7 Eylül 2009 Pazartesi

SOHBET DÜNYASI - 72 - HATAYI KENDİNDE ARA

Herkes kendisinin mükemmel olduğunu düşünür. Etrafına bakar, her şeyi mükemmel olmayan bir şekilde görür ve insanları suçlar. Bu kendini mükemmel olmadığına işarettir. Bizim bir atasözümüz vardır;

“Ayıpsız noksansız bir Allah’tır”

Tabii, O Allah’tır, mutlak mükemmelliğe sahiptir. Yaratıkların hataları vardır, mükemmel değillerdir. Fakat bizim nefsimiz;

- Ben mükemmelim.! Diye iddia eder.

Allah’ın son habercisi, Efendimiz s.a.v.;

“Bir kimse başkalarının hatasını görmeyip, kendi hatasını düşünürse, o kimse için büyük bir şanstır”

İnsanların genel olarak seviyeleri şunlardır:

Birinci ve en düşük seviyedeki insanlar ki; bu seviyenin altında insanlar yoktur. İnsanların çoğu bu seviyededir ve kendi nefsinin karakterlerini değiştirmeye çalıştırmazlar. Nefis;

- Ben mükemmelim, kimse böyle mükemmel değil. Diye iddia eder.

Allah da diyor ki;

“Ben sizin Rabbiniz değil miyim?Ben sizin Rabbinizim ve en büyüğüm”

En aşağı seviyedeki insanlar işçi olabilir, amele olabilir, çoban olabilir, köle olabilir, bununla beraber kendi içinde iddia ettiği kendi mükemmelliğidir. Nefis en düşük seviyesi budur.

Sultan ve ya kral demiyorum çünkü günümüzde başkanlar ve parlamenterler var, onların baktıkları ünlü kişilerdir, kibirlerinden dolayı, onları kendi ayakları altında görürler.

Günümüzde en yüksek seviyeli kimse olabilir, en yüksek, rütbesi olabilir ama kibrinden dolayı onun seviyesi en düşüktür. Bu seviyede herkes bir firavuna veya bir Nemruta benzer.

En düşük seviyeli insan mükemmel olmayanla beraberdir. Çünkü onları görüşlerine göre mükemmellik rütbeye göredir. Rütbeler insanları dünya üzerinde en büyük seviyeli yaparlar. Bu seviyede ki insanlar mutlak
mükemmelliğin kendileri için olduğunu düşünürler. Bunun ispatı yaptıkları ve söyledikleri her şey mükemmel değildir. Kendilerinden kendilerine veya insanlardan kendilerine hiçbir suçlama olamaz. Eğer mükemmel olmadıklarına dair bir şey işitirlerse çok kızıp onu mahvetmek isterler. En azından tenkiti hiçbir zaman kaldıramazlar. Taşıyamazlar, en küçük bir kelime bile onları volkana çevirir. Her şeyi yok etmek, yakıp yıkmak ve herkesi öldürmek isterler.

Bu zalimlerin işaretidir. Hiçbir zaman ilahi kaideleri kabul etmediklerinden nemruta benzerler ve bu dönem onlarındır.

Kim otorite sahibi, kendisine mükemmellik verecek bir kimseye kendini teslim ederse kendini kurtarır. Onları boş dağlardan uzaklaştırmak için peygamberler gönderildi çünkü peygamberler mükemmelliği temsil eder ve peygamberlerin yolunu takip eden mükemmel insanlarda kendini kurtarmıştır.

Kim kendini kurtarırsa, hayvanların seviyesinden de kurtarır. Ancak ilk seviye hayvanların seviyesidir. Faydalı hayvanların değil; vahşi hayvanların, kurtların, ayıların, tilkilerin, kobra yılanının, engerek yılanının, canavarların seviyesidir. Dış görünüşte insandır. Ancak gerçekte bir yılana, bir akrebe, çakala, tilkiye, ayıya, herhangi bir vahşi hayvana benzer.

Otorite sahibine teslim olanlar, mükemmel kimse tarafından eğitilir ve bu kimselere mükemmellik verilir. Kimseleri beğenmeyenler, nefislerinin kölesi olanlar mükemmel olamazlar. Kim otorite sahibi bir kimseye tabi olursa kendilerindeki mükemmelsizlik gider ve başkalarının mükemmelsizliğiyle ilgilenmezler. Mükemmel olmayan insanlar ancak başkalarının hatalarını görür.

HİKAYE


Mevlana Celaleddini Rumi anlatıyor;

Bir zamanlar bir kimse marangoza bir çocuk getirir, Ustaya;

- Benim oğluma bak, eğit ve iyi bir marangoz yap.

Usta;

- Tamam. Der.

Bir müddet sonra usta;

- Bu şişeyi bana getir.

- Hangi şişeyi?

- Bunu.

- Hangisiydi?

- Birini kır ve getir bana.

Çocuk çekici alır ve şişelerin ikisi de kırılır. Çocuğun şaşı olduğu anlaşılır.

Kim mükemmel değilse kendisinden başka herkeste hata arar. Kim mükemmelse hata aramaz ve onu eğitmeye başlar. Herkes mükemmel olamaz. İnsanların hepsi şeref sahibi değildir. Bundan dolayı insanlar dikkat etmelidir. Çok insanlar gelip insanları suçluyorlar.

Kendini düzelmeye çalış. Düzeltip mükemmelliğe ulaştığın zaman yalnızca kendini suçlarsın, nefsini suçlarsın. O zaman Resulullah s.a.v., kendi etrafında ümmeti Muhammed’in insanları mükemmelsizlik seviyesinden alıp mükemmelliğe taşımalıdır. Bu kolay değildir.

Bazı insanlar için ruhani otoriteye sahip bir kimseye tabi olup soru sormak, check-up yaptırmak zor bir şeydir. O ibadet eder ama ibadet etmek mükemmelliğe ulaşmak için yeterli değildir. Çoğu kimse ibadetleriyle mükemmel olduklarına inanırlar.

Allah, Adem’i yarattı ve Allah şeytanı gönderdi. Şeytan bir numara olmak için, daha ibadet etmek için koşuyordu. Allah, Adem’i ve şeytanı yanlış düşüncelerinden kurtarmak ve çalışmalarını Allah için yapması için Adem’i yarattı. O, Allah’ın arkasından gelen birinci kimse olmak istiyordu.

Adem a.s otorite sahibi bir kimseydi. Ondan sonra otorite sahibi kimseler gelmiştir. Kim kendi içinde mükemmelliği ararsa; onlar mükemmelliğin mükemmel olan kimselerden alınacağını bilmelidirler. Bir kimse kendi başına mükemmel olamaz, mükemmel olan birinden almalıdır. Aşılamak kendi kendine olmaz. Bir ağaç başka biri tarafından aşılanınca mükemmel olur. İnsanda ağaca benzer kendi kendini aşılayamaz.


Not. Ş.Nazım Kıbrısi Hz. Sohbetlerinden.

Hiç yorum yok: