Aslında hakîkatte hepimiz yolcuyuz ve herkes kendinin sırasını bekliyor. Dünyanın ömrü kısa. İnsanoğlunun ömrü de kıyâmete gelerekten kısalıyor.
Evvel zamanda insanlar yüz, iki yüz, beş yüz hatta bin yaşına kadar yaşarlardı. Bu zamanın insanlarının ömürleri kısalmıştır.
Allah c.c. bizi huzuruna hoşnutluğuyla kabul eylesin. Cenâb-ı Hakk’ı hoşnut edebilen kimseye ne mutlu. Allah’ı hoşnut edip dünyadan çıkan kazanmıştır. Cenâb-ı Hakk’ı hoşnut etmedikten sonra ne kazansan kârı yok.
Bütün dünya bir kimsenin olsa lâkin Cenâb-ı Hakk’ı râzı edemese, bütün dünyanın kıymeti yoktur. Öldüğün anda elini dünyadan çekeceksin, başkaları elini uzatacaktır. Onun sırası geldiğinde o da elini çekecek ve başkası gelecektir.
Bu şuna benzer, Aşçı dükkanında masalar olur, insanlar yemeği yiyinceye kadar otururlar, sonra çıkar giderler. Bu masa benimdir alayım, hiç olmazsa bu sandalyeyi beraberimde alayım! Dediği duyulmuş mudur?
Ama biz öyle zannediyoruz. Kazandığımızı; evi, yatağı, yorganı hepsini beraber taşıyıp götüreceğiz zannediyoruz. Olamaz, bu vâki bir şey değildir.
Ş.Nazım Kıbrısi Hz. sohbetlerinden.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder