
Cenâb-ı Hakk’ı bilmek liğimiz çok noksan ki bilemiyoruz. Yoksa tanıyıp ta arkasına düşmeyecek bir kimse olmaz. Onun için bütün Evliyâlar her şeyi bıraktı Allah’ın arkasına düştü.
Tabî akıl ve mantığın söylediği dünya servetidir. İnsan buradaki fışkıyı bekleyip orada altın hazînelerini bırakır.
Dünyayı istiyor ve dünyayı bulmak için koşturuyor. Dünyayı yine kendine göre olan dünya ehli tanır. İnsanlar akil bâliğ olduktan sonra dünyayı tanımak yoluna giriyorlar. Sonra ellerine geçirmek için uğraşıyorlar. Lâkin Allah’ı tanıyan kimse onu hemen bulmak için yanıp tutuşacaktır.
- Mevlâyı tanıdıktan sonra arkasına düşmesin olur mu?
Allah’ı arayan Allah’ı bulur. “talêbenâ vecêdenâ” bizi isteyene biz kendimizi buldururuz, gösteririz. Çok Evliyâlar var, yedi yerde, yetmiş yerde, yedi bin yerde,yedi yüz bin yerde görünür. Sana görünür der ki;
- Ben buradayım.
Allah’ın beraberliğin de yetişen kul başkasına benzemez, cereyan voltajı yüklü bir timsaldir. O zaman. Cenâb-ı Hak kendi kudretinden bir elbise giydirir, o kimse kudret yüklüdür. Dokunduğu anda bütün vücut cereyan çarpıyor gibi titrer.
Bütün Evliyâların hepsi Allah iledir. Evliyâlar Allah’ı aramışlar ve aramak yoluna düşmüşlerdir. Aramanın da bir kâidesi vardır. Arayıp ta bulamadım diyen bir kimse, câhilliğini meydana koyar. Çünkü ciddî olarak Allah’ı arayıp ta bulamayan hiçbir kimse yoktur.
Allah’ı dileyen kimse Allah’ı bulacaktır. Bizim emnî êman dâiremize giren bizimdir.
Emnî êman dâiresi: senin her kötülükten ve kötü âkıbetten kurtulduğun noktadır. O noktaya erişen kimsenin bir şeyden korkusu kalmaz.Çünkü o noktadan îtibaren Cenâb-ı Hakk’ın kendisiyle olduğu şuuruna girer. Kendisini yalnız hissetmez, kendi şuuru;
- Cenâb-ı Hak ile beraberim. Der.
Her hareket ve sekerâtı Allah ile beraber olur. Dağı tepse dağı yere dökecek, aya teveccüh etse ay yürüyecektir.
İnsan acâyip bir mahlûktur. Kimse sırrını ve külhünü bilemez. Allahuekber! Demek Allah’ı bilipte Allah’a yakınlık aramayacak hiçbir hiç bir akıl sahibi yoktur çünkü Allah’ı bilen kimse o bilginin yanında öğrenecekleri hiçbir şey kalır.
Allah vergisi olan ilimle insan hareket etse, o Allah’ın Evliyâsından sayılır. Çünkü onlar Cenâb-ı Hakk’ın irâdesine teslim olmuşlardır, o irâdenin üstünde irâdeleri yoktur. Onlar isterse doğru yolda giden bir kimseye, muhtaç ise ona göre bir yol açarlar. Cenâb-ı Hakk’ın mağfiretiyle Evliyâullahta ümmeti Muhammed’in kullarına ihtiyacına göre, istidadına, arzusuna göre verilir. O girdiği yerde zûlmet bırakmaz. Allah’ın nûru bir kalbe girerse kalp açılır ve ferahlar. Allah’ı bulmak için gayret et. Allah’ı bilmeden dünyadan çıkmayasın.
Allah’ın azabına ıstırabına bir hudut tâyin edilemez. O kadar şiddetlidir. Onun için Cenab-ı Hakk’ın azâmetini sana bildirecek, seni Allah yoluna teşrif edecek kimselerin meclisine mülâzemet et, Onların meclislerinde bulun ki onlar acâyip ilim söylerler. Hiç işitmediğin ilimlerden söylerler.
Ehlullaha tâbi olan milyonlarca insan olsa bile, onları nereye gidecekse kendi katarına alır. Son meskeni sarayları olsa oraya kadar yetiştirir. Cenâb-ı Peygamberin şefkat ve şefaatine mazhar olurlarsa, orada kurtuluş vardır ve yanında rütbeleri âli olur.
Not Ş. Nazım Kıbrısi Hz. Sohbetlerinden.
Tabî akıl ve mantığın söylediği dünya servetidir. İnsan buradaki fışkıyı bekleyip orada altın hazînelerini bırakır.
Dünyayı istiyor ve dünyayı bulmak için koşturuyor. Dünyayı yine kendine göre olan dünya ehli tanır. İnsanlar akil bâliğ olduktan sonra dünyayı tanımak yoluna giriyorlar. Sonra ellerine geçirmek için uğraşıyorlar. Lâkin Allah’ı tanıyan kimse onu hemen bulmak için yanıp tutuşacaktır.
- Mevlâyı tanıdıktan sonra arkasına düşmesin olur mu?
Allah’ı arayan Allah’ı bulur. “talêbenâ vecêdenâ” bizi isteyene biz kendimizi buldururuz, gösteririz. Çok Evliyâlar var, yedi yerde, yetmiş yerde, yedi bin yerde,yedi yüz bin yerde görünür. Sana görünür der ki;
- Ben buradayım.
Allah’ın beraberliğin de yetişen kul başkasına benzemez, cereyan voltajı yüklü bir timsaldir. O zaman. Cenâb-ı Hak kendi kudretinden bir elbise giydirir, o kimse kudret yüklüdür. Dokunduğu anda bütün vücut cereyan çarpıyor gibi titrer.
Bütün Evliyâların hepsi Allah iledir. Evliyâlar Allah’ı aramışlar ve aramak yoluna düşmüşlerdir. Aramanın da bir kâidesi vardır. Arayıp ta bulamadım diyen bir kimse, câhilliğini meydana koyar. Çünkü ciddî olarak Allah’ı arayıp ta bulamayan hiçbir kimse yoktur.
Allah’ı dileyen kimse Allah’ı bulacaktır. Bizim emnî êman dâiremize giren bizimdir.
Emnî êman dâiresi: senin her kötülükten ve kötü âkıbetten kurtulduğun noktadır. O noktaya erişen kimsenin bir şeyden korkusu kalmaz.Çünkü o noktadan îtibaren Cenâb-ı Hakk’ın kendisiyle olduğu şuuruna girer. Kendisini yalnız hissetmez, kendi şuuru;
- Cenâb-ı Hak ile beraberim. Der.
Her hareket ve sekerâtı Allah ile beraber olur. Dağı tepse dağı yere dökecek, aya teveccüh etse ay yürüyecektir.
İnsan acâyip bir mahlûktur. Kimse sırrını ve külhünü bilemez. Allahuekber! Demek Allah’ı bilipte Allah’a yakınlık aramayacak hiçbir hiç bir akıl sahibi yoktur çünkü Allah’ı bilen kimse o bilginin yanında öğrenecekleri hiçbir şey kalır.
Allah vergisi olan ilimle insan hareket etse, o Allah’ın Evliyâsından sayılır. Çünkü onlar Cenâb-ı Hakk’ın irâdesine teslim olmuşlardır, o irâdenin üstünde irâdeleri yoktur. Onlar isterse doğru yolda giden bir kimseye, muhtaç ise ona göre bir yol açarlar. Cenâb-ı Hakk’ın mağfiretiyle Evliyâullahta ümmeti Muhammed’in kullarına ihtiyacına göre, istidadına, arzusuna göre verilir. O girdiği yerde zûlmet bırakmaz. Allah’ın nûru bir kalbe girerse kalp açılır ve ferahlar. Allah’ı bulmak için gayret et. Allah’ı bilmeden dünyadan çıkmayasın.
Allah’ın azabına ıstırabına bir hudut tâyin edilemez. O kadar şiddetlidir. Onun için Cenab-ı Hakk’ın azâmetini sana bildirecek, seni Allah yoluna teşrif edecek kimselerin meclisine mülâzemet et, Onların meclislerinde bulun ki onlar acâyip ilim söylerler. Hiç işitmediğin ilimlerden söylerler.
Ehlullaha tâbi olan milyonlarca insan olsa bile, onları nereye gidecekse kendi katarına alır. Son meskeni sarayları olsa oraya kadar yetiştirir. Cenâb-ı Peygamberin şefkat ve şefaatine mazhar olurlarsa, orada kurtuluş vardır ve yanında rütbeleri âli olur.
Not Ş. Nazım Kıbrısi Hz. Sohbetlerinden.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder