Allah ile olalım, Allah ile olan davayı kazanmış olur. Allah ile olmayan her şeyini kaybetmiş olur. Şah-ı Nakşibendi’nin sözüne itibar edip, başlayalım.Sohbet olurken Rabia sultan olursa çok cevahirler saçarmış, meclisi çok feyizli olurmuş. Rabia sultan olmadığı vakitte dereden tepeden, havadan sudan idare edermiş. Onun için ona sorarlarmış;
- Niçin Rabia Sultan olmadığı vakit böyle konuşmuyorsunuz?
- Ey ahmaklar, fil için ayrılan lokmayı karıncalara nasıl verelim? O fil lokması, onun talebi o, Karıncanın toplayacağı nedir, ne kadar fark var arada?
Tabii Rabia Sultan aldığının hepsini kullanıyor. Tutup durmuyor.
Benzin istasyonları vardır, oraya iki tekerlekli yarım at gücünde bir şey de gelir;
- Dök bakalım benzini. Der.
Tulumbayı bastırdığı gibi taşmasın diye çeker. Arkasından o istasyona 40 tekerlekli tanker de gelir,
- Ne kadar oldu kardeşim, ne kadar meşgul ettin? Der.
İkisi de istasyondan geçer. Manevi kuvvet sahipleri hazır olan cemaatin hal ve şanına göre bildirmeye mecburdur. Ona göre yüksek olan membadan söyler, o yoksa insanın eteğine dökülen kırıntıları alır yer. ferah eder, götürür.
Evet, sohbet vaciptir. Nakşibendi tarikatında sohbetle aşılanır. İnsanları hayra itici güç,sohbetten olur. Hz. Muhammed s.a.v.;
“Din nasihat demektir”
Buyurmuştur. Nasihatte itici güç vardır. Cennet kapısında Ulema-i amilin ve Şüheda olduğunda, cennetten içeri girmek için birbirlerini buyur ettiğinde, alimler der ki;
- Siz hayır hasenat işlediniz, alimleri de donattınız, fukarayı da beslediniz, hizmet verdiniz, binaenaleyh siz giriniz onlar da;
- Şehitler İslam ayakta dursun diye kanlarını döktüler.
Diye mübahasa ederken, alimlere denir ki;
- Onlardan önce alimler girecektir! Sizin girmeniz gerektir, çünkü sizin nasihatiniz olmasa Galiy-ul şakir olamazdı o.
Cenab-ı Allah’ın onlara vereceği sevabı, cömert olan zenginlere vereceği mükafatı, ecir ve sevabı onlara bildirmeseniz, onlar bilmeyecekti ve tutacaklardı. Binaenaleyh, onların mallarını fisebilillah ta sarf etmelerine sizin nasihatiniz sebep oldu. Alim olduğunuz cihetten onlara öğrettiniz ki, onlarda öğrendikleri cihetle faziletini bildikleri için fisebilillah ta korkusuz infak ettiler. Kendilerine şükür ederek, Cenab-ı Hak’kın vermiş olduğu nimetlerden verdiler.
Şeyh-i Şühedaya gelince, onlar Alimlerin nasihati olmasa, şahadet mertebesi hakkında Allah Zülcelal’ın onlara vereceği mertebeyi, bu alimler söyleyip onları inandırmasa, onlar kendi canlarını fisebilillah’a da verecek değillerdi, tutacaklardı. Binaenaleyh, Gabiy-ul Şakir olan kimsenin şükreder zengin olmasına, hayır hasenat yapmasına, malını fisebilillah ta vermesine sizin nasihatiniz sebep oldu!
İtici güç. Bunlarında canlarını Hak yolunda verip, şehit olmalarına dair itici gücü yine sizin nasihatte buldu. Bu alimler, ganiyy-ul şakirlerin fisebilillah ta şehit olmalarına sebep oldu.
- Onlar girsin, onların peşinden siz giriniz. Denecektir.
Onun için Alimlerin kalemi batırıp yazdıkları mürekkeple şehitlerin kanı tartıldı da,alimlerin mürekkepleri, şehitlerin kanından ağır geldi. Mülahaza budur. İti fa yani ileri atıcı, itici güç, dinde nasihattir. Nasihat müessesesi yıkıldı mı din yıkılmıştır.
Not. Ş. Nazım Kıbrısi Hz. sohbetlerinden.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder