10 Kasım 2009 Salı

SOHBET DÜNYASI – 104 – UYANIK OL ALDANMA

Uyku Cenâb-ı Hak’tan büyük bir lütuftur. Allah uykumuzu kaçırtacak haller başımıza getirmesin. Bu imtihan aleminde çeşit türlü hâl insanlar içindir. Her hâl bir türlü imtihandır. İmtihandan selâmet çıkmak elbette iyidir. Geçememek iyi değildir. İnsanlar çeşit türlüdür, bazı haller geldiğinde insan uykusunu alamaz. Kahrın şiddetinden gözünü yumamaz, yumsa da uyuyamaz.

- İnsan ne zaman uyur?

İnsan gailesiz olduğu zaman uyur. Korkusu ve telâşı olan insanı uyku tutmaz. Aç olan veya hasta olan insan uyuyamaz. Uyku ilâhi bir lütuftur ki başını koyduğun anda rahatça uyursun. Çokları içinde bulundukları nîmeti takdir edemez.

İnsan şöhret sahibi yanî meşhur olmak ister. Kimisi zenginliğiyle, aklıyla, ilmiyle, kuvvetiyle, beyliğiyle, paşalığıyla ünlü olmak ister. Bir kimse dünyaya ait olan şöhretin arkasına düşerse perîşan olur.

Sen âhiret saltanatı istemelisin. Dünya saltanatında sana yük ve ağırlıktan başka bir şey verilmez. Dünya mülkünün vereceği şöhret seni helâk eder, arkasına düşme. Mesuliyet taşıyanlar zaten dünyada filân bey, filân kimse diye meşhur olmuşlardır. Onların yatak odalarında ayrı, husûsi bir telefonları vardır. Arayanların hepsi kontrolden ve sansürden geçer. Çünkü öyle birini her telefon açanla görüştürürlerse, bir gün kırk sekiz saat olsa yetişmez. Uygunsuz bir anda telefon çalabilir;

- Kim o?

Kırmızı telefon! münasebet tanımaz. Yâni hayatın tadı tuzu yoktur. Dünya rütbeleri yükseldikçe kuru şöhreti vardır. Örneğin çok gösterişli bir meyve olur ama içi tatsız haldedir; bu dünya rütbelerinin hepsi öyledir, dışı çok gösterişli parlak ama içi on para etmez ebu cehil kavunudur. Ham zade denilen acı zemberek zehir gibidir.

Hâsılı kelâm Cenâb-ı Hak bizi dünyada her şeyle imtihan eder. Her imtihandan selâmet geçmeye bakmalısın. Her hâl insan içindir. Akla fikre gelmeyen olaylar başkalarına geliyor, sana gelmediği için şükretmelisin. Dağın taşın dayanamadığı emâneti üzerine alan insanoğlu çok çeker, çok şeylere dayanır. (Allah’a sığındık; Yâ Rabbi sen bizi ağır yükün altında ezilenlerden etme)

İnsan öğrenmelidir. Bilmezdim demek insan için şeref değildir. Bilmemek öğrenmekle telâfi edilir. Dünyanın her hâl ve şânı Müslümanlar tarafından bilinmelidir. Mümin aldanmamalı, Müslüman aldatılmamalıdır. Müslüman ahmak olmamalı ve kendisine ahmak dedirtmemelidir;

- Niye ahmakça hareket ettin, niye Müslümanları ahmaklıkla itham ettirdin, niye öğrenmedin?

Diye Müslümanlığa sövdürdüğü için iki kat cezası vardır.
Müslüman kiminle olacağını ve kiminle olması gerektiğini bilmelidir. Çünkü insan yalnız yaşayamaz. Bu sualin cevabını bilemediğimizin bedelini kaç asırdır çekmekteyiz.

Müslüman; dinsizle, îmansızla, ahmakla, hayâsızla, kâfirle, cahille, beynamazla, dînini saymayanla, dînine hürmeti olmayanla, hırsızla, yüzsüzle, sarhoşla,zînacıyla,dolandırıcıyla, rüşvetçiyle, uyuzla, kuduzla, ahlâksızla beraber olamaz.

El ilmu faridatun alâ kulli muslimu ve muslima ilim her kadın ve erkeğe farzdır, Diye bir hadis vardır.

- Müslüman topluluğu nasıl olmalıdır?

Hastalıklı mı, temiz mi, saralımı, uyuz mu, kuduz mu, bilmelisin. Olmazsa ayrılmalısın ve ayrıldığında temizlik arayanlar sana ulaşır. Bir iken iki, iki iken üç olursun ve gümrükteki teftişten yüz defa şiddetli teftiş ile sana gelecek insanları araştırmalısın, çünkü bir saat orada bulunması seni uyuzlaştırır, seni yozlaştırır, seni berbat eder, rezil eder, seni dinden imândan eder, hayâ veya namustan eder.

Allah bizi yolunu şaşırmayanlardan etsin ve doğru yola girenlerden etsin. Saltanat olmayınca edep yok, her şeyi saltanatla öğrenirdik, o bitti artık hiç bir şey öğrenilmiyor. Bu söylediğimiz kupkuru kalmış, âmiyane en basitinden ilimdir, lâkin Müslümanlar bunun farkında değildir.


Not: Ş.Nazım Kıbrısi hz. Sohbetlerinden

Hiç yorum yok: