16 Şubat 2010 Salı

SOHBET DÜNYASI - 131 - NEFSİN KÖLESİ OLMAK

Büyüklerin yolunu tut kurtulursun. Büyükleri unutan kimseler küçük kalır, büyümez. Büyüklerin yanında ol bir şeye sayılırsın.

Aşağılık kimselerle düşüp kalkarsan sende onlardan olursun.

Hırsızlarla düşüp kalkan hırsız olur.

Güçsüzlerle düşüp kalkan güçsüz olur.

Haramzâdelerle beraber olan haramzâde olur.

İyi kimselerle beraber olan iyi kimse olur.

Yalancılarla beraber olan yalancı olur.

Sarhoşlarla beraber olan sarhoş olur.

Zinâcıyla beraber olan zinâ keş olur.

Allah uzak eylesin, nefsin yolu hepsine açıktır. İnsanın nefsi suya benzer aşağıya akar yukarıya akmaz. Yukarıya çıkması için ille kuvvetle basmalısın. Suyun tabiatıdır, inişini alırsa en aşağı neresiyse oraya iner. İnsanın nefsi de öyledir. İnsan nefsini bırakıp ta kontrol etmezse kendisini Efsele Sâfilin denilen en pis, en sefil ve en karanlık yerde bulacaktır.

- Tayyâre yukarı kalkıncaya kadar o motorlar ne çeker?

Kalkmak için çok kuvvet verir, göründüğü gibi değildir. Yukarı kalkacağı anda son sürat verilir, bütün yük üzerine bindirilir. Yukarıya çıkacak insan kolay kolay çıkamaz. Herkes kolay iş arar. Oturduğu yerde rütbe kazansın ister, çalışmadan bir şeye erişsin ister. Rütbeler yağma değildir.

Ağaca bak ibret al. Toprağın altındaki tohum sana ibret içindir. Ey insanoğlu! Hangi tohum olursa olsun açıldı mı yerin altında beklemez. Toprağı yarar yükselmek kasteder;

“Çıkayım yükseleyim hiç olmazsa gökyüzüne yakın olayım”

Diye gökyüzüne ulaşmak murad eder. Tersine büyüyen ağaç yoktur.

Dört ayaklı hayvanatın başı aşağıdadır, gökyüzüne bakmaz, otlağa ve yiyeceği çimene bakar. Nebatat yukarıya çıkmak için uğraşıyor ve kendilerine verilen izin kadar yukarıya çıkıyor. Cenâb-ı Hakk’ın rahmetine bakıyor;

- Yâ Rabbi sana senin huzuruna yaklaşmak istedim, beni bıraksan ilelebet sana yürüyeceğim.

- İnsan ibret alıyor mu?

Yirminci asrın insanı gökyüzüne ruhâniyetine baktığı yok, hayvaniyetine bakıyor. Yüksel, yüksel ki yerin bu yer değildir. Ruhlarımız yükselsin hayvanlıktan kurtulmak gerekir. Zorlama yok, hayvanlığı kabul edene mübârek olsun.

- Ben hayvanım hayvan mertebesinden çok memnunum.

- Peki kal ilelebet kal, mâdem hayvanlığı tercih ediyorsun seni zorla melâikemi yapalım? İnşâllah iki elinde ayak olur da tam dört ayaklı olursun. Dağda taşta ot yemeye iyi koşturursun.

Rûhaniyetimiz yükselecektir. Nefis aşağıdır, zulmete çeker. Onun için Peygamberler gönderilmiştir. Peygamberlerin sıfatı yalnız senin zâhirini düzeltmek için değil senin mâneviyatını düzeltmek içindir. Hiç bir Peygamber ümmetini dünyaya çağırmaz.

- Peygamberler ne için gelir?

Peygamberler bizi hayvan sıfatından kurtarıp, melâike sıfatına getirmek için gelmişlerdir. Hıristiyan, Katolik,Yahudi, Budist, şia, Hindu, Müslüman, Ortodoks, Sünni...unvanları hiçbiri bir şey ifâde etmez. Hakîkatini Allah’a döndürmedikten sonra hepsi boş bir unvandan ibâret kalır.

Nûh kavmini Cebrâîl kanadına alıp ta helâk etmek için kaldırdığında, içinde yetmiş bin teheccüt namazı kılan bir kimse buldu.

- Yâ Rabbi bu kadar kıyamda duran insan var, ne yapayım?


- Orada namaz kılanlara değil emrime bak, ikinci defa söyleme tard ederim. Helâk et çünkü o kavim ile beraber yaşamaya râzı oldu.


Not; Ş.Nazım Kıbrısi Hz. sohbetlerinden.

Hiç yorum yok: