
- Yorulmayan sıfat sahibi kimdir?
Rûhani kuvvetini çalıştıranlar yorulmazlar. Rûhani kuvvet muazzam bir kuvvettir ve tükenmesi yoktur. Ruhlarımız melekut âlemine mensup olduğu için gıdası zikrullahtır. Yâni Cenâb-ı Allah’ı tespihtir. Onun için onlar yemek ve içmekle kuvvet almaz. Yemeden içmeden kuvvet alan yorulur çünkü cismani yetimizi kullandığımızdan aldığımız kuvvet cismâni hayata âittir. Cenâb-ı Hakk’ı ne kadar çok zikredersen, Hamdü sena, tesbih, temcid ve şükür takdim edersen, seni Rabbineden yâni kendine mensup melâikelerden kılar ki, melekler yaratıldıkları andan îtibaren milyonlarca yıldır Cenab-ı Allah’ı tesbih ederler ve her tesbihinde yeniden aşk ve şevke girerler.
- Aşık yorulur mu?
Cenâb-ı Allah’ın cemâli-bâ kemâline aşık olan yorulmaz. Allah’ı tesbih etmekle yorulmaz. İncil, Zebur, Tevrat, Kuran-ı Kerîm’de bile yazılıdır. Rûhani kuvvet istersen, sana verilir. Tâliplere verilir ama istemezsen zorla verilmez. Onun için Dinde zorlama yoktur. Kulluğun ne demek olduğunu günümüzün insanı kestiremiyor. İbâdet ve taat, hürriyeti men eder zannediyor. İbâdet ve taatte olanların istediklerini yapamadıklarını veya helâl haram hududu gözetenlerin nefislerinin hürriyetini kaybettiklerini zannediyorlar. Kendileri için helâl haram hududu tanımadan, yaptıklarını özgürlük ve hürriyet olarak adlandırıyorlar. Nefsin her istediğini veren düşünce itibariyle nefsinin kölesi olduğunu düşünemiyorlar. Hürriyet bu değildir. Nefis seni bir lâhza yalnız bırakmaz. “Beni koştur, eğlendir” Der. Onun için Dünya eğlence hânelerle, kerhânelerle, barlarla doldu. Bu küçücük Kıbrıs adasında bile bunlardan geçilmez.
- Niçin?
İnsanlar hayvanlaşmış. Ellerinde kırbaçlar, öyle bir iki saat olmaz sabaha kadar.
- Ah sabah olmasaydı..! Diyen biri hür değildir. Nefsinin esiri olmuş demektir.
Rûhani kuvvetini çalıştıranlar yorulmazlar. Rûhani kuvvet muazzam bir kuvvettir ve tükenmesi yoktur. Ruhlarımız melekut âlemine mensup olduğu için gıdası zikrullahtır. Yâni Cenâb-ı Allah’ı tespihtir. Onun için onlar yemek ve içmekle kuvvet almaz. Yemeden içmeden kuvvet alan yorulur çünkü cismani yetimizi kullandığımızdan aldığımız kuvvet cismâni hayata âittir. Cenâb-ı Hakk’ı ne kadar çok zikredersen, Hamdü sena, tesbih, temcid ve şükür takdim edersen, seni Rabbineden yâni kendine mensup melâikelerden kılar ki, melekler yaratıldıkları andan îtibaren milyonlarca yıldır Cenab-ı Allah’ı tesbih ederler ve her tesbihinde yeniden aşk ve şevke girerler.
- Aşık yorulur mu?
Cenâb-ı Allah’ın cemâli-bâ kemâline aşık olan yorulmaz. Allah’ı tesbih etmekle yorulmaz. İncil, Zebur, Tevrat, Kuran-ı Kerîm’de bile yazılıdır. Rûhani kuvvet istersen, sana verilir. Tâliplere verilir ama istemezsen zorla verilmez. Onun için Dinde zorlama yoktur. Kulluğun ne demek olduğunu günümüzün insanı kestiremiyor. İbâdet ve taat, hürriyeti men eder zannediyor. İbâdet ve taatte olanların istediklerini yapamadıklarını veya helâl haram hududu gözetenlerin nefislerinin hürriyetini kaybettiklerini zannediyorlar. Kendileri için helâl haram hududu tanımadan, yaptıklarını özgürlük ve hürriyet olarak adlandırıyorlar. Nefsin her istediğini veren düşünce itibariyle nefsinin kölesi olduğunu düşünemiyorlar. Hürriyet bu değildir. Nefis seni bir lâhza yalnız bırakmaz. “Beni koştur, eğlendir” Der. Onun için Dünya eğlence hânelerle, kerhânelerle, barlarla doldu. Bu küçücük Kıbrıs adasında bile bunlardan geçilmez.
- Niçin?
İnsanlar hayvanlaşmış. Ellerinde kırbaçlar, öyle bir iki saat olmaz sabaha kadar.
- Ah sabah olmasaydı..! Diyen biri hür değildir. Nefsinin esiri olmuş demektir.
Esir hür değildir. Cenâb-ı Allah; Sen irâdeni kullanıp hür ol diye helâl ve haram hududunu koydu. Çünkü esirde irâde yoktur. İrâdesi sahibindedir. Sahibi ne isterse yapar eder. Esir olan bir şey yapamaz. İşte maâlesef yirminci asır kapanıyor. İnsanların hâlâ, insanlığın ve kendinin ne olduğundan haberi yoktur.
Avrupa’daki gençler en az on iki saat uyuyor. Fizîki bünye bu kadar hareketi çekemez. Boyuna kamçılıyorsun. Düştüğü zamanda en az on iki saat uyuyor. Bu adam abdesthaneye kalkmaz mı?
Avrupa’daki gençler en az on iki saat uyuyor. Fizîki bünye bu kadar hareketi çekemez. Boyuna kamçılıyorsun. Düştüğü zamanda en az on iki saat uyuyor. Bu adam abdesthaneye kalkmaz mı?
Nefsine çalışan yorulur, Allah’a çalışan yorulmaz. Êlhamdülillâh bütün Peygamberler, bütün Evliyâlar, bütün hakiki müminler diridir. Kabirlerinde diri, vücutta gezen rûhani kuvvetidir. Kabre koysalar, yüz sene veya bin sene dursa gene aynıdır. Gene öyle kalkar çürümez. Çünkü Rûhaniyeti, cismâniyetini gözetip destek verir.
Yeryüzünden gökyüzüne roket attıkların da, gökyüzünü geçinceye kadar onu yukarı tepecek kuvvet gerekir. Onlara kapsül derler. Mahrek, hareket dairesine yâni yörüngeye oturduğunda kapsüle gerek kalmaz. Yorulmadan döner. Ama o aşağıdan yukarıya çıkıncaya kadar iyice kuvvet alır.
İnsanlarda mânevi gücüne kendi feleğine ulaşıncaya kadar mücâhade etmesi, dayanması, sabır sebat göstermesi, haram helâl hududu gözetmesi lâzım ki kendi feleğine yetişti mi dönerde döner. Gökleri, Beyt-ûl mâmuru, Kürsüyü, Arş-ı muallâyı tavaf eder ve yorulmaz. Yol açıktır mâni yoktur. Cenâb-ı Hak;
- İsteyen buyursun. Der.
İstemeyene zorla teklif etmez. Onun için Cenâb-ı Allah buyurmuştur;
- Ey Habîbim. İman etmek istemeyenleri zorlama, bırak.
Mânâsı: Belki o irâdesiz sınıfında olmayı tercih ediyor. Mâdem ki irâdesini inkâr edip kullanmaya gerek duymuyor, onlarda öyle sürüngenler gibi yaşasın. Onlara yol göster kâfidir. Sende istersen sana yol gösteren bulunur. İstemezsen sende yerdeki sürüngenler gibi dolaşırsın. Bu tip kimseler ecel gelinceye kadar dolaşır sonra biter toprak olur. Bitmeyen yok. Söylenilen şey hatırlatmak içindir ama, kendisini o yola verebilmek ağrına gelir ve câhillik yapar. Câhil olmak sınıfını kabul eder ama sorarsan her şeyi bilir. Akılsızların sınıfını tâkip eder. Akılsız hayvanlardır. Akıllı davran dersin bir de bakarsın davranmaz. Akılsızlar sınıfında dolaşır.
Çalışan insanlar çalışırken;
“Êlhamdülillâh, Suphanallah, Allah, Şükrüllah, Lâ havlê ve lâ kuvvete illâ billâh il aliyyûl azîm, Hasbûn Allahu ve nimel vekil, Bismillâhirrahmânirrrahîm.”
Dese insanın içine mânevi kuvvet birikir. O kuvvet onu takviye eder ve yorulmaz. Randımanı artırır. Îmansızlarda randıman diye bir şey yoktur. Dört kitabın ilminden bir noktadır, ama herkese gideceği istikameti gösterir.
Yâ Rabbî, bizi hâtâlardan sakla, yanlışlıklardan gözet, cehennem ateşinden, insanların sonradan yaptıklarına pişman olduklarından dolayı kendilerinde olan hasret ateşinden koru ki bu cehennemden daha ziyâde yakar. Sen bizi yanlış adım atmaktan sakla. Biz bir dikkat edersek Cenâb-ı Allah bizi on defa gözetir.
- İsteyen buyursun. Der.
İstemeyene zorla teklif etmez. Onun için Cenâb-ı Allah buyurmuştur;
- Ey Habîbim. İman etmek istemeyenleri zorlama, bırak.
Mânâsı: Belki o irâdesiz sınıfında olmayı tercih ediyor. Mâdem ki irâdesini inkâr edip kullanmaya gerek duymuyor, onlarda öyle sürüngenler gibi yaşasın. Onlara yol göster kâfidir. Sende istersen sana yol gösteren bulunur. İstemezsen sende yerdeki sürüngenler gibi dolaşırsın. Bu tip kimseler ecel gelinceye kadar dolaşır sonra biter toprak olur. Bitmeyen yok. Söylenilen şey hatırlatmak içindir ama, kendisini o yola verebilmek ağrına gelir ve câhillik yapar. Câhil olmak sınıfını kabul eder ama sorarsan her şeyi bilir. Akılsızların sınıfını tâkip eder. Akılsız hayvanlardır. Akıllı davran dersin bir de bakarsın davranmaz. Akılsızlar sınıfında dolaşır.
Çalışan insanlar çalışırken;
“Êlhamdülillâh, Suphanallah, Allah, Şükrüllah, Lâ havlê ve lâ kuvvete illâ billâh il aliyyûl azîm, Hasbûn Allahu ve nimel vekil, Bismillâhirrahmânirrrahîm.”
Dese insanın içine mânevi kuvvet birikir. O kuvvet onu takviye eder ve yorulmaz. Randımanı artırır. Îmansızlarda randıman diye bir şey yoktur. Dört kitabın ilminden bir noktadır, ama herkese gideceği istikameti gösterir.
Yâ Rabbî, bizi hâtâlardan sakla, yanlışlıklardan gözet, cehennem ateşinden, insanların sonradan yaptıklarına pişman olduklarından dolayı kendilerinde olan hasret ateşinden koru ki bu cehennemden daha ziyâde yakar. Sen bizi yanlış adım atmaktan sakla. Biz bir dikkat edersek Cenâb-ı Allah bizi on defa gözetir.
Şeyh Nazım Kıbrısi Hz. Sohbetlerinden.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder