Şapkasının gölgeliğinde şeritler ve kılıçlı bir suret olan kimseye bakan bilir ki bu general veya feld mareşaldir. Tüm-tam generaller başına kibirle giydikleri bu şapkayla çok gururlanıyorlar. Zâhirde çok kıymetli gösterebilir lâkin hiç bir kudsiyeti yoktur. İnsana bir ruhaniyet vermez, zîra insan uydurmasıdır. Ama peygamber sünneti olan türbanda (sarık)1 kudsiyet var, bu Allah emridir. İslâm tâcında ruhaniyet vardır, giydiğin vakitte ruhani kuvvet alırsın sana kudsiyet kazandırır. İşte onu ayırt edemiyorlar. Bu asrın insanı gök emriyle yer emrinin arasını bulamıyor.
- Bak başımıza ne giyiyoruz, ne kadar süslü, bir de size bak, gericiler!
Biz size göre gericiyiz ama siz hakîkatleri anlayamadığınız için geri zekâlılarsınız! Elhamdülillah biz geri zekalı değiliz, biz kudsî olanla olmayanı ayırt edecek temyize sahibiz, ama siz değilsiniz. Siz süs yapmakla kudsiyet kazanılır zannediyorsunuz!
Bizim camilerimizde Allah, Muhammed yazılı levhâlarımızda kudsiyet var ama onların kiliselerinde, katedrallerinde veya bazilikalarında çeşit türlü ziynetleri olsa da kudsiyet yok. Papazın, bişofun, arti bişofun, patriartin giydiği sırmalı elbiseler, altınlı asalar, langır lungur haç sallayıp gelişi, sanki yer tanrısı gibi. O elbiselerle millete karşı kudsiyet kazanıyor.
Zannediyorlar (Hâşâ). Îsa peygamber öyle giymedi, onun sünneti değildir. Bu bizim giydiğimiz türbanda kutsiyet var. Demek ki kutsiyet Allah celle ve âlâ’ya mensubiyetledir; hangi eşyada, hangi harekette, hangi fiilde, hangi sözde Allah’a âit olan bir şey varsa onda kutsiyet vardır.
Ne Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa s.a.v.’in sarığı. cumhuriyetlerinde, ne lâikliklerinde, ne inkılâplarında, ne meclislerinde kutsiyet var.
- Kutsiyet nerdedir?
Besmelesiz bir şeyde zaten kutsiyet yoktur, işte bu mühim bir meseledir. Kutsiyet nerede ayırt edemiyorlar. Kutsiyet; herhangi bir şeyin Allah’a nispeti varsa ondadır, insan uydurmasıysa onda bir şey yoktur.
Biz burada sohbet yapıyoruz, bu sohbet Şâh-ı Nakşibendî Hz.lerinin emridir, Onun emri de peygamber Efendimiz a.s’ın emridir. Sohbet; nasihat mânâsındadır.
Peygamberimiz buyurdu ki;
“Din, nasihat mânâsındadır.”
Zîra bizim buradaki toplantımız mukaddes bir toplantıdır çünkü onların emri üzerine olan bir toplantıdır. Bu amelden bizim üzerimize kutsiyet giydiriliyor. Kutsiyet giydirildiğinde ruhaniyet kuvvet alıyor demektir. Sultanlık Cenâb-ı Hakk’ın indirdiğiyledir. Şeriatın tatbikatını yapacak sultandır. Sultanda kutsiyet var, cumhuriyette yok. İşte onu için yol kesemediler, mantar dal budak verir mi? Ne kadar su döksen, gübre versen de olmaz...
Ş.N.Kıbrısi Hz. sohbetlerinden
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder