4 Kasım 2009 Çarşamba

SOHBET DÜNYASI - 99 - AĞIR YÜK

Bizim asli nefislerimizi kontrol altına alıp düzeltmemizi nasip eylesin Ya Rabbi! Şeyhle sohbet en aşağı seviyeden en yukarı seviyeye taşır. Sohbetlerden anladıklarımızla beraber sohbet kuvvet daha geniş kapasite vermek içindir. Ruhlarımız bundan hoşlandığında fiziksel yapımıza destek verir.

Fiziksel yapımızın sadece yemeklerden ve ilaçlardan kuvvet aldığını zannetmeyin. Bunların hepsi pil gibidir. Pil, devamlı ve kalıcı değildir. Devamlı destek ruhlardan gelir. Ruhlardan da fiziksel yapımıza destek gelir ve bu destek devamlıdır.

Her zaman mesut ve ümitli olmanız lazım. Eğer kendi ruhunuza dikkat etmezseniz,ruhunuz mesut ve sevinçli olmayacak ve dolayısıyla fiziksel yapınıza destek vermeyecektir.

Eski insanların uzun yaşamalarının sebebi buydu. Eskiden şimdiki aletler yoktu, her işlerini elleriyle yaparlardı. Her şeyi insan gücüyle yapıyorlardı. Bu şekilde daha sağlıklı ve barış içinde yaşıyorlardı. Şimdi ne yapmak istersen bir düğmeye basıyorsun, hazır oluyor. Teknoloji rahat bir hayat hazırlasa da ama ruhlara bir yardımı yoktur. Çünkü vücutlar ruhla beraber anlaşamazlar dolayısıyla vücut kırgın olur. Vücut destek veremediğinden dolayı, günden güne sayısız hastalıklar meydana çıkar. Kendini bunlardan kurtarmaya çalışınca bu defa başka hastalıklar çıkar. Bu bitince başka bir kriz daha başka bir yerden çıkar. Böyle olunca hiçbir güvenlik kalmaz. Allah c.c. diyor ki;

“Ey insanlar,kendiniz için barış ve rahatlık istiyorsanız, ruhlarınıza daha fazla zikir yaparak, fiziki gücünüzü ve ruhlarınızın kendine olan güvenini artırabilirsiniz.”

Fiziksel yapınızın istediği ilaçları almasanız da, eğer ruh yapınız sağlamsa o zaman istediğiniz gibi sağlıklı yaşarsınız. Ama insanlar söylediklerimizin doğru olduğuna inanmıyorlar;

- Yemeden, içmeden,eğlenmeden nasıl mutlu olabiliriz? Diyorlar.

Bu hayvanların seviyesidir. Yiyip içmekle, büyük arabalarla büyük evlerle mutlu olabileceklerini zanneden insanlar hayvanların seviyesine inmiştir. Omuzlarında yük taşımayan insanlar; mutluluğa erişmeye çalışan insanlardır.

Dünya, bu geçici hayat ve fiziki arzularımız bizim sırtımıza ağır yüklerdir. Ne kadar fiziki arzulara yol açarsanız bir o kadar artar. Mesela bazı insan kahvehaneye gider bir bardak çay içer ve biraz oturur, eve geri gelir. Bazıları meyhaneye gider, bazılarının elinde daha çok imkan vardır ve daha da lüks olur ki orada daha çok eğlendirecek yollar vardır. O kahvehaneye giden ilk adamla aralarında çok fark vardır. Lükse sahip olan adam belki 50 TL hesap öder. Herkesin elinde imkan vardır ama sırtlarına daha çok yük alırlar. Bu yük insanları daha da zayıflatır.

Daha başka şansları her zaman bulabilirsiniz. Ama aynı oranda sırtınızdaki yük de artar. Bu yüzden zenginlik insanların sırtına yük olur. Zayıf insanların kendi bulundukları seviyeden yukarı çıkmaları için bir imkan yoktur. Onlar her zaman mesut yaşarlar ve onlar için her zaman güvenlik vardır.

Zenginlik ağır bir yüktür. Zenginliği Allah yolunda harcarsan sana yük olmaz. Çok istemek ve pintilik, insanları bulundukları seviyeden aşağı doğru indirir ve acı çekmelerine, daha fazla sefilliğe neden olur. Bu yüzden hayatınızda basit bir insan olmaya çalışın.

Kolay bir hayat sırtınıza hafif bir yük olur. Ellerinde valiz taşımazsan doğrudan doğruya uçaktan çıkarsın. Ama yığınla valizin varsa, gümrükte günlerce beklersin, içini açarlar, kontrol ederler. Adam dışarı çıkana kadar azap çeker.

2. milenniumdayız ve halen daha pasaport sıkıntısı vardır. Parayı ödeyip geç. Bu modernliğin en üst noktasıdır. Ama 2. Milleniuma yetiştikleri halde yaptıkları bu hal nemruttan önceki zamanın halidir. Avrupalılar öyle yapıyorlar, EURO kullanıyorlar. Bir müddet sonra parayı da ortadan kaldıracaklar ve insanlar istedikleri gibi hareket edecekler. Gidiş-geliş de herhangi bir sorun olmayacak.

Herkes serbest olduğundan, daha fazla kaçakçılık ve mafya olmayacak. Bu aptalca kanunlar mafyayı getirir, zenginleri daha fazla zengin yapar. Gitmek gelmek isteyen serbest, parayı ödeyen geçsin.

İster yaşa ister öl! Öldüğün zaman ayaklarını bağlayıp denize atarlar. İnanmak isteyen inanabilir, inanmak istemeyen inanmaz. Maalesef bu hakiki medeniyettir.

“Ey Allah’ın sevgili kulu; sen onları çağır, gelirlerse mükafatlandırılırlar, reddederlerse ceza onları bu hayatta ve öbür hayatta yakalar!”

İyi olanlar iyilik işler. Kötü olanlar kendilerine zarar verirler. İşte insanlar böyle sırtlarına yük alırlarsa hiçbir zaman bu hayattan zevk alamayacaklar. Eğer ruhlarını iyi tutarlarsa huzuru da içlerinde tutarlar.

Bizim nefsimizi bize hükmeden olmaktan kurtar, biz ona hükmedelim, sana kulluk yapalım Ya Rabbi!

Not: Ş.Nazım Kıbrısi Hz. Sohbetlerinden.

Hiç yorum yok: