
- Hakiki îman mertebesi nedir?
Hakiki îman mertebesinde olan adamın maksat ve gayesi ilâhi (ente maksûdî)dir. Benim istediğim, kast ettiğim aradığım, bulmak istediğim ve yetişmek istediğim Sensin. Çünkü Allahın varlığı ebedî ve ezelîdir. Cenâb-ı Hakk’ın varlığı dâim ve kâimdir. Onun yokluğu düşünülemez. Başka her şeyin yokluğu olur, düşünülür. Manası, hepsi yokluğa mahkûm olur. Asli varlık, evveli olmayan ebedi varlık, mutlak var oluş Allahındır.
Mümini hiçbir şey Allah’a doğru hareketinden men edip hakka doğru yürüyüşünü engelleyemez. Müminin önüne çıkıp; “Beni ara beni iste, beni bul, beni kazan, benimle yetin” diye gözünü dolduracak hiçbir şey yoktur. Îmanı fırsat vermez. Mümini dünyadan alıkoyan her şey dünyadan sayılır. Dünya mümini Allah’tan alıkoyarsa kötüdür. Allah’a doğru yürüyüşünde ona yardım ederse makbûl olur.
- Dünya melundur ne demektir?
Melun, lânetlenmiş demektir. Allahın yolunu isteyen kimsenin bana talip ol, nereye gideceksen ben senin önündeyim diye önüne geçer. Domuz bolşeviklerin çocukları aldattıkları gibi;
- Allahı çağır size şeker versin,
O masum çocuklar, çağırırlar bir şey yok.
- Lenini çağırın!
Çağırırlar
- Haa..! İşte al şeker!
O domuzların şeytanlıkları gibi dünya müminin hemen karşısına geliyor;
- Ben varım nereye gidersin, ne istersin?
Dünyayı karagöz perdesinde oynatıyor gibi insanların önüne çıkarıp çeşit türlü gösteren karagözcü, şeytandır. Durmadan insanların gözünün önüne getirir.
Seni Allah’ı aramaktan eden her şey melundur. Dikkat et, hiçbir şey senin Allah’a doğru yürüyüşünü engellemesin ve yolunu kesmesin. Engelleri aşasın ve çengellerden kurtulasın. Sıratın üzerinde o engeller ve çengeller seni çekip cehenneme düşürecektir.
Kalbinde dünya muhabbeti olan insan sırat köprüsünden selâmetle geçemez. Dünyaya muhabbet büyük bir çengeldir. Dünyayı Allahı bulmak için iste ve Allahı bulmak yolunda kullan.
- Dünyanın var oluşunun sırrı nedir, Dünya niçin verildi?
Dünya, Allahı bulmak yolunda onu kullanasın diye verildi. Dünyaya tapıp kalasın diye değil. Aşıpta Mevlâ’yı bulasın diye verildi. Bir basamaktır, basasın ve mâbuduna ulaşasın diye verildi. Dünya murat değildir, maksutta değildir lâkin murat ve maksut için arada vasıtadır ve vesiledir. Vasıtayı sen maksut yerine koymamalısın. Tayyâre vasıtadır ama maksat Beytullahtır. Gönlünü tayyâreye veripte kalırsan, Beytullahtan mahrum olursun. Vasıtasız Kâbeye varamayacağımız için,tayyâreyi isteyeceksin, arayacaksın, bulacaksın ve bineceksin. Dünya, Mevlâ’yı bulmak için vasıtadır. Olmasa Cenâb-ı Allah dünyayı yaratmazdı. Şimdi Dünyanın var oluşunun sırrı da meydana çıktı. Namaz vasıtadır, gaye değildir. Oruç vasıtadır, gaye değildir. Zikir, cihat ve hacda öyledir.
- Gâye nedir?
Gâye Allah tır, Mevlâ’dır. Her ne yaparsan vasıtadır ve Allaha ulaştırmak, yaklaştırmak içindir. Şimdi millet şaşırıp gâyeyle, gâyeye giden yolları karıştırıyor. Yollarda kalıyor ve gâyeye ulaşamıyor.
Maksadını aydınlık tut ve maksadını bil. Maksada yetiştirecek vasıtadan da gâfil olma. Öyleyse Allah bu dünyayı niye yarattı? Diye sorma. Yarattı ki Mevlâ’ya giden yoldur, vasıtadır. Bineceksin ve yetişeceksin, lâkin bu vasıta çok güzel senin nefsâniyetini okşuyor, sevindiriyor diye gâyeyi unutup tayyâredeki yem yiyecekle, uçuşla, seyir ile meşgul oldun mu gayeden mahrum kalırsın. O tayyâre de lânetlenir içindekiler de. Buna dikkat et.
Cenâb-ı Allah bizim gözümüzü kendisinden başka yere döndürtmesin. Allah’a bakalım. Bir söz var tavuk su içer Allah’a bakar derler (Suphanallah!) O söz ibret içindir. Boş söz değildir. O hayvan hayvanlığıyla;
- Bu suyu, bu hayatı veren Mevlâ’ya bakayım şükredeyim
Der. Sen dünyayı gâye tutarken, nerede insanlık, nerede insanı kâmil rütbesi.. Sözü ters anlama, Dünya var, Mevlâ var, lâkin Dünya, Mevlâ’ya giden yoldur. Akılsızlık edip de yolda kalma. Mevlâ’ya gitmeyi unutuyor, piknik yapıyor. Saraydan sana dâvet olsa, pikniği çok beğendik deyip yatsan. Orada kalır, kurda kuşa yem olursun. Dünyada kalma, Allaha yetiş. Dünyaya, Dünyada kalmak için değil, Mevlâ’ya gitmek için geldin.
Sultana git sultana, zindana değil ey akılsız, zindana koşma, zindandan çıkmaya bak Sultana koş Sultana. Ezel ebed Sultanına.
Hakiki îman mertebesinde olan adamın maksat ve gayesi ilâhi (ente maksûdî)dir. Benim istediğim, kast ettiğim aradığım, bulmak istediğim ve yetişmek istediğim Sensin. Çünkü Allahın varlığı ebedî ve ezelîdir. Cenâb-ı Hakk’ın varlığı dâim ve kâimdir. Onun yokluğu düşünülemez. Başka her şeyin yokluğu olur, düşünülür. Manası, hepsi yokluğa mahkûm olur. Asli varlık, evveli olmayan ebedi varlık, mutlak var oluş Allahındır.
Mümini hiçbir şey Allah’a doğru hareketinden men edip hakka doğru yürüyüşünü engelleyemez. Müminin önüne çıkıp; “Beni ara beni iste, beni bul, beni kazan, benimle yetin” diye gözünü dolduracak hiçbir şey yoktur. Îmanı fırsat vermez. Mümini dünyadan alıkoyan her şey dünyadan sayılır. Dünya mümini Allah’tan alıkoyarsa kötüdür. Allah’a doğru yürüyüşünde ona yardım ederse makbûl olur.
- Dünya melundur ne demektir?
Melun, lânetlenmiş demektir. Allahın yolunu isteyen kimsenin bana talip ol, nereye gideceksen ben senin önündeyim diye önüne geçer. Domuz bolşeviklerin çocukları aldattıkları gibi;
- Allahı çağır size şeker versin,
O masum çocuklar, çağırırlar bir şey yok.
- Lenini çağırın!
Çağırırlar
- Haa..! İşte al şeker!
O domuzların şeytanlıkları gibi dünya müminin hemen karşısına geliyor;
- Ben varım nereye gidersin, ne istersin?
Dünyayı karagöz perdesinde oynatıyor gibi insanların önüne çıkarıp çeşit türlü gösteren karagözcü, şeytandır. Durmadan insanların gözünün önüne getirir.
Seni Allah’ı aramaktan eden her şey melundur. Dikkat et, hiçbir şey senin Allah’a doğru yürüyüşünü engellemesin ve yolunu kesmesin. Engelleri aşasın ve çengellerden kurtulasın. Sıratın üzerinde o engeller ve çengeller seni çekip cehenneme düşürecektir.
Kalbinde dünya muhabbeti olan insan sırat köprüsünden selâmetle geçemez. Dünyaya muhabbet büyük bir çengeldir. Dünyayı Allahı bulmak için iste ve Allahı bulmak yolunda kullan.
- Dünyanın var oluşunun sırrı nedir, Dünya niçin verildi?
Dünya, Allahı bulmak yolunda onu kullanasın diye verildi. Dünyaya tapıp kalasın diye değil. Aşıpta Mevlâ’yı bulasın diye verildi. Bir basamaktır, basasın ve mâbuduna ulaşasın diye verildi. Dünya murat değildir, maksutta değildir lâkin murat ve maksut için arada vasıtadır ve vesiledir. Vasıtayı sen maksut yerine koymamalısın. Tayyâre vasıtadır ama maksat Beytullahtır. Gönlünü tayyâreye veripte kalırsan, Beytullahtan mahrum olursun. Vasıtasız Kâbeye varamayacağımız için,tayyâreyi isteyeceksin, arayacaksın, bulacaksın ve bineceksin. Dünya, Mevlâ’yı bulmak için vasıtadır. Olmasa Cenâb-ı Allah dünyayı yaratmazdı. Şimdi Dünyanın var oluşunun sırrı da meydana çıktı. Namaz vasıtadır, gaye değildir. Oruç vasıtadır, gaye değildir. Zikir, cihat ve hacda öyledir.
- Gâye nedir?
Gâye Allah tır, Mevlâ’dır. Her ne yaparsan vasıtadır ve Allaha ulaştırmak, yaklaştırmak içindir. Şimdi millet şaşırıp gâyeyle, gâyeye giden yolları karıştırıyor. Yollarda kalıyor ve gâyeye ulaşamıyor.
Maksadını aydınlık tut ve maksadını bil. Maksada yetiştirecek vasıtadan da gâfil olma. Öyleyse Allah bu dünyayı niye yarattı? Diye sorma. Yarattı ki Mevlâ’ya giden yoldur, vasıtadır. Bineceksin ve yetişeceksin, lâkin bu vasıta çok güzel senin nefsâniyetini okşuyor, sevindiriyor diye gâyeyi unutup tayyâredeki yem yiyecekle, uçuşla, seyir ile meşgul oldun mu gayeden mahrum kalırsın. O tayyâre de lânetlenir içindekiler de. Buna dikkat et.
Cenâb-ı Allah bizim gözümüzü kendisinden başka yere döndürtmesin. Allah’a bakalım. Bir söz var tavuk su içer Allah’a bakar derler (Suphanallah!) O söz ibret içindir. Boş söz değildir. O hayvan hayvanlığıyla;
- Bu suyu, bu hayatı veren Mevlâ’ya bakayım şükredeyim
Der. Sen dünyayı gâye tutarken, nerede insanlık, nerede insanı kâmil rütbesi.. Sözü ters anlama, Dünya var, Mevlâ var, lâkin Dünya, Mevlâ’ya giden yoldur. Akılsızlık edip de yolda kalma. Mevlâ’ya gitmeyi unutuyor, piknik yapıyor. Saraydan sana dâvet olsa, pikniği çok beğendik deyip yatsan. Orada kalır, kurda kuşa yem olursun. Dünyada kalma, Allaha yetiş. Dünyaya, Dünyada kalmak için değil, Mevlâ’ya gitmek için geldin.
Sultana git sultana, zindana değil ey akılsız, zindana koşma, zindandan çıkmaya bak Sultana koş Sultana. Ezel ebed Sultanına.
Şeyh Nazım Kıbrısi Hz. Sohbetlerinden

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder