17 Eylül 2009 Perşembe

SOHBET DÜNYASI – 78 - YARATANIN VARLIĞI


Varlıkta olduğumuz için mutlu olun. Bu en büyük şanstır. Cenab-ı Allah bizi varlığa getirdi. Eğer Allah bizi yaratmasaydı sen varlığa gelemeyecektin. Bunu hayal edebilir misin? Varlıkta olmayı bilmeyecektin. Çünkü orada değildin. Eğer orada değilsen mutlu da değilsin.

- Seni kim yarattı, sana nasıl şekil verdi, bunu kim yaptı?

Bunu hayal edemezsin. Bir yaratığı dünya üzerinde yaratmak nasıldır? Bunu da hayal edemezsin.

Bir heykeltıraş taştan bir heykel yapabilir, bir ressam da bir resim
yapabilir. Resmin gölgesi yoktur. Gölgesiz bir şekil. Evet insanoğlu yaratığa benzeyen bir heykel yapabilir ve baktığınızda;

- Bu bir kadın, bu bir kedi, kaplan ve ya eşeğe benziyor. Diyebilirsiniz.

Bir yaratık için heykel yapmak basittir.

- Ama o şekle karakteristik özelliklerini verebilmek?

Cenab-ı Allah aslanı yarattı ve aslana bazı özellikler bahşetti. Bu özelliklerle beraber aslan varlığa geldi. Bundan dolayı ona aslan dersin, eşek diyemezsin. Ve eşeğin şekli öyle bir şekle sahiptir ve özellikleriyle beraber yaratıldı ona da kaplan diyemezsin. Yaratıcı şekil yaratıyor ve özelliklerini bahşedip buyuruyor ki;

"O kaplandır"

Eşeğin özelliklerini kaplana veremezsiniz. Bu Cenab-ı Allah'ın büyüklüğünü gösterir. Allah yaratıp, onlara özelliklerini vermektedir. Yoksa aslan, aslan olamaz. O sadece o zaman bir madde parçası olur. Bir şekil görebilirisin ama o aslan değildir. O görüntüye aslanın özelliklerini, bahşetmek sadece Allah'ın özelliğidir. Ve Allah insanoğlunun özelliğini verdi, onu yarattı. Cemalettin, Ahmet değil, Ahmet, Sadi değil...!

İnsanoğluna genel özellikler verilmiştir ki insanoğlu olmasının özelliği olsun. Herkese ayrı ayrı özellikler verilmiştir. Özellikler verebilmek ırklara özellikler verebilmek. Alman ırkı ve onların özellikleri, Arap ırkı, Türk ırkı, başka özellikleriyle beraber.

- Ben Malezyalı değilim, ben Endonezyalıyım. Diyor.

Avustralya,Yeni Zelanda olmayı kabul etmiyor. Acemler de;

- İranlı değiliz , biz Nuh a.s.'ın gemisine çıkan ilk ırkız. Diyorlar.

Allah'ın büyüklüğüne bakın! İnsanlar için Allah'ın büyüklüğünü düşünmek için bahşedilen özelliklerdir. Allah her yaratığa bir istikamet bir yön vermiştir. Karınca sağa sola koşmaz hepsi bir istikamet üzeredir. Seninde varacağın bir nokta yoksa bir adım bile atamazsın. Oraya doğru hareket edersin. Mükemmel inanan kişi der ki;

- Ey Rabbimiz, Sen çok büyüksün, Senin gibi bir başkası olamaz. Sadece Sen! Teklik Sana aittir. Her büyüklük Senin içindir. Bil sekte bilmesek de sonsuz özellikler Sana aittir.

Eğer O bir karıncaya özelliklerini vermese, o karıncanın ne kadar özelliklerinin var olduğunu bilemezsin. Sayısız karınca ve bir karınca diğerinden farklıdır. Efendimizden bir emir vardır;

"Yaratanın varlığı üzerinde bir şey bilmeye çalışma, bilmen gereken yarattıkları ve onların özellikleri üzerinedir."

Çünkü onların özellikleri genel bir açıklamada her yaratığa verilmiştir. Varlığa gelebilmesi için özelliklere ihtiyacı vardır.

Allah bize bir şey bahşetti ki kendi nurunda bir şey verdi. Bir kimse karanlığa düşerse etrafındaki nedir bilemez. Işık açılırsa görür. Şimdi insan karanlıktaki bir kimseye benzer. Zifiri karanlıkta hiçbir şeyi fark edemez, hissedemez. Şimdi ışıkla doğuya batıya, aşağıya, yukarıya bakabiliyoruz. Allah'ın sonsuz güç deryalarını anlamak için gücünü, kabiliyetlerini, irade gücünü harca. Hazırlandığın zaman belki açılır. Taşıyamazsan senden alırlar ve sana Cenab-ı Allah'tan ne verildiyse onu verirler.

"Bir karınca insanı anlayabilir"

Dersek bu sana imkansız gelse de olabilir. Kimse bilemez. Sadece seviyende bir şey bilebilirsin. Daha fazlasını bilemezsin. Neden tartışıyoruz? onun varlığını hiç kimse anlamıyor, mümkün değil.

- Sen kendi varlığını iddia ediyor musun?

İddia edemezsin. Sebeplerini bilemezsin. O neden varlıktadır onu bilemezsin. Eğer Cenab-ı Allah sana vermese sen bilemezsin. Allah hakkında hiçbir şey bilemezsin. O önce olduğu gibidir. Allah dün olduğu gibidir. Bu günde Allah devamlı aynıdır. Ezeli olarak aynı kalacaktır. Hiçbir zaman değişmez. Ya Rabbi bize müsaade et anlayalım! Öyle bir ezelidir ki normal insanların çocukken, gençken bilmeleri, işitmeleri ve öğrenmeleri lazımdır.

Not. Ş.Nazım Kıbrısi Hz. sohbetlerinden.

Hiç yorum yok: