15 Eylül 2009 Salı

SOHBET DÜNYASI - 76 - FİTNE ÇIKARMAK

"Her gün yeni bir şandır"

Saltanatlı bir sözdür. Yani emsali sevkat etmemiş tecellilerden her gün yeni bir görüntü vardır. Yevm; Aslında vaktin üniversitesidir. En küçükten en büyüğüne kadar ifade eder. Her an, her dakika her saat...! İçinden geçmekte olduğumuz zaman tünelinin emsali geçmiş değildir. Bu gün dünün kopyası değildir. Yarın da bu günün kopyası değildir. Dünkü gazete bugünkünün kopyası mı? Değil. Tefsir; bugünkü ceride( yazılan çizilen) dünkü ceridenin kopyası değildir. Başından bak, sonuna kadar dünkünün kopyası değildir. Dün önceki gün yok. O ayeti kerimenin manasına işaret eden bir delildir. Her gün yeni meydana gelişler, görünüşler yenidir. Onun için;

- Ne haber var? Dediğimizde;

- Haber yok. Deniyor .

Haber var. Boş saat olur mu? Boş kese, boş boğaz, boş kafa olur mu? Her an gelişme vardır. Zaman akıyor.

-
Ayda saat kaçtır şimdi? Ayda zaman var mı? Güneş ne taraftadır? Ciheti var mı? Güneşi nereye göre tayin edeceksin?

Zaman ve mekan mefhumu tamamdır ama dışına çıktın mı kaybolur. Ayda zaman var mı? Bizim saat orada çalışır mı? Zaman izafidir.

Mekan; Güneşin mekânı nedir? Bizim mekânımız yeryüzü, güneşin
mekanı nedir? Madem ki mekan vardır, güneşin de bir mekanı olması lazımdır. Güneş bir cisimdir. Madem ki cisimdir mekanı olacak.

- Güneşin mekanı nedir?

Boşluğa mekan denilemez. Eğer boşluk mekan olursa boşluk diye bir şey kalmaz orada.

- Boşluk bir varlık mıdır? Yokluk mudur? Boşluğun tarifi nedir? Varlığın yokluğun tarifi nedir? Güneşin evi mekanı, yurdu neresi, nerede duruyor?ne tarafa yakın, ne tarafa uzak?

Acayip bir şey. Varlık,yokluk ve boşluk mefhumu üç acayip iştir. Hakikat erbabının huzurunda bellidir. Onu bulmayan çözemez. Biz şimdi oraya gitmeyelim aşağıya, dünyaya inelim.

- Nerelisin?
- Lefkoşalı.

- Mekanın nerede?

Dünyada mekan Ahirette iman. Başını sokacak, barınacak bir yerin olmazsa çok perişansın. Kiracısın,

''aybaşı kapının arkasında'' derler.

Kirayı öde veya çık. Çıkacak yeri yok. Mekanı yok, nereye gitse;

- Bu benim tapulu yerimdir. Diyecekler.

Mekansızlık ta insanlara büyük iftiladır.(otlatma) Bu cihettendir ki eski insanlar göçebeliği tercih etmişlerdir. Gide gide himmetleri düştüğü için;

- Ne diye gidelim, bir yer yurt edinelim. Demişlerdir.

Her gün hadiselerle doludur. Bilinen var bilinmeyen var. Bilinmeyenin yanında bilinenler denizden bir damla gibi kalır. Dünyada 6 milyar insan
var, bu kadar insanın içinde neler oluyor, bize ulaşan ne? Hizbullah temsilleri, göbek atan 3-5 kadın, onlara benzeyen 3-5 erkek, tambur çalan tava kafalı, onun gibi hadiseleri aksettiren haber kabilinden bir şey olmayan, en sufli tarafından bir şey olmayandır.

Halbuki o alet (televizyon) hayır olarak kullanılsa insanlara ışık tutan bir şey olur. Peygamber a.s.'ın haberleri;

"Bir şeyin görülmesiyle işitilmesi bir değildir"

Bakış fotoğraf makinesi gibidir. Lakin işitme görülenden çok gerilerde kalıyor. insanoğlunun aklının temekküz ettiği merkezi beyindedir, baştadır. İmanın merkezi de kalptedir. Ruhaniyetimizi temsil eden kalptedir. Aklımızı temsil eden baştadır. O beynimizin acayip bir yapısı vardır. Kapasitesi de bizim şimdiki bildiğimiz hududun ötesindedir. Bu gün aklımızın çok cüzi bir kısmını kullanıyoruz. Külli olan kısmıyla biz aklımızı çalıştırabilsek, dünyada ne kadar kasetler varsa, gerek resim gerek yazı, hepsini alabilir. Şüphen varsa küfredersin.

Şimdi insanoğlu belki tırnak kadar mesafeye kaç bin bilgi yerleştiriyor. Allah beynimize dünyanın bütün bilgilerini alabilecek mesafe ve idraki vermiştir. Havadis çok.

"
Havadisler üzerine bir zaman gelecek, fitneler olacak"

Fitne insanlığa zarar veren her şeydir. İnsanlığın zararına uğraşanlar fitne çıkarır. Maalesef ahir zaman olduğunda insanlar öyle bir şaşkınlık içine düşecekler ki; hepsi fitne çıkarmakta birbirleriyle yarışacaklar. Nasıl zarar verecek, nasıl fitne çıkaracak, bunu bunu düşünmekten başka kapasitesi yok bu insanların.

İnsanlar bu dünyayı karartmışlardır. Güneş var ama karanlık var.

"Öyle bir fitne gelecektir ki gecenin karanlığındaki gibi..."

Parmağını bile göremeyeceksin o karanlıkta. İnsanlığın, insanlığını yıkmak için çalıştığı zamandır. İnsanlığın şeytana % 100 teslim olduğu bir zamandır. 20. Asrın insanı şeytana teslim olmuş bir insanlık yaşıyor şimdi. Bunların gayesi birbirlerini yok etmektir. İnsanlığı silmek için seferberler. Cismani ve ruhani olarak,cismani yeti bitmiş, vücutlarının mukavemeti kalmadı, ruhaniyetini inkar edip onu da bırakmış. İnsanlığı bitirmek için insanlar seferber olmuş.

Bu fitnelerin içindeyiz. Bu karanlıktan kurtulabilmek için teknolojinin ürettiği elektriklerle kurtulacak gibi değil. Röntgen ışık verir ama iş bu fitnelerin içinde kararmıştır. Ancak ilahi nur gelirse açar. Onun için bu
gün ilahi nuru olmayan adamlar bu günü açıklayacak durumda değildir. Çünkü onlardaki şua onları karatmıştır. İlahi nur olsa onu gösterir.

İlahi nura muhtacız. Bu nur peygamberlerin makamında olanlara aittir. En büyük imtihanda evliyalarındır. Efendimizin etrafında münafıklar olduğu halde ümmetimizin çevresinde olmaz mı? Allah'ın emirlerine göre değil, kendi emirlerine göre kanun çıkaran zalim insanlardır.

- Hüküm benim iki dudağımın arasındadır. Diyorlar.

Kör dövüşü ve tatsız bir oyun. Efendimiz s.a.v.;

"Zulüm devam edemez, ederse yıkar bitirir" Diyor.

Onlar biz büyüğüz dedikçe Allah'ı küçültüyorlar.





HİKAYE

Adamın birisi pazara gidecekmiş, yolda heybesiyle giderken şeytan onu görmüş ve yaklaşmış. Evvel zamanda şeytan görünürmüş.

- Seni çok yorgun gördüm, hayvanın yok mu?

- Yok.

- Peki ben senin hayvanın olayım. Demiş ve şeytan eşek oluvermiş.

- Bin sırtıma! Demiş,

Gitmişler ve tekrar geri dönerlerken bir subaşına uğramışlar, şeytan burada yükü atmış ve suyun içine girmiş ve ufalmış küçük bir hayvan suretinde görünmüş. Adam çok şaşırmış. Gelen sormuş;

- Ne beklersin?

- Burada hayvan suya atladı, aha kulakları! Demiş ve hayvanın sudan çıkmasını beklemiş, onu görenler;

- Deli misin be adam? Hiç öyle şey olur mu?

- Burada bir deli var alalım götürelim. Demişler, almışlar. Sonra adamın haline acıyan biri;

- Sana soracaklar, sende sakın burada hayvan var demeyesin yoksa hapsederler.

Adamı alıp götürüp sormuşlar, adam;

- Ne yapalım görüyorum kulaklarını sallıyor ama söyleyemem. Demiş.

1000 sene evvel İmam-ı Gazali bu zaman için söylemiş;

"Bu zaman sükut zamanı ve evinde oturma zamanıdır. Oturup evde bekleyeceksin, dışarıya çıkarsan fitneye uğrarsın"

Alçak nursuzlar ne kabirde ne de hayattayken her şeyi mahvetmişlerdir. Bizimde istediğimiz Ya Rabbi, elektrikle açılamayan, gönderilmeyen nurları gönder, nur sahiplerini bize gönder. Bizi hakikat dönemine yetiştir, hakikat dönemini görenlerden olalım.

Not. Ş.Nazım Kıbrısi Hz. sohbetlerinden.

Hiç yorum yok: