16 Kasım 2009 Pazartesi

SOHBET DÜNYASI - 108 - DÜŞÜNMEK

İslâm düşünceye ehemniyet atfeder. Efendimiz s.a.v.;

“Düşününüz" diyor.

Çünkü düşünce yolu aklı kullanma yoludur, düşünen kimse aklını kullanıyor demektir. Akıl düşündükçe açılır. Avrupalılar bu kadar îcatları düşüne düşüne bulmuşlardır. Düşünmeden akıl çalışmaz, akıl çalıştı mı her şeyi yapar, bundan daha acâyipleri vardır. İnsan daha ne gibi tasarruf yapabilir diye sıralasak sabaha kadar bitmez. Aklını kullanmanın yolu düşünceyledir, ezber okuyan biri aklını kullanmaz;

Onun için âlim bir kişi, hâfız bir kişiden ileridir. Hâfız düşünmeden okur, âlim düşünüp okur; hâfız mânâ çıkaramaz, âlim mânâ çıkarır. Sonuç olarak düşünüldüğü vakitte akıl ihtişaf eder, akıl hazîneleri açılmaya başlar. Çünkü Cenâb-ı Hak’tan bize îkram olunan hesapsız hazîneler vardır. Kullansak içeriye gireriz, kullanamadığımız için âdi rutin üzerinde gidip geliyoruz.

Aklı kullanamadığımızdan geri kalmışız. Aklı kullanmak bize zor geliyor, Avrupa dan gelsin biz ne zorlanacağız...diyerek kopyacılık yapıyoruz. Avrupa aklı düşünce yoluyla bilmiştir. O yolu onlara İslâm tâlim eylemişti. Bildiler ve ona göre yürüdüler. Düşündükçe de nazarı bilgiyi, ameli bilgiye döndürdüğünde yanî nazariyattan tatbikata geçildiğinde tatbikatında başka ilim meydana gelir. Çünkü aklın vûs’atı bütün dünyayı zâhirde ve bâtında denizin altından gökyüzüne kadar kaplayabilir.

“Ve sakalelehûm mâ fissemâvatî ma fil erdî cemî’

Yerde ve gökte ne varsa musahhar kıldık... Yetişmeye sizin iktidarınız vardır. Cirminiz küçük ama size verilen kuvvet ve akıl, kâinatı cebinize koyar. Compüterler sizin kâinatı kaydedebilir. Lâkin Allah yapısı olan insanın compüteri yani insanın beyni bütün kâinatı her ayrıntısıyla, her şeyiyle beraber içerisine almaya, zapt etmeye imkânı olan bir sûrette yaratılmıştır. Hepsini kaydedebilir. İnsanda acâyip kuvvet vardır ama kullanamıyoruz. CD denilen insan yapısı, binlerce sözü, küçük bir platinin üzerine doldurabiliyor.

Beyin Allah yapısıdır. Akıl kullandığın derecede kâinatın hepsini içerisine alabilir. Bunu aldıktan sonradır ki Cenâb-ı Hak ile muhatap olur. Onu alamasa tahammül etmez, infilâk eder. Bir kimse bütün aklını kullandıktan sonra Cenâb-ı Hakk’ın huzurunda durmaya müstail olur, değilse tahammülü yoktur.

Onun için insan; Cenâb-ı Hak’kı temsîl eden mahlûktur, yaratıktır. Acâyip hâl ve şânı vardır. Cirmimiz çok küçük ama verdiği iktidârı kimseye vermedi ve sen o kudret ile Cenâb-ı Allah’a muhatap olursun. Sana der ki;

- Ey kulum..!

Sen de;

-Yâ Rabbim.! dersin.

Allah’ın saltanat ve azâmetini seyretmeye o vakit güç bulursun değilse yanarsın.

Yâ Rabbi bu mübârek yevm-î aşûrede olan fütuhat ile bu güne tahsis olan rahmetlerle bize îman ve İslâm’ı lütfeyle, senin azâmetini seyreylemeye, o makamda senin huzurunda durmayı da bize müyesser eyle. İhvânımıza, ahvâlimize, ehlimize hayır kapılarını aç, İslâm’a kapıları aç, İslâm’a kapıları kapatmak isteyenleri yeryüzünden at, atmaya izin ver bize Yâ Rabbi, Habîbinin münâcatlarının hürmeti için bize rahmet kapılarını aç, rahmetlerini yağdır. Bulutsuz da yağan rahmetlerini yağdır, yeryüzünü yeşerttiğin canlandırdığın gibi bizim ölü kalplerimizi de sen ihyâ eyle, ümit kesen yerde kuluna yetişen rahmetlerinden bizim imdâdımıza yetiş Ya Rabbi!

Ya muhavvirel havli vel ahval, havlil alena ilal ahsenihal, bi hürmeti men enzelta aleyhi suretel fatiha...

Not: Ş.Nazım Kıbrısi Hz. sohbetlerinden.

Hiç yorum yok: