7 Kasım 2009 Cumartesi

SOHBET DÜNYASI - 102 - İSLAM’DA ADALET.

Allah vardır (âmenna ve saddakna), bir sersem gelip de "Allah yoktur, ispat et "dediğinde, sen Allah yok diyen yok olasıcıya “Allah’ı ispat etmeye kalkma! olmadığına dair ispat yok” Efendimizin Peygamber olmadığını ve Kuran-ı Kerîm’in Allah kelâmı olmadığını iddia eden adam ispat etsin. Sabit hakikatlerin hilâfını kim iddia ediyorsa ispat etmek onadır, değilse kabul etmeye mahkûmdur.

Mümin olan kimseden zararlı bir iş gelmez. Zarar geldiğinde îmanından dışarıya adım attı demektir. Zarara ayak bastın mı, Zarar ettin mi İslâm dan dışarıdasın demektir.

Müslüman zararlı iş yapamaz. Zararı zararla karşılamak yoktur. O benim tarlamı yedirtti, binâenaleyh onun tarlasını yedirteyim, ektiğini sökeyim, evini yıkayım, filânını öldüreyim diye düşünmek veya uygulamak cahiliyete aittir.

İslâm’da zararı zararla karşılama diye bir şey yoktur. Avrupa ciltler dolusu kanun koysa da, bunun üstüne bir kaide getirememiştir. Bu bir satır hepsini doldurur, hiçbirine ihtiyaç yoktur.

Avrupalıların tedvin ettikleri yüzlerce gümrük kanunları, çeşit türlü kanunları vardır. Bizimkilerin de içerisi kanun dolu kütüphaneler sığmayan kütük kütük kitapları var. Hepsi kıvırtmak içindir, zararı men etmek için değil, kendi keyiflerine göre bir menfaat elde etmek içindir ve nihayet zararı zararla karşılamak içindir.

Hükümet bir kimseyi zararlı bir iş yaptığı için mahkûm eder, içeriye koyar. Adamı içeri koyup besiye çekilmiş eşek gibi kapatacağına, yaptığı zararı kapatıncaya kadar çalıştır.

En azından Osmanlı kanunu ki şeriat kanunudur, zararlı kimseleri memleketten sürgün ederlerdi, sürgün ettiği yerde çalıştırırdı. İngilizler, Osmanlı kanunu üzerine hapiste taş kırdırtır. Eskiden mahkûmların hapis elbiseleri vardı, birer kuruş yevmiye alırlardı. Bu hem hizmet olur, hem de dışarıya çıkıncaya kadar beş-on kuruş toplanırdı. Şimdikiler içeriye yığıyor, hapishanelerde televizyonları var, radyoları, romanları var, gazeteleri var birbirlerini şişleyecek şişleri de var.

İslâm’ın getirdiğini hiçbir nizam getiremez. İmkânı yok. Zarar îka etti, İslâm dairesinden dışarı çıkan adamı teşhir et;

- Bu adam İslâm dairesinden dışarı çıktı bu habisliği yaptı. De.

Tabelâ yaz tövbe edip işini düzeltinceye kadar arkasına as,. İçeri niye hapsedersin? Çeşit türlü iş yapanları niye gizlersin? İslâm’ın bir sözü bu kadar binlerce kanunları fesh eder, faydasız kılar. Onun için müminin her yaptığı işte bir fayda vardır.

Peygamber a.s.;

“Bir işi öğrenirseniz tamamını öğreniniz” demişlerdir;

Yani her işte birinci sınıf olunuz. Hangi meslekte olursan birinci sırada olmaya gayret etmelisin. Cenab-ı Hak öyle sever.

İslâm insan hayatına nizam ve intizam getirir. Müminin işinde kendisine fayda olduğu zaman ümmeti Muhammed’in hepsine fayda vardır. Aç boydan boya gazeteleri; her türlü pislik, tecavüz, rezalet, zarar, ziyan hesapsızdır. Yetmiş senedir milleti dinden îmandan, îmanın ve İslâm’ın hakikatinden uzak öylece yetiştirdiler, şimdi müfreze İslâmiyet’e gelmek isteyince kıyâmeti koparıyorlar.

- Olamaz, siz bu kanalizasyonu durduramazsınız, temize çıkarırsanız bize hayat yok.

Temizlenmesine şiddetle karşı gelmenin mânâsı da budur. Temiz su geçen yerlerin içinde sıçanlar görülmez. İşte hikâyemiz de bundan ibarettir.
Bizi kulluğundan atma Yâ Rabbi, doğru dürüst kulluğumuz yok ama kulluk yapmaya hevesliyiz.



Not; Ş.Nazım kıbrısi Hz. sohbetlerinden.

Hiç yorum yok: