldatmacası bundan ibarettir.
Not; Ş.Nazım Kıbrısi Hz. Sohbetlerinden.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder