17 Eylül 2009 Perşembe

SOHBET DÜNYASI - 80 - EN BÜYÜK ALLAH

Bizim ihtiyacımız Allah'tan af dilemektir;

Rabbimiz bizi affeyle, biz en küçük olanlarız.

Çok küçüğün manası; hiçbir şeydir. Eğer bu alemden farklı milyonlarcası da olsa buna rağmen yine küçüğüz. Milyarlarca olsa gene küçük. Trilyonlarca alemler de olsa, trilyonun katı kadar da olsa bu hiçbir şeydir. Katrilyonlarca nın çarpımı da olsa hiçbir şeydir. Bunun vasıtasıyla hayal gücünü kullanarak bu varlıkta olanları çok büyük yapsan da bu Cenab-ı Allah'ın büyüklüğü yanında hiçbir şeydir. Her şey O'nun büyüklüğü yanında hiçbir şeydir.

Çünkü O'nun büyüklüğüne sayılar yetmez, teraziler yetmez, dengeler de yetmez. İmkansız. Belki bizim idrakimize göre her şey büyük olabilir. Varlıkların büyüklüğü bizim gözümüzde büyük görünür. Yaratıkların varlığı senin idrakine göre daha büyük görünmekte. Ama senin idrakini, ölçülerini ve dengelerini, bunları Allah c.c. için kullanamazsın. O'nun büyüklüğünün son noktasına varamazsın. Mümkün değildir.

Eğer O'nun büyüklüğü için bir sınır bulursan, O yaratıkların seviyesine düşmüş olur o zaman yaratıcı olamaz. Yaratıcı en büyük olmaktır. O çok büyüktür. Herkesten ve her şeyden. Varlıktaki en büyüktür. Onun varlığı her yeri kuşatmıştır. Bundan dolayı yaratıklar ve alemler;

- Bizim yerimiz var. Diyemezler.

Allah'ın yanında hiçbir yer yoktur. O ilk olduğu gibi sondur. Bizim
Var oluşumuz hakkında Büyük Şeyh Efendi;

"Senin varlığın aynadaki varlığındır. Büyük bir aynada göründüğün gibisin. Bu aynada görünen hiçbir zaman ben varım diye iddia edemez."

Allah c.c.;

" İnsan zayıf yaratılmıştır." Diyor.

Zayıf olan himayeye muhtaçtır. Zayıf kendi kendini kayıramaz. Çocukta öyledir. Onun için annesi ve babası yardım eder. Büyüyüp akıl baliğ oluncaya kadar yine himayeye muhtaçtır. Akıl baliğ olmuş lakin daha olgunlaşmamış olan kendi halini iyi bilir. Ancak olgunlaşmadığından daha kötüdür,kendi arzularına hükmedemez. Hükmedemediği takdirde şeytana uyar. Bütün hayatı perişan olur gider.

18 yaşına gelip reşit olduktan sonra kendi kendini anlamaya süzmeye başlar. O vakitte kadar gözetmek, göz hapsinde bulundurmak mukarabeye bulundurmak lazımdır.

Gençlerin akıllarını çelenler kendilerini çalanlar, kendilerini çalarlar. Benliklerinden çalınmış işe yaramaz bir hale gelirler. Dünyadan gidinceye kadar cemiyetin içinde yaramaz olurlar ve herhangi bir surette dünyadan giderler. Onun için Cenab-ı Allah, insanların kendilerini nasıl gözeteceklerine dair emirler bildirmiştir.

İnsanların kemale erişmesi, dünya hayatlarını da yerine getirip, ebedi hayat için hizmeti tamamlamaları için gönderilmiştir. İlahi emirleri ayak altına alan, hiçe sayan çok cemiyetler batıp gitmiştir. Helak olmuşlardır. 21.asırda yaşayan insanlar, insanlara gönderdiği ahir zaman peygamberinin emirlerinin dışına çıkamaz. 21.asır değil 120 bin asır geçse sen gene maneviyata muhtaçsın.

Ey insan seni bu yeryüzünden alıp götürecekler. Yeryüzü boş kalacak değildir. 1 alırsa 5 koyar, 5 alırsa 15 verir. Dünya daha kendisine verilen zaman dolmadan daha boş kalmaz.

Dikkat edin, bu zamanın insanları dünyayla sarhoştur. Her şeyi maddeden bekliyor, maddenin zindanına hapis olmuş, çıkamıyor veya çıkmak istemiyor. Çocuk ana rahminde rahattır, çıkmak istemez. Onun için Allah iki melek tayin eder. Biri çeker o kaçar. O yüzden ana sancı çeker. Derler ki;

- Ya Rab, bu ana karnını çok sevmiştir, çıkmak istemiyor, biz aciz kaldık.

Deyince Allah c.c. tecellisini gösterir. Bunun üzerine çocuk secdeye kapanır. Onun için buradaki insanlar;

- Dünyada kalalım. Diyorlar.

Peygamberler ebedi bir dirilişe, serverı bir dirilişe davet ediyorlar. Sana Allah ruhaniyet verdi. Hayvanlarda olan ruhu vermedi. O ruh ile sen gökyüzüne bir yolla arşa doğru çıkabilirsin. Ama yok hayvanlara verilenden kör, topalda olsa istiyorlar;

- Yiyelim, içelim, geviş de getirsek dünyada kalalım. Diyorlar.

Bu sınıf, sınıf değil, hayvan sınıfıdır. Allah c.c. seni öyle bir surette yarattı ki aşk seni bekliyor. Huzuruna vereceğine göre Allah c.c. seni huzuruna çağırıyor. Sonsuz aşk için.

Dünyaya doymayanlar geviş getiriyor. Senin etrafında yaşayan hesapsız milyonlarca mahlukat var. Sen teksin, sen kendini tanımıyorsun. Tanımakta istemiyorsun. Topraktan gelip toprağa gidiyorsunuz. Kuyruğu eksik bir mahluk yer, içer, keyfeder, ölür, gömülür, toprak olur gider.

Talim ve terbiye gerekir. Bu milletin vebalinden kurtulamayacaklar. Çünkü aldatıyorlar ve aldanıyorlar. Hakikati söylemiyorlar. Lakin bir gün gelecek mızrak çuvala batacak. Allah'ın vermediği şey bayram değildir. Uydurmadır.

Bu millet 80 sene önce öyle bir tuzağa düşürüldü ki kurtulamadı. Bir tarih başlangıcı yapıldı. Onu yapan da bizim gibi bir kuldu. Bu gün o bir kulun bayramını yapıyorlar. O kulu gönderenin bir şükür hakkı yok mu?Bazı kimseler der ki;

- Kabirlerden medet ummayınız.

- Ne diye diyor?

- Evliya kabirlerinin ziyareti yasaktır, lakin bir tek türbe! Vardır.

- O kimseyi sana gönderene teşekkür etmeye gerek yok mu?

"Kıyamette ilmiyle alim olmayan alim kimselerin bağırsakları yerlerde hasrolunacaktır."

Sokaklarda merasim yapıldı, bir de bizim Cenab-ı Hak'ka şükrümüz olması lazım değil mi?

- Sana şükür.

Demek yanlış bir hareket mi? Niye camiyi, Allah'ı unutturuyorlar? yukarıdan bizi gören var. Görmez değil. Sıfırlar, yeni bir sayfa açar. Ne iradesine karşı gelebilir?

Şükredelim, Allah c.c. bir vesileyle yeryüzünde bu kadar devam ettirdi. Allah c.c.,kendisini tanımayanlara rıza etmez. Ne parayla ne pul ile. Mimar demiri kaldırdı. Demir: imandır, maneviyattır. Betonun içine kamış koydular. Allah vardır, görüyor, işitiyor, seyrediyor. Kudretlidir. İstediğini yapandır. Allah'tan korkun.



Not: Ş.Nazım Kıbrısi Hz. sohbetlerinden.

Hiç yorum yok: