
Geçen haftadan bu haftaya âhirete doğru bir haftalık daha yol aldık. Dünya da son durağa doğru hızlandı. Dünyanın günleri de bizim günlerimiz de eksiliyor. Sayılı nefeslerimizde azalıyor. nefeslerimiz bitince olduğumuz yerde kalırız. Hakikatimiz, rûhumuz, cismâniyetimizi bırakır ve çıkar. Vücudun îtibârı kalmaz. Mezara gömmekten başka işe yaramaz olur. Filân kimse öldü. Nereden geldiyse oraya gitti.
Înna lîllâhi ve înnailêyhi râciûn; Allah’tan geliyoruz, Allah’a döneceğiz.
Bir îtibarla dönüş bir de horlanarak dönüş vardır. Geldiğinde selâmlanıp hürmet edilerek karşılanan var. Bir de sürüklenerek getirilen vardır. O kapıya nasıl geleceğini düşünmelisin.
- Acaba bize îtibar mı gösterilecek yoksa horlanacak mıyız?
- Acaba bize îtibar mı gösterilecek yoksa horlanacak mıyız?
Kapıdaki karşılanma merâsimi herkese ayrı olur.
Misâl; Bakan derecesinde olan birinin karşılanması başka, Başbakan gelirse başka, Cumhurreisi gelirse karşılanması başkadır. Üçü de insan, ama taşıdığı sıfata ve rütbesine göre orada farklı karşılanır. Sende îmanın derecesine göre orada karşılanacaksın.
Dün filân kimse vefât etti diye bir haber geldi.
- Adam hasta mı?
- Yoo..! Hasta değil.
- Yaşlı mı?
- Yaşlı da değil.
- Aç mı? Susuz mu? Arabamı tepti? Nesi vardı?
- Sağlam yattı. Sabah sağlam kalktı. Lâkin sonra rahatsızlandım dedi. Hekimi çağırıncaya kadar..! Hekim dedi ki;
- Bu kimse kalp krizi geçirmekte. Yâni Azrâîl a.s. pençesini atmış, bir şey yapamayız bekleyeceğiz,
Hâsılı adam yarım saat içinde dünyadan göçtü gitti. Belli değil. Sağlamım deme. Sebepli veya sebepsiz durduğun yerde kalbin sıkışır der ve gidersin. Hiç kimseye emniyet yoktur.
Yirminci asrın insanı ateş üstünde koşturur. (araba üstünde gider). Ateş şeytandandır. Deli gibi araba sürmek tehlikelidir. Şeytan;
- Daha kırbaçla, daha bastır. Korkma, gece değil gündüz. Sür! Der. Araba beş takla atar. O gibi kazalar gençleri kovalar. Çünkü gençlik irâdesine sahip olarak yetiştirilmiyor. İrâdesiz gençler keyfine göre hareket ederler. Arzularına ve isteklerine hükmedemezler. İrâdesiz kimse frensiz arabaya benzer. Ecel insanı gölge gibi takip eder, bırakmaz ve bir gün yakalar. Kimse bu hayata dâimi kalmakla gelmemiştir.
Kavgayı bırak işine bak. Kavga etmek iyi tabiat değildir. Efendi insan kavga etmez. Efendilik bize yakışır Onu kendine de yakıştır. Cenâb-ı Hak her kulunu görür, hâlini de bilir. Güzel ahlâk insanlığın ölçü Kıyâmet gününde çok kimseler;
- Keşke filân kimseyle arkadaşlık etmeseydim. Diyecektir. Kişi arkadaşından azar. Âhir zaman hakkında Efendimiz a.s. buyurdular;
"Ahir zamanda insanların evlâtları ana babalarıyla değil de arkadaşlarıyla ünsiyet edecektir."
Ana babalarını saymayacak, sevmeyecek, onlara kıymet vermeyecekler. Arkadaşım diye yedi kat garip yabancı insana yakınlık gösterecek, canciğer olacak, ana baba deyince eteğinden silkip atacak. Ana babasını yaklaştırmayacak.! Yakınlık göstermesi gereken insanları bırakıp, yakınlık göstermemesi gereken insanlara yanaşacak. Cemiyet nîzamının alt-üst olmasının işâretidir. İnsanın en yakın olması gereken, en çok kendisine fedakârlık eden, en çok kendisini seven, en çok kendisine iyilik isteyen ve îkram eden insanların ana babalarıdır. Sana ana babadan daha sevgi gösteren kimse yoktur.
Misâl; Bakan derecesinde olan birinin karşılanması başka, Başbakan gelirse başka, Cumhurreisi gelirse karşılanması başkadır. Üçü de insan, ama taşıdığı sıfata ve rütbesine göre orada farklı karşılanır. Sende îmanın derecesine göre orada karşılanacaksın.
Dün filân kimse vefât etti diye bir haber geldi.
- Adam hasta mı?
- Yoo..! Hasta değil.
- Yaşlı mı?
- Yaşlı da değil.
- Aç mı? Susuz mu? Arabamı tepti? Nesi vardı?
- Sağlam yattı. Sabah sağlam kalktı. Lâkin sonra rahatsızlandım dedi. Hekimi çağırıncaya kadar..! Hekim dedi ki;
- Bu kimse kalp krizi geçirmekte. Yâni Azrâîl a.s. pençesini atmış, bir şey yapamayız bekleyeceğiz,
Hâsılı adam yarım saat içinde dünyadan göçtü gitti. Belli değil. Sağlamım deme. Sebepli veya sebepsiz durduğun yerde kalbin sıkışır der ve gidersin. Hiç kimseye emniyet yoktur.
Yirminci asrın insanı ateş üstünde koşturur. (araba üstünde gider). Ateş şeytandandır. Deli gibi araba sürmek tehlikelidir. Şeytan;
- Daha kırbaçla, daha bastır. Korkma, gece değil gündüz. Sür! Der. Araba beş takla atar. O gibi kazalar gençleri kovalar. Çünkü gençlik irâdesine sahip olarak yetiştirilmiyor. İrâdesiz gençler keyfine göre hareket ederler. Arzularına ve isteklerine hükmedemezler. İrâdesiz kimse frensiz arabaya benzer. Ecel insanı gölge gibi takip eder, bırakmaz ve bir gün yakalar. Kimse bu hayata dâimi kalmakla gelmemiştir.
Kavgayı bırak işine bak. Kavga etmek iyi tabiat değildir. Efendi insan kavga etmez. Efendilik bize yakışır Onu kendine de yakıştır. Cenâb-ı Hak her kulunu görür, hâlini de bilir. Güzel ahlâk insanlığın ölçü Kıyâmet gününde çok kimseler;
- Keşke filân kimseyle arkadaşlık etmeseydim. Diyecektir. Kişi arkadaşından azar. Âhir zaman hakkında Efendimiz a.s. buyurdular;
"Ahir zamanda insanların evlâtları ana babalarıyla değil de arkadaşlarıyla ünsiyet edecektir."
Ana babalarını saymayacak, sevmeyecek, onlara kıymet vermeyecekler. Arkadaşım diye yedi kat garip yabancı insana yakınlık gösterecek, canciğer olacak, ana baba deyince eteğinden silkip atacak. Ana babasını yaklaştırmayacak.! Yakınlık göstermesi gereken insanları bırakıp, yakınlık göstermemesi gereken insanlara yanaşacak. Cemiyet nîzamının alt-üst olmasının işâretidir. İnsanın en yakın olması gereken, en çok kendisine fedakârlık eden, en çok kendisini seven, en çok kendisine iyilik isteyen ve îkram eden insanların ana babalarıdır. Sana ana babadan daha sevgi gösteren kimse yoktur.
Hele bu zamanda insanlara Allah için değil, menfaat için yakınlık gösterirler. Canciğer tavır takınır. İçeriden değil, dışarıdan gösterirler. Bu zaman evlâtlarının çoğu Efendimiz s.a.v.’in kıyâmet alâmeti olarak bildirdiği sûrettedir. Sonrada kıyâmet gününde;
- Keşke filân kimseyle görüşmeseydim, arkadaşlık yapmasaydım ki beni şaşırttı. Hak yolundan beni saptırdı. Bu zaman, işte o zamanın temsîlidir. Şeytan gençleri toplamak ister.
- Şeytan nasıl toplar?
Şeytanın insanlar arasında kolları vardır. Gözünü aç, yapıştı mı bırakması yoktur. İhtiyarlara ara sıra musallat olur ama ihtiyarların atılıp kakılacak hali kalmadı artık iki ayağı çukurdadır. Şeytan ajanları genç insanların arkasına düşer ve onları ayartır. Hak yolundan çekip delâlet yoluna sürer. Şimdi hesâba gelmeyecek kadar çoktur.
- Keşke o filânla yürümeseydim. Ne ettiyse o melun bana etti. Yâ Rabbi bana verdiğin azabın on kat fazlasını buna ver..!
Hitap gelecek; “
Azap hem ona hem sana katlansın gelsin!
Azap kolay mesele değildir. İnsanın aklının, hafızasının sığamayacağı bir iştir. Allah’ın azabından sakınmak lazımdır. İnsan çok nâziktir. En ufak bir ağrıya sızıya dayanamaz. Hemen o ağrısını yensin, kurtulsun diye bir avuç hap yutar. Bunla iş değil. Lakin Cenab-ı Hakk’ın âsi,nankör, saygısız, küfürbaz, edepsiz, zâlim, habis kulları için hazır ettiği azap, akıl ve hayâl hududunu zorlar.
- Bu azaba insan nasıl dayanır?
Dayansın, dayanmasın. Cehennem ehli diyecekler ki;
- Feryat edelim, belki azabımız hafifler.
Bağırırlar bitap kalırlar. Ne feryat ediyorsunuz diye soran olmaz. Bir iki saatlik mesele değil. Aradan kaç bin yıl geçer. Dişleri kenetlenir ve ses veremez olur.
- Acaba bu sabrımızdan dolayı bir fayda olur mu?
Hitabı izzet gelir ki;
- Ey ehli-nâr. Ey ateşin sâkinleri, cehennem ehli! Sabretseniz de etmeseniz de fark etmez. Dünyada azıcık sabretseydiniz bu gün bunlar başınıza gelmezdi. Sabretmenin bir değeri kalmadı. Burası sabretmenin yeri değildir. Sabretmeniz ve ya feryat etmeniz bir fayda getirmez. Çünkü cehennemdeki zebânilerin kulakları işitmez. Cehennem müthiştir. Su yerine kaynamış en keskin asitten daha beter şeyler vardır. Dünyaya bir kepçe dökülse her yeri asit yapar. Dağ, toprak, deniz diye bir şey kalmaz. Hepsini aside döndürür(Allah muhafaza).
Gençlerin arkasında yetmiş şeytan, yaşlıların arkasında yedi şeytan dolaşır. Yaşlılardan ümit kesmiştir. Çukur bir yer olursa çelme taksın diye arkasında dolaşır. Ancak iki iyi arkadaş olursa, onlara bakar. Sağlam olduklarını görünce;
- Bunlara yaklaşma, ikisi de Peygamber yolunda giden ümmettir. Tepelerse altı aylık mesafeden atar işe yaramazsınız. Diye öbür şeytana bildirir.
Arkadaşlık edecek insan azaldı. Uyuz kimselerin yanına yaklaşma. Uyuz derken, zâhirdeki uyuz hastalığı değildir. Zahirdekini Lâmba suyu (gaz yağı) dökersin, uyuzluğu temizlersin . Mânevi uyuz tutarsa kurtulması zordur. Pis, edepsiz, hırsız, yalancı, sarhoş, utanmaz, mezhep tanımaz, kumarbaz hastalığı uyuzluğun çeşidi, türlüsüdür.
Ahlâksızlık insanı insanlıktan çıkarır. İnsan güzel ahlâkla insandır. Güzel ahlâkı olmayan hayvan sıfatındadır. İrâdesine hükmeden kimse nefsine hükmeder. Nefsine hükmedemeyen kendi bindiği hayvana hükmedemeyen zavallıdan ibârettir. Bindiği hayvana hükmedemeyen, hayvanın götürdüğü yere gider. Hayvan onu dağa taşa sürer. Dağda taşta, kurda kuşa yem olur. Bu zamanın insanı maalesef kendi bineğine hükmedemiyor. Bineğimiz dediğimiz nefsimizdir. Nefsimiz bizi iyi yere sevk etmez. Nefsine uyan, kendini ya mezarlıkta, ya hastanede, ya tımarhanede bulur. Nefsine uyup ta selâmet bulan insan yoktur. Git bak hapishaneleri dolaş, sor;
- Niçin hapse düştün sen?
- Filân şeyi yaptım.
- Sana kim dedi bunu yap diye?
- Ne yapalım şeytana uyduk..!
Uymakta uymamakta senin elindedir. Demek ki seni bu kötülüğe sevk eden şeytandır. Nefsinde ona uydu. Şimdi şey içerisine girdin. Bekle orda. Aylar yıllar ve ya ömür boyu içerde (Allah muhafaza).
Akıl insanlara selâmet yolunu gösterir. Akıllı davranmaya bak. Aklınla iş gör ve aklına danış. Aklına danışıp da pişman olan insan yoktur. Aklına danışmazsan işin bitiktir. Kıyâmet gününde Allah sorar;
- Ey kulum. Senin bu perîşan hâlin ne? Ben sana akıl vermedim mi? bu senin yaptığın akılsız iş. Aklını nereye bıraktın?
Aklın evet derse yap. Yapma derse yapma. Allah c.c., aklı vermiş, hem kitap indirmiş, hem Peygamber göndermiştir. Böyle olduğu hâlde rezil bir hayatla günlerini doldurup Allah’ın huzuruna çıkan adamın hükmü ne olur? nasıl kendi kendini müdafaa eder? O zaman ya insanlığı ya da hayvanlığı tercih edecektir. Ağır ağır kendimize çeki düzen vermeye, bir günahımız hatamız varsa, o günahı da bitirmeye gayret edip, Cenab-ı Hakk’ın huzuruna temiz çıkalım.
- Keşke filân kimseyle görüşmeseydim, arkadaşlık yapmasaydım ki beni şaşırttı. Hak yolundan beni saptırdı. Bu zaman, işte o zamanın temsîlidir. Şeytan gençleri toplamak ister.
- Şeytan nasıl toplar?
Şeytanın insanlar arasında kolları vardır. Gözünü aç, yapıştı mı bırakması yoktur. İhtiyarlara ara sıra musallat olur ama ihtiyarların atılıp kakılacak hali kalmadı artık iki ayağı çukurdadır. Şeytan ajanları genç insanların arkasına düşer ve onları ayartır. Hak yolundan çekip delâlet yoluna sürer. Şimdi hesâba gelmeyecek kadar çoktur.
- Keşke o filânla yürümeseydim. Ne ettiyse o melun bana etti. Yâ Rabbi bana verdiğin azabın on kat fazlasını buna ver..!
Hitap gelecek; “
Azap hem ona hem sana katlansın gelsin!
Azap kolay mesele değildir. İnsanın aklının, hafızasının sığamayacağı bir iştir. Allah’ın azabından sakınmak lazımdır. İnsan çok nâziktir. En ufak bir ağrıya sızıya dayanamaz. Hemen o ağrısını yensin, kurtulsun diye bir avuç hap yutar. Bunla iş değil. Lakin Cenab-ı Hakk’ın âsi,nankör, saygısız, küfürbaz, edepsiz, zâlim, habis kulları için hazır ettiği azap, akıl ve hayâl hududunu zorlar.
- Bu azaba insan nasıl dayanır?
Dayansın, dayanmasın. Cehennem ehli diyecekler ki;
- Feryat edelim, belki azabımız hafifler.
Bağırırlar bitap kalırlar. Ne feryat ediyorsunuz diye soran olmaz. Bir iki saatlik mesele değil. Aradan kaç bin yıl geçer. Dişleri kenetlenir ve ses veremez olur.
- Acaba bu sabrımızdan dolayı bir fayda olur mu?
Hitabı izzet gelir ki;
- Ey ehli-nâr. Ey ateşin sâkinleri, cehennem ehli! Sabretseniz de etmeseniz de fark etmez. Dünyada azıcık sabretseydiniz bu gün bunlar başınıza gelmezdi. Sabretmenin bir değeri kalmadı. Burası sabretmenin yeri değildir. Sabretmeniz ve ya feryat etmeniz bir fayda getirmez. Çünkü cehennemdeki zebânilerin kulakları işitmez. Cehennem müthiştir. Su yerine kaynamış en keskin asitten daha beter şeyler vardır. Dünyaya bir kepçe dökülse her yeri asit yapar. Dağ, toprak, deniz diye bir şey kalmaz. Hepsini aside döndürür(Allah muhafaza).
Gençlerin arkasında yetmiş şeytan, yaşlıların arkasında yedi şeytan dolaşır. Yaşlılardan ümit kesmiştir. Çukur bir yer olursa çelme taksın diye arkasında dolaşır. Ancak iki iyi arkadaş olursa, onlara bakar. Sağlam olduklarını görünce;
- Bunlara yaklaşma, ikisi de Peygamber yolunda giden ümmettir. Tepelerse altı aylık mesafeden atar işe yaramazsınız. Diye öbür şeytana bildirir.
Arkadaşlık edecek insan azaldı. Uyuz kimselerin yanına yaklaşma. Uyuz derken, zâhirdeki uyuz hastalığı değildir. Zahirdekini Lâmba suyu (gaz yağı) dökersin, uyuzluğu temizlersin . Mânevi uyuz tutarsa kurtulması zordur. Pis, edepsiz, hırsız, yalancı, sarhoş, utanmaz, mezhep tanımaz, kumarbaz hastalığı uyuzluğun çeşidi, türlüsüdür.
Ahlâksızlık insanı insanlıktan çıkarır. İnsan güzel ahlâkla insandır. Güzel ahlâkı olmayan hayvan sıfatındadır. İrâdesine hükmeden kimse nefsine hükmeder. Nefsine hükmedemeyen kendi bindiği hayvana hükmedemeyen zavallıdan ibârettir. Bindiği hayvana hükmedemeyen, hayvanın götürdüğü yere gider. Hayvan onu dağa taşa sürer. Dağda taşta, kurda kuşa yem olur. Bu zamanın insanı maalesef kendi bineğine hükmedemiyor. Bineğimiz dediğimiz nefsimizdir. Nefsimiz bizi iyi yere sevk etmez. Nefsine uyan, kendini ya mezarlıkta, ya hastanede, ya tımarhanede bulur. Nefsine uyup ta selâmet bulan insan yoktur. Git bak hapishaneleri dolaş, sor;
- Niçin hapse düştün sen?
- Filân şeyi yaptım.
- Sana kim dedi bunu yap diye?
- Ne yapalım şeytana uyduk..!
Uymakta uymamakta senin elindedir. Demek ki seni bu kötülüğe sevk eden şeytandır. Nefsinde ona uydu. Şimdi şey içerisine girdin. Bekle orda. Aylar yıllar ve ya ömür boyu içerde (Allah muhafaza).
Akıl insanlara selâmet yolunu gösterir. Akıllı davranmaya bak. Aklınla iş gör ve aklına danış. Aklına danışıp da pişman olan insan yoktur. Aklına danışmazsan işin bitiktir. Kıyâmet gününde Allah sorar;
- Ey kulum. Senin bu perîşan hâlin ne? Ben sana akıl vermedim mi? bu senin yaptığın akılsız iş. Aklını nereye bıraktın?
Aklın evet derse yap. Yapma derse yapma. Allah c.c., aklı vermiş, hem kitap indirmiş, hem Peygamber göndermiştir. Böyle olduğu hâlde rezil bir hayatla günlerini doldurup Allah’ın huzuruna çıkan adamın hükmü ne olur? nasıl kendi kendini müdafaa eder? O zaman ya insanlığı ya da hayvanlığı tercih edecektir. Ağır ağır kendimize çeki düzen vermeye, bir günahımız hatamız varsa, o günahı da bitirmeye gayret edip, Cenab-ı Hakk’ın huzuruna temiz çıkalım.
Şeyh Nazım Kıbrısi Hz. Sohbetlerinden.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder