Akılsız firavunlar güya tecrübe etmiş. Onlar dünyadaki firavunluğa doyamadılar, yanındaki kâhinler dediler ki;
- Siz tanrılarsınız! Dünyadan elbette başkaları gibi gidecek değilsiniz. Siz öyle binâlar içerisinde kalacaksınız ki, o tarafa aktarıldığınız gün geçmeden yine kalkacaksınız ve sizin firavunluğunuz, saltanatınız devam edecektir, Hazînelerinizi de elinizin altında bulundurmak lâzım!
Diye, şeytan onları olmayacak şeyin hilâfına aldatıp kandırmış ve her dünyadan çıkan firavun hazînesiyle beraber gömülmüştür. Develer ve katarlar yükü çeşit türlü altın ve cevâhirle beraber gömdüler. Aradan yaklaşık 5 bin sene geçti.
Azamet ve büyüklüğüne sınır olmayan Allah, kendilerini binlerce yıl mumyalanmış halde o hazînelerin arasında bıraktı. Tabi o, hazînelerine sahiplik yapamadı. Aldatıldılar lâkin üzerlerinde dolaşan âdemoğulları araştıra karıştıra açıp ta girelim bu nedir? dediler. Nerden taş kaldırsalar işâret yok bir şey yok, seneler senesi uğraşan insanoğlu nihayet uğraştığının neticesini aldı.
“Talebenâ vecedenâ”: Bu bir hükümdür, neyin arkasına düşersen o arkasına düşüp istediğini sana ulaştırır.
Piramitler firavun mezarıdır ve insan yapısıdır, kapısını bulsak bile merkeze gitmek kolay değil, labirentlerle dehlizler var. Binlerce sene bakıp dolaştılar. Aldatan korkunç dehlizleri ısrarla ve inatla gide gide bunları nereye gömüldüyse illâ bulacağız diye aradılar. Nihayet bir taşı kaldırıp işâret buldular. Yer yüzünde ben tanrıyım diyenlerin oldukları yere yetiştiler. Mumya olduğu yerde yatıyor altınlar ve cevahirler yanında. Firavun haksız yere dirilere âit olan şeyi aldığı için, arkeologları Allah musallat etti.
Bazen “Kazıp öteberi hazîne arıyoruz acaba günaha mı gireriz?” diye soruyorlar, ne günahı? Dirilerin hakkını ölüler alamaz. Dirinin hakkı ölüye haramdır. Onlar hakları olmadan dirinin hakkını çalıp götürdüler. Boynunda boyunluğu, kolunda bileziği, parmağında yüzüğü, küpesi.
Onun için İslâm üzerinde ne varsa aldırır. Dirilere ait olan her şey ölünün üzerinden çıkarılır; elbiseleri soyulur, ziynet eşyaları ellerinden alır ve toprağa âit olan toprağa verilir. Onunla gömülen çalıp götürdü demektir, bulursan al, sana helâldir, dirinin hakkını ölü alamaz.
Demek ki sen dünya metâının hepsine sahiplik yapsan, elini üzerinden çekip öyle gideceksin. Bu halde gitmek için herkes sırasını bekliyor. Allah için yaşadıysan Allah’ın hoşnutluğuyla dünyadan gidersin. Dünya için yaşadıysan gözün arkanda kalır ve Cenâb-ı Hakk’ın gazabıyla gidersin. Herkes yolcudur dedik, bu kadar hakîkat onun için bildirilmiştir.
Ş. Nazım Kıbrısi Hz. sohbetlerinden
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder