Hıristiyanların şaşkınları derler ki;- İslâm kılıç kullandı ve İslâm dîni kılıçla yayıldı, halbuki bu Hıristiyanlıkta yoktur!
Îsa peygamber kılıç tutmadı ama az daha kalsın çarmıha geriyorlardı, onun yolunda olanlar ordu kullanmadılar ve puta tapan Romalılar yani Rumlar, ilk Hıristiyanları aç aslanların önüne atıp parçalattılar. Çünkü o küfre karşı dayanacak orduları kurmaya onlara izin yoktu. Lâkin bizim şeriatımız başkadır. İslâm’ın şeriatında ordu İslâm’ın belkemiğidir. Ordusuz İslâm yürümez. İslâm orduyla ve sancaklarıyla yürüdü.
- Mâli ibâdet nedir?
Dünyada kazanmak ve islâm’ı ayakta tutacak gücü beslemek bizim vazîfemizdir. Dünyada bir hizmetimiz olmasa mâli ibâdetlerin başı olan askeriye yaşamazdı. İslâm askeri mâli güçle ayakta durur. Her müminin kendi iktidarına göre orduyu beslemesi farzdır. Küfre karşı dayatma ve durma askerledir. Ordu birinci kaledir. Ordusuz İslâm olmaz, olursa Müslümanlar zelil olur. İslâm zelil olmaz, Müslümanlar zelil olur ve Müslümanlar kuvveti ellerinden bıraktıkların da zelil oldular.
Tarikatlar insanların kalplerini dünyadan Mevlâ ya döndürmek içindir. Ecdadımız Osmanlıda iki tertip kuvvet vardı, yedi yüz sene İslâm’ın sancağını taşıdı her seferde orduyu hümayunun en önünde gidenler hepsi tarîkat ehliydi ve parayla değil Peygamber sünneti icra etmek için gönüllü gidenlerdi. Tekbir ve selâtu selâm çekerek, def ve kudüm eşliğinde önde bütün tarîkat erbabı giderdi. Allah onlara nazar eder onların üzerine inen tecelliyle ordu zafere koşardı.
Şimdiki yanlış fikirli kişiler zannederler ki tarîkat dünya içindir, tarîkat sahipleri tembellik içindir veya başbakanlık, başkumandanlık yapmak ister vs. vs….!
Dünyaya rağbet gözüyle bakan adamın îmanı çürür. “Müslümanların dünya ellerinde, Mevlâ gönüllerinde dir”. Mâli gücü olduğunda hükmeder, İslâm’ın terbiyesi budur. Bunu bırakıp Avrupa’nın kâfirleri gibi uşaklığa koştukları için Cenâb-ı Allah zillet giydirdi .
Bütün tarîkatlar birinci olarak, insanları insan edip Cenâb-ı Hakk'ın huzûruna takdim etmek hizmetiyle mükelleftir, bunun dışında terbiye alınmaz. Tarikatla terbiye alınır. Ve hak yolunda canım feda diye yürüdüğünde o canı Allah alır ve sana Hakkanî bir can verir. Hakkanî olan bir kul Cenâb-ı Hakk'a mensuptur.
Onun için tarikatlara her kim düşman olursa elbette ki pişman olur. Belki seneyi devirmez. Çünkü hakîki tarîkat sahipleri ağızlarını açmadı, lâkin üzerlerine varırlarsa onlardan bir tânesi zâhiri kuvvetleri bir gecede sıfır eder. Tek sultan sensin Ya Rabbi..!
Mot: Ş. Nazım Kıbrısi Hz.leri sohbetlerinden.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder